Zekeriya Erdim
28.01.2026
Zekeriya Erdim
Gül Baba’nın bahçesinde bitenler
Tüm Yazıları

Gül Baba’nın bahçesinde bitenler

Bugün bizim "okul" dediğimiz bazı eğitim kurumları, zaman içinde "ekol" oldu. Mezunlarıyla, mensuplarıyla, destekleyici ve tamamlayıcı unsurlarıyla kendi eko sistemini oluşturdu.

Bunlardan biri de ilkokul, ortaokul, lise, üniversite kademelerinden oluşan "Galatasaray Eğitim Kurumları"dır. İmalat hatası sayılabilecek küçük istisnalar dışında; genelde Batı, özelde Fransız kültür ve medeniyetinin "kuluçka merkezi" yahut "Türkiye'nin Batı'ya açılan penceresi" olarak anılır, tanımlanır.

Çeşitli kaynaklarda geçen bilgilere göre; bir gün Sultan II.Bayezid, Galata civarında gezinmektedir. Rüzgarın esintisiyle birlikte, burnuna çok hoş gül kokuları gelmektedir.

İlgisini çeker, kokunun kaynağını merak eder. Yanında bulunanlar, İstanbul'un fethi sırasında gazi olan ve halk arasında "Gül Baba" diye anılan bir dervişin bahçesinden geldiğini söylerler.

Gidip görme, sahibini tanıma isteği duyar. Bahçenin içinde bulunan küçük kulübeye girer, dervişle tanış olurlar.

Muhabbetinden memnun kalmış olmalı ki; O'nu saraya davet eder, kalan ömrünü orada ve rahat içinde geçirmesini ister. Gül Baba, kulübesinde kalmayı ve çiçeklerle meşgul olmayı tercih eder.

Arkasından, kendisine; "Dile benden ne dilersen" diye sorulur. "Bahçeme bir mektep yaptırın, milletin evlatları okusun, memleket için hayırlı bir hizmet kapısı olsun" cevabı alınır.

Bir süre sonra, dervişin dileği yerine getirilir. 1481 Yılında bahçeye büyükçe bir bina yapılır, "Galata Sarayı Hümayun Mektebi" denir.

Sultan Abdülaziz döneminde, "Mekteb-i Sultani" adını alır. Üst düzey devlet adamı yetiştiren bir eğitim kurumu olur.

Osmanlı'nın gerileme döneminde, bir değişim süreci içine girer. O günün karar vericileri, mektebi Batılılaşma akımının ve Tanzimat uygulamalarının sembolü haline getirirler.

İstanbul'da kurulan "Fransız misyon okulları" ve programları örnek alınır. Müslüman tebanın çocukları ile birlikte, gayrı müslim azınlıkların çocuklarının da okumaları sağlanır.

1868 yılında alınan 341 öğrencinin 147'si müslim, 194'ü gayrimüslimdir. Öğretmen ve idareci kadrosu da benzer şekilde değişmiştir.

1927 yılında, "Galatasaray Lisesi" olur. Fransız misyonuna ilave olarak, Cumhuriyet devrimleri ile de bağı kurulur.

1965 yılında, kız öğrenci de alınarak karma yapılır. 1992 yılında alanı genişletilerek; ilkokuldan üniversiteye kadar uzanan özel statülü "Galatasaray Eğitim Kurumları" halini alır.

Uzun yıllar boyunca yetiştirdiği öğrenciler; devletin ve toplumun her kademesinde üst düzey görevler almıştır. Mezunlarının, mensuplarının, kendilerini fahri Galatasaraylı sayan taraftarlarının yurt içinde ve yurt dışında kurdukları vakıflar, dernekler, spor kulüpleri ile büyük bir "eko sistem" haline gelmiştir.

Bazı dersler dışında, eğitim dili Fransızca ve ilham kaynağı Fransız kültürüdür. "Galatasaraylılık ruhu" bu tezgahtan geçenlerin ortak kördüğümüdür.

13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri'nin işgalinden sonra, 23 Kasım 1918'de Fransız İşgal Güçleri Komutanı General Franchet d'Esperey İstanbul'a gelir ve Galatasaray Lisesi'ni ziyaret eder. Mektebin idarecileri, öğretmenleri, öğrencileri memnuniyetle karşılayıp büyük ilgi gösterirler.

Fransız Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle'ün 25-30 Ekim 1968'de meşhur bir Türkiye ziyareti vardır. Yoğun programlar arasına, Galatasaray Lisesi'ni ziyaret etmesi de alınır.

Esenboğa Havaalanı'nda, "Türkiye'nin çağdaşlaşma çabalarını yakından izlediklerini" söyler. Galatasaray Lisesi'ndeki konuşmasında ise; "Batı uygarlığı ilerledikçe, Türkler Fransa'ya yaklaştılar" der.

Mektebin mezunları ve mensupları, büyük bir coşku ile karşılarlar. Yere göğe sığdırmaz, aşırı tanzim göstererek ağırlarlar.

İngiliz kökenli Amerikalı tarihçi Bernard Lewis, "Modern Türkiye'nin Doğuşu" ile ilgili değerlendirmelerinde, Galatasaray Lisesi'nden övgüyle söz eder. "Müslüman bir hükümetin, Batılı bir dilde modern eğitim vermek için yaptığı ilk gerçek girişim olan Galatasaray, modern Türkiye'nin doğuşunda belirleyici bir rol oynamıştır. 1923 yılında doğan yeni Cumhuriyet devletinin pek çok zaferi, Osmanlı'nın Mekteb-i Sultani'si olan Galatasaray Lisesi'nin sınıflarında kazanılmıştır" der.

27 Kasım 2013'te; Fransız kültür, medeniyet değerlerine bağlılığı ve Fransız eğitim sistemine uygunluğu tescil edilmiştir. Fransa Milli Eğitim Bakanlığı'na ve Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Fransız Yurtdışı Eğitim Ajansı tarafından, özel bir törenle, "Label France Education" sertifikası verilmiştir.

Hemen her dönemde, Gül Baba mektebin "manevi kurucusu" olarak kabul görmüştür. Padişaha hediye ettiği sarı, kırmızı güllerin renkleri; önce okulun, sonra öğrencileri tarafından kurulan spor kulübünün kurumsal renkleri olmuştur.

Ancak, asırlardır Gül Baba'nın bahçesinde bitenler, bizim güller değiller. Rengini de kokusunu da değiştirdiler, dönüştürdüler, Frenk diyarının devşirmeleri haline getirdiler.

Neye niyet, neye kısmet. Onlar için büyük bir "zafer", bizim için yürek yakan bir "hezimet".

İdrak ettiğimiz günlerde de bir şey değişmedi. Gül Baba'nın mirası, gerçek varislerine iade edilmedi.

Şimdi Galata sırtlarından nahoş kokular geliyor. Bizim sütün kaymağı, yad ellerin sofralarında kahvaltılık oluyor.

Zekeriya Erdim

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Zekeriya Erdim

Zekeriya Erdim Diğer Yazıları