Mehmet Akif Ersoy'un Mısırlı şairlerle buluştuğu yer: El Fişâvi
Vatanın hürriyeti için kükremiş bir sel gibi bendini çiğneyip aşan o dev sesin, sessiz bir inzivaya çekildiği Kahire yılları; derin bir hasretin, sadakatin ve trajik bir vedanın hikayesidir aslında. Hilvan'ın kavurucu sıcağında, bir milletin vicdanı olan kaleminden dökülen son mısralar ve titizlikle ördüğü ancak sırrı mezara kadar uzanan Kur'an-ı Kerim meali, onun gurbetteki ruh halinin en çarpıcı tanıklarıdır. Peki, milli mücadelenin manevi lideri Mehmet Akif Ersoy'a Kahire'de neresi kucak açmıştı, Mısırlı şairlerle buluştuğu yer neresiydi? Sizler için araştırdık.
◾ İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy, yalnızca bir şair değil; aynı zamanda bir fikir adamı, vatansever bir yürek ve ahlak abidesi olarak Türk milletinin kalbinde sarsılmaz bir yere sahip.
◾ "Asım'ın Nesli" idealini bizzat yaşamı ile temsil eden Mehmet Akif, en zorlu milli mücadele yıllarında kalemi ve hitabetiyle bir milletin dirilişine rehberlik etmiş, günümüzde de bu devam ediyor.
◾ O; sanatı şahsi bir gaye olmaktan çıkarıp toplumun dertlerine, hürriyetine ve inancına vakfeden milletin şairidir. Kaleme aldığı her mısrada Anadolu'nun ruh köklerini ilmek ilmek işlemiştir.
◾ Onun mirası, sadece kağıt üzerindeki şiirlerinde değil; tevazu, dürüstlük ve vatan aşkıyla yoğrulmuş karakterinde yaşamaya devam etmektedir...
◾ Mehmet Akif Ersoy deyince akıllara gelen bir şehir var, şüphesiz bu Mısır'ın başkenti Kahire. Bayrak Şairimiz 1925 ile 1936 senelerini bu tarihi şehirde geçirmiş.
◾ Bu yıllar hayatının en hüzünlü ve aynı zamanda en verimli dönemini kapsıyor. Şairimiz İstanbul'dan ayrıldıktan sonra Kahire'ye gitmiş ve buradaki Hilvan isimli köye yerleşmiştir. İşte, o günden itibaren şairimizin bitmek bilmeyen memleket hasreti baş gösterir..
◾ Akif'e, 21 Şubat 1925 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendisine "Kur'an-ı Kerim'in Türkçe tercümesini hazırlama" görevi teklif edilir.
◾ Başta tereddüt etse de bu görevi yerine getirmeye niyet eder. Büyük bir titizlikle çalıştığı meali tamamlasa da kaygılarından ötürü teslim etmez, bunun yerine meali dostu İhsan Efendi'ye verir.
◾ 1929 ve 1939 yılları arasında ise Camilatü'l- Mısriyye bilinen adıyla ise Kahire Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi'nde, Türk Dili Ve Edebiyatı dersleri vermeye başlar. Burada edebiyat profesörlüğü yapan Akif, 1933 yılı geldiğinde ise Safahat'ın yedinci cildi olan "Gölgeler"i neşretmiştir.