Az tamah çok zarar
Ayetler; Allah ilmînin ve iradesinin insanlara ulaşan has bilgisi, beyanıdır. İçlerinde hem dünya hayatını huzur ve güven içinde yaşamanın, hem ahiret hayatı için hazırlık yapmanın sırları vardır.
Hadisler; Peygamber rehberliğinin, önderliğinin, örnekliğinin ifadeleridir. Kulluk, halifelik yetkisinin ve sorumluluğunun nasıl yerine getirileceği konusunda yol gösterir, yöntem öğretir.
Atasözleri; toplum hayatı içinde yaparak, yaşayarak öğrenilen bilgilerin ve elde edilen ana fikirlerin geçmişten geleceğe yansımasıdır. Bir kültürel miras olarak, nesilden nesile aktarılır.
Vecizeler; kişisel tecrübelerle elde edilen bilgi ve birikimlerin süzme özetidir. Yol işaretleri ve yön tabelaları gibidir.
Bütün bu kaynaklardan bize ulaşan yazılı ve sözlü veriler; "Az tamah çok zarar getirir" diyorlar. Ayrıca, "tamahkarlık ile sahtekarlığın ikiz kardeş olduklarını" söylüyorlar.
Birilerinin "aç gözlü" olması, başka birilerinin "açıkgöz" olmasını teşvik ediyor. Kestirme yoldan kolay ve aşırı kazanç elde etme konusundaki "talep" arttıkça, bu eğilimi istismar etmek isteyen sahtekarların "arz" oluşturma girişimleri de devreye giriyor.
Böylece, "tamahkar" ile "sahtekar" arasında köprü kuruluyor. Kişisel, kurumsal, toplumsal nitelikli ticaret kervanları; ya köprüden önce, ya köprüyü geçerken, ya da köprüyü geçtikten sonra vuruluyor.
Yükte hafif, pahada ağır varlıklar el değiştiriyor. Gelir dağılımı dengesini bozuyor, "sosyal ve ekonomik kriz" sendromuna dönüştürüyor.
Kazanın ikiz doğurduğuna inanananlar; kısır olduğuna, hatta öldüğüne de inanmak zorunda kalıyorlar. Mağduriyetlerini, devletin ve milletin sırtına sarıyorlar.
İbret alınmadığı için, tarih tekerrür ediyor. İnsanlar, muza aldanan maymunlar misali, kendilerini yakacak ateşe doğru gidiyor.
Allah (cc), Tekasür suresi ayet 1 ve 2'de; "mal, mülk ve güç toplama" hırsını mezara kadar devam eden bir "oyalanma" olarak tanımlıyor. Tevbe suresi ayet 34'de; "altını ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyen" kimseleri, "can yakıcı bir azap" ile uyarıyor.
Haşr suresi ayet 9'da ise, büyük bir müjde var. Nefsini bencillikten, cimrilikten, tamahkarlıktan korumayı başaran kimseler; "kurtuluşa erecek olanlar" diye anılıyorlar.
Peygamber (sav) Efendimiz, bir hadisinde; "Aç gözlülükten sakının, çünkü sizden önceki kavimler bu yüzden helak oldular" diyor. Başka bir hadiste ise, bir benzetme yaparak; "Kişinin mal ve makam hırsının dinine verdiği zararın, bir koyun sürüsünün içine dalan iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyük olduğunu" söylüyor.
Ayrıca, bir "temel yanılgı" hakkında uyarıda bulunuyor. "Ey insan! Yeyip tükettiğinden, geyip eskittiğinden ve sadaka verip (ahirette karşılığını almak üzere) önden gönderdiğinden başkası senin malın mıdır?" diye soruyor.
Rivayet edilir ki; Hakîm İbni Hizam, değişik zamanlarda Resulullah(sav)'tan bazı şeyler istemiş, O da geri çevirmemiş ve istediği şeyleri vermiş. Bir seferinde meşru, münasip olanı hatırlatıp; "Ey Hakîm! Dünya malı göz alıcı ve tatlıdır. Kim tamah etmeden, gönül zenginliği ile sahip olursa; o mal bereketlenir. Kim de hırs ve tamah dolu bir kalple isteyip elde ederse, tıpkı yeyip de doymayan kimse gibi malın bereketi kaçar" demiş.
O günden sonra; "Ey Allah'ın Resul'ü. Yaşadığım sürece, senden başka kimseden bir şey isteyip almayacağım" diye söz vermiş. Hep sözünü tutmuş; sonraki dönemlerde Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in kendisine vermek istedikleri ganimet paylarını geri çevirmiş.
Hz. Ali'ye göre; "Tamahkarlık, insanı köleleştiren bir boyunduruk gibidir". İmam Gazali'ye göre; "Kanaat bitmeyen bir hazine, tamahkarlık sonu gelmeyen bir fakirliktir".
Mevlana Celalettin Rumi; "Dünyaya ait hırsın ve tamahın, insanın gözünü kör ettiğini" söylüyor. "Göz kör olunca da akıl doğruyu göremez" diyor.
Yunus Emre, şiir diliyle ve bilgece bir söyleyişle durumu özetlemiş. "Mal sahibi, mülk sahibi; / Hani bunun ilk sahibi? / Mal da yalan, mülk de yalan; / Var biraz da sen oyalan" demiş.
Eskiden beri kişisel, kurumsal, toplumsal işlerde ve ilişkilerde; "kar-zarar" yahut "fayda-maliyet" hesabı yapılır. Bu tanım; maddi ve manevi, dünyevi ve uhrevi tüm kazançları, kayıpları içine alır.
Ayrıca; hesap cetvelindeki unsurların "kalıcı" mı, "geçici" mi olduğu göz önünde bulundurulur. Kısa vadeli "hal" ile uzun vadeli "gidiş" arasında denge ve denklem kurulur.
Tamahkarlık yapanlar da sahtekarlık yapanlar da şeş cihetle zarar ederler. Şeytanın ayartmasına, baştan çıkarmasına, kandırmasına, doğru yoldan saptırmasına kapılıp; dünyalarını da ahiretlerini de berbat edecek bir sona doğru giderler.
Zararın en büyüğü, Allah indinde değer ve itibar kaybetmektir. Hak, hukuk sınırlarının dışına çıkıp; günaha, vebale girmektir.
Zekeriya Erdim
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.