Ahiret inancının edebiyata yansıması
Edebiyat, insanın doğumdan ölüme uzanan hayatını anlatırken onun ölüm sonrasına dair düşüncelerine ve inançlarına da ayna tutar. İslami edebiyatımızda ölüm, dünyanın geçiciliği, hesap günü ve ahiret hayatı yüzyıllar boyunca şair ve yazarların eserlerinde önemli bir yer edinir. Bu eserlerde insan, dünyanın geçici nimetlerine aldanmamaya, nefsini terbiye etmeye ve hayatını ahiret inancının ışığında anlamlandırmaya davet edilir. Ahiret inancının edebiyatımıza yansımasını ve şairlerimizin bu düşünceyi eserlerinde nasıl işlediğini ele aldık.
💠 Edebiyat, hayatın hemen her safhasını kendisine konu edinir. İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği süreçte yaşadığı hadiseleri, karşılaştığı olayları ve tecrübeleri farklı biçimlerde ele alır. Bununla birlikte edebiyat yalnızca insanın maddi dünyasına ve gündelik hayatına dair unsurlarla sınırlı kalmaz; onun manevi dünyasını da yer verir.
💠 Hayatı bütün yönleriyle ele aldığı gibi ölümü ve ölümden sonraki ahiret hayatını, insanın amellerinin hesaba çekileceği hesap gününü de eserlerinde işler. Böylece insanın daha dünya hayatındayken yapması veya kaçınması gereken davranışları, mensur ve manzum eserler aracılığıyla ortaya koyar.
KIYAMET İNANCI KİŞİNİN YAŞAMINI NASIL ŞEKİLLENDİRİR?
💠 İslami edebiyatımızın teşekkül sürecinde, öncelikle inanç esaslarını sağlamlaştırmaya yönelik eserler kaleme alınmıştır. Bu çerçevede Cenab-ı Hakk'ın varlığı ve birliği, tevhid, esmâ ve sıfatları ele alınmış; O'na kulluk etmenin ve insanın günlük hayatındaki ilişkilerini İslam'ın hükümlerine göre düzenlemesinin esasları açıklanmıştır.
💠 Bunun ardından, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Resûlullah'ın (SAV) sünneti, hadisleri ve hayatının çeşitli safhaları farklı edebî türlerde işlenerek okuyucuya aktarılır.
💠 Şair ve yazarlarımız, kaleme aldıkları eserlerde Müslümanca bir hayatın ve dünya ile ahiret saadetinin, İslam'ın ortaya koyduğu bu temel esaslar doğrultusunda yaşamakla mümkün olacağını ifade etmiş; eserleri aracılığıyla okuyucularına öğüt ve nasihatlerde bulunmuşlardır. Bu doğrultuda Kur'an ayetlerini ve hadisleri konu alan pek çok tercüme ve telif eser meydana getirmişlerdir.
💠 Söz konusu dinî ve ahlaki esasların daha kolay anlaşılması, benimsenmesi ve hafızada tutulabilmesi amacıyla, bu eserlerde sanat kaygısından ziyade öğreticiliğin ön planda tutulduğu görülür.
💠 Özellikle halk ve tekke edebiyatında bu yaklaşım belirgin bir şekilde kendini gösterir. Bu gelenek içerisinde eser veren şairler; dünya hayatının geçiciliğini, insanın dünyaya olan bağlılığını, ölümü, kabir hayatını, kıyameti ve ahiret gününde gerçekleştirilecek hesabı sade, açık ve anlaşılır bir Türkçeyle dile getirirler.
15 HADİS İLE AHİRET İNANCI VE İSLAM
💠 Kur'an-ı Kerim'de dünya hayatının geçiciliği ve ahiret hayatının üstünlüğü şu şekilde ifade edilir:
"Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttakiler için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biliniz ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal ile evlatları çoğaltma isteğinden ibarettir."
Hadid Suresi 20. Ayet
💠 Bu dünyada zamanı geldiğinde her canlı ölümü tadacaktır. Nitekim Ankebût Suresi'nin 57. ayetinde, "Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz." buyrulmakta. Ecel geldiğinde insan, bir an bile gecikmeden dünya hayatından ahiret hayatına göçecektir. Her toplum için belirlenmiş bir ecel vardır; vakti geldiğinde ne bir an öne alınır ne de ertelenir.
💠 Bu ayetlerde ortaya konulan dünya hayatının geçiciliği düşüncesi, dinî edebiyatımızda da sıkça işlenmiş. Sade ve anlaşılır şiirleriyle tanınan Yunus Emre, bir şiirinde Allah'ın emir ve yasaklarını göz ardı ederek dünya sevgisine kapılanlara seslenir. Onlara, ölenlerin hâlinden ibret almalarını ve iyi amel sahiplerinin "haramdan uzak durun, gıybeti terk edin" şeklindeki nasihatlerine kulak vermelerini öğütler.
💠Yunus Emre şiirinde, dünyanın geçici, ahiretin ise kalıcı olduğunu hatırlatır. İnsanı mal, makam ve nefsin arzularına kapılmamaya; ölümü unutmadan, gönlünü Allah'a yönelterek yaşamaya çağırır. Ona göre gerçek huzur, dünyanın geçici süslerinde değil, samimi imanda ve Allah'a kavuşma arzusundadır.
Kogıl bu dünyâ bezeğin bu dünyâ yel durur hayâl
Ne vefâ kılısar bize çün pusuda durur zevâl
İnanma fânî 'ömre kim bâkî değildir sevgisi
Görür iken sultânları koyup giderler mülk ü mâl
Kes gider 'izzet başını terk eyle sen fuzûllüğü
Kesmez isen başın anın 'aşk ile dirliğin muhâl
Bunca uzun endîşeler yoldaşımız idi bizim
Dost fikretinden artığı bilin ki külli kıyl u kâl
Algıl kendi elin ile gerü kendi hisâbını
Yoksa serhengler elinde katı yaramaz olur hâl
Zerk u riyâ dedikleri boynunu urmayınca ben
Şâh-ı Kerîm'e sıdk ile kanda bulusaram visâl
Öldür nefsin dileğini ilet teneşir üstüne
Yoksa gensiz öleceğiz sana fermân olur gassâl
Her kim sana sorar ise i'tikâdın nedir Hakk'a
Öpgil anın ayağını budur ana cevâb suâl
Yûnus sana farîzadır işbu sırât-ı müstakîm
İleyinde haşre neşre Hakka'l-yakîn gerek visâl
🔻Bırak artık bu dünyanın süsünü; dünya dediğin bir hayal, bir rüzgâr gibi geçip gider.
Bize ne vefa gösterebilir ki? Sonunda ölüm, sessizce pusuda beklemektedir.
🔻Geçici olan ömre aldanma; çünkü dünyanın sevgisi de kendisi gibi fanidir.
Sultanların bile bir gün tahtlarını, saraylarını, malını ve mülkünü bırakıp gittiklerini görmüyor musun?
🔻Kibir ve boş gururdan vazgeç, gereksiz arzularını terk et.
Bunları bırakmadıkça gönlünde gerçek aşkın ve huzurun yeşermesi mümkün değildir.
🔻Bunca kaygı ve dünya düşüncesi yol boyunca bize yoldaş oldu.
Bil ki Allah'ı düşünmekten geriye kalan nice söz ve düşünce, aslında boş bir uğraştan ibarettir.
🔻Kendi hesabını kendin gör, yaptıklarını daha dünyadayken sorgula.
Yoksa hesap günü geldiğinde, başkalarının elinde işin çok daha zor olacaktır.
🔻Gösterişi ve ikiyüzlülüğü terk et; Allah'a bütün kalbinle ve samimiyetle yönel.
Çünkü O'nun huzuruna ancak gönülden gelen bir teslimiyet ve gerçek bir imanla varılabilir.
🔻Nefsinin bitmeyen arzularını öldür, bedenini dünya tutkularından arındır.
Yoksa nefsine yenik düşerek yaşarsan, bir gün ölüm gelir ve seni kendi hükmüne teslim eder.
🔻Biri sana Allah'a olan inancını sorduğunda, ona saygıyla yaklaş ve imanını göster.
Çünkü gerçek cevap, insanın diliyle söylediklerinden çok, gönlüyle Allah'a bağlanmasındadır.
🔻Ey Yunus, doğru yoldan ayrılmamak senin için bir görevdir.
Kıyamet ve yeniden diriliş günü gelmeden, Allah'a olan kesin inancını gönlünde sağlamlaştır ve O'na kavuşmaya hazırlan.