Arama

  • Anasayfa
  • Galeri
  • İslam
  • Mukaddes Emanetler nedir? Mukaddes Emanetler hakkında bilinmesi gerekenler

Mukaddes Emanetler nedir? Mukaddes Emanetler hakkında bilinmesi gerekenler

Mukaddes Emanetler, Peygamber Efendimizin ve diğer bazı peygamberlere, sahabe ve İslam büyüklerine ait eşyalardır. Önemli bir kısmı Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi sırasında ve daha sonra oradan getirilenlerden oluşur. Asırlar öncesinden gelen bu aziz emanetler, nesiller boyunca büyük bir titizlikle korundu. Peki, Mukaddes Emanetler nelerdir? İşte Kutsal Emanetler hakkında bilinmesi gerekenler...

  • 1
  • 20
Mukaddes Emanetler nedir?
Mukaddes Emanetler nedir?

Peygamber Efendimize ait olan veya onun tarafından kullanılan eşyayı sahabeler ve ardından gelen nesiller büyük bir titizlikle korundu. Sahabeler, Resûlullah'ın tıraş sırasında saç ve sakalından kesilen telleri muhafaza etti. Bunların bir tekine sahip olmak bütün dünyaya değişilemeyecek kadar şerefliydi.

Yavuz Sulta Selim'in Mısır'ı fethetmesiyle birlikte İstanbul'a getirilen Mukaddes Emanetler, 1517 yılından bu yana Topkapı Sarayı'nda bulunan "Hırka-i Saadet Dairesi"nde büyük bir titizlikle korunuyor. Topkapı Sarayı'nın "Hırka-i Saadet Dairesi" olarak adlandırılan bölümünde muhafaza edilen "Mukaddes Emanetler", Peygamber Efendimiz ve yakınlarının değerli eşyalarından oluşur. Bu eşyalar "Emanet-i Mubareke" adıyla da anılır. Mukaddes Emanetler, Topkapı Sarayı'nda Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan "Üçüncü Avlu"da bulunan bir odada korunmaktadır. Topkapı Sarayı'na intikal eden mukaddes eşyanın 605 adedi Mukaddes Emanetler Dairesi'nde, bazıları da hazine, silâh, kumaş ve kütüphane bölümlerinde bulunmaktadır.

  • 2
  • 20
Müslümanların aziz emanetleri
Müslümanların aziz emanetleri

Tarih boyunca halifelerin ve İslam devletleri hükümdalarlarıın himayeleri altında bulunan Kutsal Emanetler'e, halifelik alametleri gözüyle bakışmış ve değer verilmiştir. Benzersiz bir dini törenle Yavuz Sultan Selim'e takdim edilen Kutsal Emanetler'den bazıları, Osmanlı ordusunun bekçiliğinde ve Kur'an-ı Kerim okunarak, İstanbul'a getirilmiştir. Emanetler, önceleri Topkapı Sarayı'nın Harem, Hazine gibi kısımlarında korunmuş, daha sonra ise Hırka-i Saadet Dairesi'nde muhafaza edilmişlerdir.

İslam dünyası için manevi değeri çok yüksek olan bu eşyaların İstanbul'a getirilerek bu emanetlere ev sahipliği yapmaya başlaması, şehrin manevi değerine değer katan tarihi günlerden biri olmuş, İstanbul da kutsal dininin emanetlerini büyük bir saygı , sevgi ve itinayla bugüne kadar muhafaza etmiştir. Kutsal Emanetler'in İstanbul'a getiriişi yalnızca Yavuz Sultan Selim zamanıyla sınırlı kalmamış, bu değerli koleksiyona Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar birçok yeni eser kazandırmıştır.

Halen müzede korunan ve bir kısmı sergilenen Mukaddes Emanetlerden en önemlilerine daha yakından bakalım. 👇

  • 3
  • 20
Hırka-i Saadet
Hırka-i Saadet

Hz. Peygamber'in hırkasıdır.

Peygamber Efendimiz daha hayatta iken ona sevgisini göstermek amacıyla birçok şiir yazıldı. Gelenek haline gelen bu şiir türleri ise kaside olarak adlandırıldı. Bu kasidelerden biri ise Hz. Peygamber'in huzurunda okundu: Kaside-i Bürde.

Kâ'b bin Züheyr tarafından yazılan kaside, Peygamber Efendimizin üstün ahlaki vasıflarını, getirdiği tevhid mesajının değeri, ona iman edip yolundan giden sahabenin cesaretini anlatır. Kâ'b bin Züheyr, şiirinin "Muhakkak ki Peygamber kendisiyle aydınlanılan, Allah'ın çekilmiş yalın kılıçlarından bir kılıçtır" beytini söylediğinde Peygamber Efendimiz duygulanarak üzerindeki hırkayı çıkarıp ona hediye etti. Bu olay nedeniyle kaside "kaside-i bürde" olarak anıldı. Hz. Peygamber'in, sırtından çıkarıp kendisine bizzat giydirdiği hırka, Resûlullah'ın en önde gelen emaneti sayılır.

Tarihte nam salmış Bürde Kasidesi

Sırasıyla Emevilere ve Abbasilere intikal eden bu mukaddes hırka, bir müddet Mısır'da muhafaza edildi. Buradaki Abbasi halifeleri tarafından bazı merasimlerde giyildi. Osmanlı döneminde ise sultanlar bazen çıktıkları seferlerde Hırka-i Saadet'i yanlarında götürdü. Örneğin I. Ahmed'in gittiği her yere hırka-i saâdeti de beraberinde götürürdü.

Osmanlı döneminde hırka-i saâdeti korumakla görevli kırk has odalı mevcuttu. Bunların görevi odaları süpürmek, burada mevcut mushafların ve diğer kitapların tozunu almak, buhur yakmak, gül suyu serpmek, altın ve gümüş eşyaları parlatmak ve binanın tabanını yıkamaktı. Dört has odalı gece nöbeti tutar ve Kur'an okurlardı. Hırka, Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan iç içe iki altın sandıkta bohçalara sarılı olarak muhafaza ediliyor.

  • 5
  • 20
Dendân-ı Saadet
Dendân-ı Saadet

Hz. Peygamber'in Uhud Savaşında kırılan mübarek dişinden bir parçadır.

Uhud Gazvesi esnasında Utbe b. Ebû Vakkas tarafından atılan bir taşla Hz. Peygamber'in miğferinin parçalandı ve sağ alt çenede ön dişlerle azılar arasındaki dişi kırıldı. Peygamberimizin yüzü yaralanınca akan kanı durdurmak için Hz. Ali ile Fatıma gayret sarf etti.

Kırık diş parçasının kimin tarafından muhafaza edildiği bilinmemektedir. Hırka-i Saadet Dairesi'nde bulunan dendân-ı saâdet altın mahfazası Sultan VI. Mehmed tarafından yaptırılmıştır.

Uhud Savaşı: Müslümanlar için ibret dolu olay

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN