Ayetler eşliğinde ruhun hastalıkları
Allah Teala'nın azabından kaçınmak ve mümince bir yaşam sürmek isteyen Müslümanlar bu minvalde bazı eylemlere karşı mesafeli olarak ruhi hastalıklara yakalanmamaya çalışırlar. İnsan kendisini manevi olarak terbiye edemediği müddetçe Allah'ın (CC) rızasını yakalayamaz. Sizler için ruhun hastalığı olarak isimlendirilen bazı meseleleri ele aldık.
Önceki Resimler için Tıklayınız
"Vay haline o namaz kılanların ki, Onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar. Hayra da engel olurlar."
Maûn Suresi 4-7. Ayetler
Maûn Suresi 4-7. Ayetlerin mealini dinlemek için tıklayın
Maûn Suresi 4-7. Ayetler Tefsiri
◾ Yukarıda insanlara karşı insanlık görevini yerine getirmeyenler kınanmıştı; burada ise Allah'a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilmektedir. Burada namaz kılmalarına rağmen kınananların olumsuz tutumlarına üç örnek sıralanmıştır: a) Namazlarının özünden uzak olmaları, b) İbadetlerinde halka gösteriş yapmaları, c) Hayra engel olmaları. "(Namazlarının) özünden uzaktırlar" diye çevirdiğimiz sâhûn kelimesinin sözlük anlamı "unutanlar" olup bu bağlamda, "namazlarını vaktinde kılmayanlar" şeklinde yorumlayanlar bulunmuşsa da Taberî, bizim de meâlde esas aldığımız yorumunda sâhûn kelimesini, "namazı ciddiye almayanlar, başka şeylerle meşgul olmayı namaz kılmaya tercih edenler" şeklinde anlamanın daha isabetli olduğunu, bunun vaktinde kılınmaması veya büsbütün terkedilmesiyle ilgili yorumu da kapsadığını belirtmiştir.
◾ Allah Teala kullarından kendisine huşu içerisinde ibadet etmelerini ister. Bu manada sükunet dolu bir kalp ile ibadetlerimizi ifa etmemiz gerekir.
◾ Zira bu şekilde eda edilmeyen ibadetler şekilden ibaret kaldıkları gibi manevi olarak Müslümanlara da bir fayda sağlamazlar. Bu yüzden huşu, ibadetlerin en önemli vasıflarındandır.
"Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var."
İnfitâr Suresi 10-11. Ayetler
İnfitâr Suresi 10-11. Ayetlerin mealini dinlemek için tıklayın
İnfitâr Suresi 10-11. Ayetler Tefsiri
◾ Râzî, bu âyetlerle ilgili olarak özetle şöyle der: Kuşkusuz Allah Teâlâ, kullarının neler yaptığını bütün ayrıntılarıyla bilir; bunun için yapılanların yazılmasına, yazıcılara, şahitlere, belgelere ihtiyacı yoktur. Ancak O, kendisiyle insanlar arasındaki ilişkileri onların kendi aralarında uygulayacakları usullere göre düzenler. İnsanlar arasındaki hak ve sorumlulukları düzenlemenin en sağlıklı yolu, her şeyi kayda geçirmek; hesaplaşma aşamasında ise belge ve tutanakları ortaya koyarak hakkın yerini bulmasını, adaletli bir sonucun alınmasını sağlamaktır.
ÇOK KONUŞMAK
◾ Çok konuşmak insanı madden ve manen yorduğu gibi İslami manada terakkisine de engel olur. Oysa tüm uzuvlar işlediklerinden sorumludur.
◾ Bu manada insanın ağzından çıkanlara dikkat etmesi gerekir. Çünkü hesap gününde dilimizden çıkanlardan mesul olacağız. Bu bilinç ile sırat-ı müstakim üzere hareket etmeliyiz.
"(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!"
Ankebût Suresi 64. Ayet
Ankebût Suresi 64. Ayetin mealini dinlemek için tıklayın
Ankebût Suresi 64. Ayet Tefsiri
◾ Putperestlerin anılan tutumu benimsemelerinin temelinde dünya tutkusunun bulunduğuna işaret edilmektedir. Aslında bu durum birçok inkârcı için de geçerlidir. Çünkü din yasalar bütünüdür; buyruk ve yasakları vardır ve bunlar insanın arzularını sınırlar. Bu noktada insan bir ikilemle karşı karşıya kalır: Aklının ve vicdanının buyruklarını nefsânî isteklerine hâkim kılanlar iradelerini inançlarıyla bütünleştirir; dinin buyruk ve yasaklarının mâkul, değerli ve uyulması gerekli ödevler olduğuna hükmederler. Nefsânî arzuları akıl ve vicdanlarına galip gelenler ise söz konusu buyruk ve yasakları birer külfet olarak gördükleri için bunların anlamsız ve yararsız olduğuna hükmederek sonuçta din karşıtı bir düşünceyi ve hayat çizgisini benimserler.