Ramazan’da İnsan Olma Sanatı
İslam aleminin büyük bir özlemle ifa ettiği Ramazan ibadetlerinin yanında bir Müslüman olarak bizlerin görmesi ve uygulaması gereken bazı davranışlar bulunuyor. Bu mübarek ayda yalnızca mideyi nadasa bırakmıyoruz, ruhun yabani otlarını temizleyip kalbe merhamet tohumları ekmek için bir vesile olarak görerek başlıyoruz kutlu döneme. Gündelik hayatın telaşında körelen vicdanımızı sabır taşıyla bileyerek, 30 gün boyunca 'en iyi versiyonumuzun' provasını yapmak için gayret edeceğiz...
◾ Ramazan ayı, ruhumuzu kötü davranışlardan ve alışkanlıklardan arındırmak için bir fırsattır. Bu şansı iyi değerlendirmek gerekiyor. Bunlardan ilki şüphesiz merhametli ve şefkatli olmak.
◾ Merhametli olan bir insan; şefkat göstermeyi de şefkat gösterilmeyen ortamda sesini de çıkarmayı bilir. Bu da "adaletsiz" olunan ortamda da aynı tepki vermeyi sağlar elbette. Bu mübarek ayda, "Yaradılanı severim, Yaradandan ötürü" düsturu ile hareket etmek; kalbi yumuşatır...
◾ Cömertliği bir yaşam biçimi haline getirmek. Şüphesiz insanın en büyük dünyevi zaafı maddiyattır. Mala, mülke ömrünü heba eden insanların gözü hep aç olur ve yaşamı boyunca yalnız bunun için yaşar ve bunun için ölür.
◾ Rabbim bizleri, bilhassa bu mübarek zaman diliminde "para" tuzağına düşmekten muhafaza eylesin. Tam bu noktada "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" hadis-i şerifi akıllara gelmeli ve Ramazan ayını; "paylaşma" bilinciyle ifa etmeliyiz.
◾ Gelelim belki de bizleri en çok zorlayan davranışa; sabırlı olmak ve öfkemizi kontrol edebilmek. Feyz ve bereketiyle bizleri kuşatan Ramazan ayında; bazı fıtratlara göre aç ve susuzluk, sinirlerimizin gerilmesine neden olabilmekte.
◾ İşte, burada "ben oruçluyum" deyip sükuneti sağlayabilmek insanın asıl sınavıdır. Her an, her yerde parlamaya hazır öfkeyi törpülemek, fevri tepkilerin önüne geçmek irade terbiyesinin zirvesidir şüphesiz.
◾ Bu noktada, öfkemizi ya sözlerimizle ya da hareketlerimizle belli ediyoruz. Buna dur demeli ve ağzımızla sarf ettiğimiz ve hoş olmayan cümlelerimizin incitici gücünden önce kendimizi sonra çevremizdekileri korumalıyız.
◾ Gıybet, dedikodu, ve yalan orucun manevi sevabını azaltır ve kişiyi maneviyattan uzaklaştırır. İşte Ramazan bir vesiledir, bu ayda dilimizi boş sözlerden arındırmalı, arındıramıyorsak da "konuşmamaya" alıştırmalıyız.
◾ Aslında Ramazan, her kesimden, her yerden ve her coğrafyadan insanın "bir" yani "aynı" olduğu kutlu bir dönemdir. Ramazan'da herkes oruçludur ve kimsenin kimseye bir üstünlüğü yoktur. (Elbette bu diğer zaman diliminde de böyledir)
◾ Bu süreçte; egoyu, kibri bir kenara bırakıp tevazu elbisesini giymek şarttır. Kimseyi hor görmeden; herkesle aynı safta ve sofrada buluşabilmek kalpteki "benlik putlarını" yıkar. Kutsi dönemden, bu putları yıkmadan dönmeyelim.