Fatma Bayram Röportajı: İyilik Hem İmanlı Hem Ahlaklı Hem De Zarif Olmaktır
TK Yayınları'ndan çıkan İyiler Yalnız Değildir, Fatma Bayram'ın Bakara Suresi 177. ayet kapsamında, iyiliği ele aldığı önemli bir eser… Çoğumuz aslında iyiliğin tam olarak tanımını yapamıyoruz hatta kime iyi diyeceğimizi dahi ölçemiyoruz. Bunu ölçemezken nasıl iyi olunacağını da haliyle bilemiyoruz. Algısını yitirdiğimiz bu kavram karşısında bazen tüm ahlaki değerlerden yoksun birine "ama iyi insan" diyerek ne kadar çok hataya ve yanlışa sürüklendiğimizi fark edemiyoruz. Bu noktada bu kıymetli eser bizi, iyiliğin çok yönlü yani iman, ibadet ve ahlak boyutlarıyla tanıştırıyor. Tam burada Fatma Bayram ile "iyilik karşısında yanılsamaya düşmemek için" eseri ön plana alarak, bir röportaj gerçekleştirdik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Özge Özkul: "Etrafımızdakiler için yapabileceğimiz en harika yatırım, kendimizi iyileştirmektir" diyorsunuz. Peki, insanın kendi iyileşme sürecindeki engeller neler olabilir?
Fatma Bayram:
En büyük engel kendimiziz. Alışkanlıklarımız, düşkünlüklerimiz ve irademizin zayıflığı. Bundan daha büyük engel bilmiyorum.
Özge Özkul: Kitapta ahlaki davranışların, sürekli ve tabii olması gerektiğinden bahsediyorsunuz. Sizce günümüzde sosyal medyanın "görünürlük" odaklı yapısı, bu sürekliliği ve tabiiliği nasıl etkiliyor?
Fatma Bayram:
Özge Özkul: Dinden bağımsız bir ahlak anlayışının yokluk anlamına geldiğini vurguluyorsunuz. Peki, günümüzde sıkça görülen "vicdan temelli iyilik" hareketlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fatma Bayram:
Vicdan temelli iyiliğin en büyük zaafı, vicdanın göreceli olmasıdır. Evrensel vicdani ilkeler dediğimiz temel konular dışında anlık kararlarımızı etkileyen ilkelerimizi sadece belirsiz ve aşırı kişiselleşmiş vicdanlara bırakmak ahlakın kendisi için olmaktan çok kişilerin kendileri için de bir handikaptır. Çünkü vicdan bütün insanlarda standart değildir. Aynı davranış vicdanı görece zayıf olan birini hiç rahatsız etmezken, çok hassas birinin bütün dengelerini altüst edebilir. Ayrıca nihai bir yargı gününe dayanmayan bir vicdan ya kendini tamamen susturacak ya da zihinsel ve duygusal açıdan çok büyük bir ıstırap yaşayacak demektir.
Özge Özkul: Eserinize ilham olan Bakara Suresi'nin 177. ayeti kerimesinde belirtilen "kapsamlı iyilik" tanımı, bireyin kendini iyileştirme yolculuğu için nasıl bir rehber olabilir?
Fatma Bayram:
Yine çok kıymetli bir soru. Bu ayet bize kendimizi geliştirmeye/tekamüle çalışırken hiçbir boyutumuzu ihmal etmeme konusunda rehberlik ediyor. İnanç esaslarına iman edip geçmekle kalmadan, onların neleri içerdiğini bilmek, bu bilgileri içselleştirmek ve duygusal olarak da katılmak, bu motivasyonla hem dikey (Rabbimiz ve melekut alemi) hem de yatay (insanlar ve tüm mahlukat) ilişkilerimizi düzenlemek konusunda önümüzde büyük bir alemin kapısını açıyor. Bu büyüklük ve kuşatıcılık gözümüzü korkutmasın. Bunlar birbiriyle organik bir bağ içinde olduğundan bir tanesini düzgün yaptığınızda pek çoğu onun peşine takılıp gelecektir. Mesela ahiret alemi hakkında zihinsel ve duygusal açıdan kendini donatan bir insanın ibadetleri de ahlakı da istese de istemese de düzelecektir. Bazıları kendi zihnindeki ideal bir cetvelle herkesi ölçmeye kalkıp faraza "bir de ahiretten bahsediyor, baksana şu yaptığına" diyor. Ben de diyorum ki "sen bir de onun ahirete hiç inanmadığını hayal et!" Bu güzel soruyu şu somut tavsiyeyle bitireyim: Kapsamlı iyiliğin tamamını birden hedeflemeyin, bir noktasından başlayın. Gerisi kendiliğinden gelir. Diyeceksiniz ki hangi noktasından başlayacağımızı nasıl bileceğiz? O konuda bir parça rehberliğe hepimizin ihtiyacı var. Umarım Rabbim onu da kolayca nasip eder.
Özge Özkul: Son sorum biraz kişisel ve merak dolu olacak. Sizin metinlerinizde bizleri yazıya çeken ve orada tutuklu kılan bir özellik var. Fatma Bayram okurları sürekli metnin bağlayıcılığı ve etkisinden bahsediyor. Her kesimden okuyucuyu nasıl aynı metnin içinde tutuyorsunuz?
Fatma Bayram:
Bunun cevabını tam olarak bildiğimi söyleyemem. Belki de bildiğim şeyleri her yaş ve eğitim düzeyinden insana anlatmayı gönülden istememin kazandırdığı bir dildir bu. Gerçeği samimiyetle ve dürüstçe paylaşmak… Gerçekliği olan hikayeler hepimizi yakalar.