Nefsin aradığı şey dünyadır
İbn Arabi'ye göre dünya, mutlak yokluk ile mutlak varlık (Hakk) arasında bir "berzah"tır (ara alem). Nefsin hatası, dünyayı "gerçek" zannetmesidir. Nefs, doğası gereği var olmayı ve hazzı sever. Dünya ise süslü bir "hayal"dir. İbn Arabi, dünyayı bir rüyaya benzetir. İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar. Nefs, rüyadaki nesnelere (makam, para, övgü) gerçekmiş gibi sarılır. Peki insan neden her şeyi elde etse bile hala tatmin olmadığından yakınır?
➡ Arapça kökenine baktığımızda "dünya" iki temel anlama gelir:
Dünüvv: "En yakın" demektir. Ahirete nispeten bize daha yakın olduğu için bu isim verilmiştir.
Denâet: "En alçak, basit ve değersiz" demektir.
➡ Bu âleme alçak bir şey gözüyle bakmak, ancak öteki âlemin değerli olduğu bilinciyle mümkündür. Kur'an-ı Kerim bizi bu geçici süse karşı şöyle uyarır:
"Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın, o aldatma ustası da Allah hakkında sizi kandırmasın." (Fâtır, 35/5)
⬇⬇
İbnü'l-Cevzî'den Nefis Terbiyesi ve Ebedi Kurtuluşun Yolları
➡ Dünyevileşmek, sadece mal mülk sahibi olmak değildir. Asıl tehlike, Allah'ı ve ahireti unutarak büyük bir hırsla dünyaya sarılmak, hiç ölmeyecekmiş gibi maddeye mahkûm olmaktır. Malın kendisi şer değildir; şer olan, malın kalbe girmesi ve insanın ona köle olmasıdır.
➡ Peygamber Efendimiz (sav) bu durumu bir hadis-i şerifte ne güzel özetler:
"Bu dünya malı göz alıcı ve tatlıdır. Ne mutlu sahip olduğu maldan yoksullara, yetimlere ve yolda kalmışlara verenlere! Malını haksızlık yaparak kazanan ise, bir türlü doymak bilmeyen obur kimse gibidir. Kıyamet gününde bu mal onun aleyhine şahit olacaktır." (Müslim, Zekât, 123)
➡ Dünyevileşmenin zirvesi, gücü ve serveti kendinden bilmektir. Karun, hazinelerinin anahtarlarını bile taşımakta zorlanılan bir zengindi ama "Bu servet bende mevcut bir ilimden ötürü verildi" diyerek kibre kapıldı. Firavun ise mülküne güvenip ilahlık tasladı. Sonuç? Büyük bir hüsran.
➡ Rabbimiz bu ibretlik sonların perdesini şöyle aralar:
"Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki kaybedecek olanlar da şeytanın yandaşlarıdır!" (Mücadele, 58/19)
➡ İslam'ın yolu nefsi yok etmek değil, onu "tezkiye" yani arındırmaktır. Nefis, içinde hem kötülüğü hem de takvayı barındıran bir mücadele alanıdır. Akıllı kişi, nefsini dizginleyen ve ölüm ötesi için hazırlık yapandır.
➡ Şems Suresi'nde bu başarı şöyle müjdelenir:
﴾7﴿ Nefse ve ona düzen verene;﴾8﴿ Ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki,﴾9﴿ Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.﴾10﴿ Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir.(Şems, 91/7-10)
➡ Dünya bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Çocuklarımızı ve mallarımızı birer imtihan kılan Allah, bizden "selim bir kalp" beklemektedir. İmam-ı Azam'ın gemisi battığında da batmadığında da "Elhamdülillah" demesi, dünyanın kalbe girmediğinin en büyük kanıtıdır.
"İnsanların diriltileceği gün ve Allah'a temiz bir kalple gelenler dışında malın da çocukların da fayda vermeyeceği gün beni mahcup etme!" (Şuarâ, 26/87-89)
⬇⬇
Darlık Anında Ferahlık: Hadislerde Geçen Dualar