Geçmişten günümüze kültürümüzde aşure
Hicri yılın ilk ayı Muharrem'in 10'u, İslam alemi için mühim hadiselerin gerçekleştiği Aşure günüdür. Bereket ve bolluğun temsili olan bu özel günde aşure tatlısı yapılır. Akraba, dost ve komşulara dağıtılan bu güzel adet, İslam aleminin birliğini diri tutar, muhabbetini artırır. Peki, Osmanlı'da aşure kültürü nasıldı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
AŞURENİN DAĞITILMA ŞEKLİ
🔸 Osmanlı Devleti, ihtişamın göstergesi olarak aşure dağıtımında tür olarak Göksü çömleklerini kullanır. Saray dairelerine ve halka birkaç gün süreyle dağıtılan tatlı, aşure testisi adı verilen porselenden, ağzının bir kenarı yalaklı ve kapalı, tek kulplu özel kaplarda ikram edilir.
🔸 Helvacıbaşılar nezaretinde hazırlanan aşure, yüksek dereceli devlet görevlileri ile din büyüklerinin evlerine değerli kase ve testilerle gönderilir. Bu kişiler, ertesi gün ikramın gönderildiği değerli kaplara şekerleme ve badem ezmesi gibi yiyecekler koyarak iade ederler.
🔸 Hanedan mensupları, paşalar ve vezirler aşureleri birbirlerine kapaklı, ağzı geniş, altında tepsisi olan ve armağan olarak saklanan değerli porselen veya madeni aşurelik adı verilen küçük testilerle gönderir.
AŞURENİN PADİŞAHA SUNULMASI
🔸 Saray mutfağında büyük kazanlarda hazırlanan aşure, ilk olarak özel bir törenle padişaha, harem halkına sunulur. Ardından devletin ileri gelenlerine, imaretlere ve halka dağıtılır.
🔸 Aşurenin padişaha takdiminde aşçıbaşı, süslemeli elbise giyer. Umera, zabıtan ve öğrencilere bahşişler dağıtılır. Babıali'de yapılan aşure takdimi nedeniyle aşcıbaşı ağası ve hassa aşcıbaşısına samur kürk giydirme töreni düzenlenir.