Cesur ve İsyankar Bir Nida: Süleyman Nazif
Mehmet Akif'in yakın arkadaşı, Cemil Meriç'in hayranlık duyduğu, Servet-i Fünun'un unutulmuş sesi Süleyman Nazif... Sanatın ve edebiyatın kıymetini bilerek yetiştişmiş; edebiyat ve ilim meclislerinde bulunmuş olan Nazif, yazdığı yazı yüzünden sürgüne gönderilse bile gittiği her yerde kalemini bilemiş, Türk yurduna ve Türk varlığına karşı olan herkese haddini bildirmiştir. Verdiği sözü tutmak için ölümü pahasına yollara düşen bu cesur nidanın bugün ölüm yıl dönümü... Süleyman Nazif hakkında Cemil Meriç, Ahmet Haşim,Orhan Seyfi Orhon gibi isimlerin hatıralarını sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
🔸İbnülemin Mahmut İnal'a göre Süleyman Nazif'in en takdire şayan huyu kendisine gösterilen yardımları asla unutmayıp daima müteşekkir olup asla nankörlük etmemesidir. Bu düşüncelerini şu sözlerle aktarır:
"O'nun takdire değer üstün huylarından biri de, gördüğü yardımı unutan, nankörlük eden soysuzlardan, sütü bozuklardan olmamasıdır. En müşkül, sıkıntılı anlarında çeşitli şekillerde istedikleri yardımları esirgemediğimiz adamların çoğu -sokaklarda tesadüf ettikçe- bir merhabayı bile esirgedikleri halde, Nazif, gördüğü en küçük bir yardımı bile unutmaz, teşekkür ve övgüsünü bildirmekten geri durmazdı"
🔸Yalnızca roman, hikaye ve şiirleri ile değil, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi isimli eseriyle edebiyat tarihinin kilometre taşlarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar da Nazif'in mizacı hakkında şöyle der:
"Nazif bu vatanın, bütün ömründe hiç korkmayan ve hiç susmayan, kurtuluş için daima feryat eden çok aziz bir evladıdır."
🔸Süleyman Nazif'in hitabet gücü ve sözlerinin tesirini en açık şekilde ifade etmiş isimlerden olan Orhan Seyfi Orhon o meşhur Pierre Loti gününü ve ünlü edibi şu sözlerle anlatır.
"Bazı zamanlar, yüreklerimizin bir arada çarpışını kaleminin sesinden duyuyorduk. Böyle zamanlarda milli vicdanın temsilcisi kesilirdi. Artık cesareti, açık sözlülüğü, çekiciliği sonsuzdu. O meşhur Pierre Loti gününde de böyleydi. Memleketin büyük şahsiyetleri, hatipleri, mütefekkirleri, şairleri üniversite konferans salonunda toplanmışlardı. Vatanın acılarını ve ümitlerini anlatmaya çalışıyorlardı. O, kürsüye çıkıp konuşmaya başlayınca, herkes bir anda ortadan siliniverdi. Artık belliydi ki, kürsüde bu milletin kalbi konuşuyordu. Bu hitabenin yarattığı misli, benzeri görülmemiş heyecanı, o günleri yaşamayanlar bir daha duyamayacaklardır."