İbn Haldun kimdir? İbn Haldun’un hayatı…
İbn Haldun, İslam medeniyetinin en parlak döneminin sonlarında yaşamış bir alimdi. Yaşadığı bölgeden Haçlı istilası nedeniyle göç etmek zorunda kalmış; hayatının ilk 20 yılını Tunus'ta, 26 yılını Cezayir, Fas ve Endülüs'te, 4 yılını tekrar Tunus'ta ve son 24 yılını ise Kahire'de geçirmişti. İyi bir eğitim gören ve küçük yaştan itibaren ilim ve fikir hayatına ilgi duyan İbn Haldun, bu coğrafyaların istilalardan ne şekilde etkilendiğini inceleyerek araştırmalarına başlamıştı. Sosyoloji biliminin öncüsü olmuş ve sosyal bilimlere dair birçok kavramın temelini 7 asır öncesinden atmıştı. Peki, İbn Haldun kimdir? İbn Haldun'un hayatı…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Sıkıntılı bazı dönemleri olmakla birlikte genellikle saray ve konaklarda refah içinde itibarlı bir hayat sürmüştür.
Sık sık kabileler arasında dolaşarak bedevî kabile hayatını yakından tanımış, fırsat buldukça da ilim ve öğretimle meşgul olmuştur. Ünlü Muḳaddime'sini böyle bir bilgi ve deney birikimiyle kaleme almıştır.
Kadı ve resmi elçi olarak yoğun bir programı olmasına rağmen akademik araştırmalarına devam eden İbn Haldun, Erken ve Sonraki Dönem Tarihi Üzerine Dersler ve Arşiv adlı dünya tarihi eserini kaleme aldı. Bu eserin ilk cildi Mukaddime ve Tarihe Giriş adlarıyla bilinir.
Çok büyük bir emeğin ürünü olan Mukaddime, genel dünya tarihi üzerine bir eserdir.
İbn Haldun, tarih yazıcılığının gerçeklerin liste halinde sunulmasından ibaret olmadığı ve bu gerçekle kimin yorumladığına, hangi bölgeye ait olduklarına ve taraflı olup olmadıklarına bağlı olarak farklılık arz edeceği fikrini araştırdı ve uyguladı.
Tarih yazıcılığına ve yöntembilimine yönelik bu yeni yaklaşım bugün hala tarihçiler tarafından kullanılır.
İbn Haldun taraflılığı ve doğrulanmamış bilgilerin aktarılmasını tamamen reddediyordu. Böylece, delillerin bilimsel sayılabilmesi için esas teşkil eden akademisyenlik ve sosyal bilimlere yeni ve ihtimamlı bir boyut getirdi.
Bu büyük kitap uzun bir giriş bölümünün ardından gelen altı bölümden oluşur. Birinci bölüm genel olarak toplum, toplumun türleri, coğrafi dağılımları ve medeni dünyanın bölgeleri ile ilgiliydi.
İkinci bölüm vahşi kabileler de dâhil olmak üzere göçebe toplumlara bakılıyordu. Üçüncü bölüm hanedanlıklar, halifelikler, manevi ve geçici güçler ve siyasi makamlar üzerine bir söylemdi.