Arama

Prof. Uğur Derman
Ağustos 25, 2023
Tarîkatler ve hat san’atı - 4

(Bu makâlenin üçüncü bölümü geçen hafta neşredilmiştir)


Resim 1

Celî ta'lîk zer-endûd levha (1291/1874)

Okunuşu: "Yâ Hz. Pîr Muhammed Bahâüddîn Şâh-ı Nakş-bend K.A.S."

Hattatı: Çarşanbalı Hacı Ârif Bey (ö.1892)

Eserle ilgili notlar: Ta'lîk hattıyla istifli yazmak, ancak ibârenin imkân vermesiyle gerçekleştirilebilir. Bu levhada anılan tarîkat pîrinin ismi ta'lîk istifine çok uygun geldiği için Hacı Ârif Bey böyle bir mükemmel levhayı yâdigâr bırakmıştır. Hâlâ muhâfaza edildiği Nakşî dergâhının şeyhi Hezârfen İbrâhim Edhem Efendi (1829-1904) ta'lîk hattında Çarşanbalı Ârif Bey'in talebesi olmak dolayısıyla, bu levhayı hocasına dergâh için tahsîsen yazdırdığını sanıyoruz (Üsküdar Özbekler Dergâhı-İstanbul).


Resim 2

Sülüs levha (1293/1876)

Okunuşu:

Sırr-ī gam-ı aşkı derd-mendân anlar

Sanmā dil-i serd-i hod-pesendân anlar

Nakkāşa erer ârif olan nakşından

Bū nakş-ı garîbi Nakş-bendân anlar "

Hattatı: Hâk-pây-ī evliyâ, Seyyid Aliyy-ī pür hatâ (Çırçırlı Ali Efendi,ö.1902)

Eserle ilgili notlar: Hattatımızın sulu mürekkeple ve mektup kaleme alır gibi sür'atle yazıverdiği bir levhasıdır.


Resim 3

Celî sülüs zer-endûd levha (1298/1881)

Okunuşu: "Yâ Hz. Muhammed Bahâüddin Şâh-ı Nakş-bendî K.A.S.Â."

Hattatı: Mehmed Şevkı Efendi (1829-1887)

Eserle ilgili notlar: Harf guruplarının okunuş sırasına göre aynı sıklıkla dağılması -eski deyişle, mütecânis oluşu- ile başarılı bir istiftir; tezyînatı ise devrinin iktizâsı, Batı üslûbundadır.


Resim 4

Celî sülüs istifli levha (1306/1889)

Okunuşu: "Yâ Hz. Pîr Muhammed Bahâüddin Şâh-ı Nakş-bend K.A.S.Â."

Hattatı: Çarşanbalı Hacı Ârif Bey (ö.1892)

Eserle ilgili notlar: Çarşanbalı Hacı Ârif Bey çok başarılı istifleriyle tanınır. Bu levha da onun harf guruplarını alttan üste doğru mükemmelen oturttuğu, yazı teşrîfatına uygun bir eserdir. Ancak iktisâdî kaygularla olacak, zer-mürekkeb yerine sarı boya ile hazırlanmıştır. Levhanın tezyînatında Türk motifleri yerine Batı desenleri kullanılması XIX. yy.'ın yakışıksız uygulamalarındandır (Türkpetrol Vakfı Koleksiyonu-İstanbul).


Resim 5

Celî ta'lîk-ta'lîk levha (1380/1960)

Okunuşu: "Bismillâhi'r-Rahmani'r-Rahîm, Vebtegū İleyhi'l-Vesīlete"

(Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla; O'na (Allah'a) yaklaşmaya yol arayın. Kur'ân-ı Kerîm, V, 35'den)

Hattatı: Necmeddin Okyay (1883-1976)

Müzehhibesi: Rikkat Kunt (1903-1986 )

Eserle ilgili notlar: Nakş-bendî meşâyıhı silsilesi (Hz. Peygamber'den başlatılarak 34 isim). Besmele ve tasavvufdaki "tevessül" kavramına mesned olarak alınan bir âyet bölümünün alt kısmına -sağ baştan îtibâren tâkib edilmek üzere- Nakşî şeyhlerinin silsilesi Necmeddin Okyay Hoca'ya ta'lîk hattıyla yazdırılmış, enfes tezhîbi de Rikkat Hanım tarafından işlenmiştir.


Resim 6

Celî sülüs istifli levha kalıbı (1317/1899)

Okunuşu: " Yâ Hz. Şeyh Sultan Merkez Mûsâ Muslihüddîn K.S.M."

Hattatı: Sâmi Efendi (1838-1912)

Tezyînâtı: Rikkat Kunt (1903-1986)

Eserle ilgili notlar: Sâmi Efendi gibi celî sülüs hattını son mertebesine getirmiş bir üstâdın, bu hat nev'iyle yazdığı levhalar arasında yukarda görülen istifin mümtaz bir yeri vardır. Tâc şeklindeki girift bir istifte hı,ha ve ayn harflerini üstüste getirerek bu tertîbi gerçekleştirmek, ancak Sâmi Efendi'ye has bir muvaffakiyettir. Bu enfes çalışma kim bilir ne kadar müddette bitirilebilmiştir? Çünkü bir sehl-i mümteni' (kolay sanılan zor) ile karşı karşıyayız (Türkpetrol Vakfı Koleksiyonu-İstanbul).


Resim 7

Celî sülüs levha

Okunuşu: "Yâ Hz. Mevlânâ K.S."

Hattatı: Mehmed Tahir bin Ahmed (ö.1846)

Eserle ilgili notlar: Mahmud Celâleddin Efendi'nin en önde gelen talebesi ve Sultan Abdülmecid'in de hat muallimi olan Ahmed Efendi oğlu Mehmed Tahir Efendi, bütün eserlerinde olduğu gibi bu levhasını da hocasının üslûbunda yazmıştır. Bundan dolayı levha sert ve durgun bir görünüş taşımaktadır.


Resim 8

Celî sülüs-sülüs istifli levha (1261/1846)

Okunuşu: "Yâ Hz. Mevlânâ, Dost; Mehemmed Celâlüddîn-i Rûmî K.A.S.Â."

Hattatı: "Bende-i āl-i Abâ, Es-Seyyid Râkım; an çırâğân-ı ziyâ-pâş-ı Cenâb-ı Hâşim (ö.1862-3)

Eserle ilgili notlar: Destarlı Mevlevî sikkesi biçimli bu istife, Hâşim Efendi (ö.1846) çırağı olan Ahmed Râkım Efendi, alışılmışın dışında Dost kelimesini de eklemiştir.


Resim 9

Celî sülüs levha (1291/1874)

Okunuşu: "Heman aynı Muhammed'le Alî'dir Şems ü Mevlânâ, K.S.Â."

Hattatı: "Hâk-pây-ī evliyâ Mehmed Şefîk-ī pür-hatâ" (Mehmed Şefik Bey, 1815-1880)

Eserle ilgili notlar: Altta toplanan küplü üç harf istifin ağırlık noktalarıdır. Yukarıya doğru yerleştirilen çanaklı harfler, ortadaki "lâm" ve iki yöne açılan "lâm elif ", muvâzeneyi tamamlıyor. Şefik Bey'e has istiflerden biri...


Resim 10

Celî sülüs-nesih-rıkā' hatlarıyla matbû levha (1292/1875)

Okunuşu: "Yâ Hz. Mevlânâ Mehemmed Celâlüddîn-i Rûmî K.S."

Ayrıca: Hz. Mevlânâ'nın nesebi; tarîkat büyüklerinin -Konya'daki Çelebi'lerin- silsilesi.

Hattatları: Kādıasker Mustafa İzzet Efendi (1801-1876) ve Mehmed İlmi Efendi (1839-1924)

Eserle ilgili notlar: Pîr isimlerine dâir matbû eserlerin en eski örneklerinden birisi olan bu levha Hasan Şükri adında bir Mevlevî tarafından tertîb edilmiştir. Destarlı Mevlevî sikkesi içindeki celî sülüs istif Mustafa İzzet Efendi'nin, sâir nesih-rıkā' yazılar ise onun talebesi İlmi Efendi'nindir; o devir için başarılı bir basım uygulamasıdır.


Resim 11

Tuğra levhası (1307/1890)

Okunuşu: "Yâ Hz. Mevlânâ Mehemmed Celâlüddîn-i Rûmî K.S.Â."

Hattatı: Çarşanbalı Ârif Bey (ö.1892)

Eserle ilgili notlar: Harfleri çok muvâzeneli olarak tertiplenen bu tuğrada yazılan elfâzın son kelimesi olan "el-Âlî", sülüs hattıyla sağ üst köşeye alınarak, resmedilen destarlı Mevlevî sikkesiyle tamamlanmıştır.


Resim 12

Celî sülüs-sülüs istifli levha (1342/1924)

Okunuşu: "Meded Yâ Hz. Mevlânâ K.A. sırrıke'l-Â'lâ"

Hattatı: Suûdü'l-Mevlevî (Yavsi, 1882-1948)

Eserle ilgili notlar: Bâzan istifi uygulamak için harfi ters olarak yazmağa bile cevaz verilmiştir. Buradaki destarlı Mevlevî sikkesini tertipleyebilmek üzere Mevlânâ'nın "nâ" kısmı, baştaki Yâ ile karşılıklı gelmek üzere aksi yönde yazılmıştır. Pîr isminin sonundaki duâ da -diğerlerinden farklı olarak- "Allah senin yüce sırrını takdîs etsin" şeklinde Hz. Mevlânâ'ya hitâbendir.


Resim 13

Celî sülüs istifli levha kalıbı (1343/1924)

Okunuşu: "Yâ Hz. Mevlânâ Mehemmed Celâlüddîn-i Rûmî K.A.S."

Hattatı: Ömer Vasfi Efendi (1880-1928)

Eserle ilgili notlar: "Hatib" lakabıyla anılan Mevlevî Ömer Vasfi Efendi'nin destarlı Mevlevî sikkesi biçimindeki bu istifi, emsâli arasında son derecede takdir gören ve hocası Sâmi Efendi'nin rûhunu (1838-1912) şâd eden bir çalışmadır (Türkpetrol Vakfı Koleksiyonu-İstanbul).


Resim 14

Celî sülüs istifli levha (1343/1924)

Okunuşu: " Yâ Hz. Mevlânâ Mehemmed Celâlüddin-i Rûmî K.S.Â."

Hattatı: Mehmed Emînü'l-Mevlevî (Yazıcı,1883-1945)

Eserle ilgili notlar: Galata Mevlevîhânesi neyzenbaşısı, usta hattat Emin Dede de ağabeyi (Hatîb) Ömer Vasfi Efendi'yle birlikte, mensûbu olduğu tarîkatin pîri adına destarlı Mevlevî sikkesi biçiminde bir istif hazırlamıştır. Ancak hat müdekkıkleri Ömer Vasfi'nin istifini daha başarılı bulmuşlardır. Çünkü, ağabey hattatın istifi aynı kalemle daha mütecânistir. Ayrıca Emin Dede'nin yazdığı Mevlânâ ismindeki "mim" in, Mehemmed'in "ha" sını zarûret hâlinde bile kesmesi câiz görülmemiştir.


Resim 15

Celî ta'lîk levha (1324/1906)

Okunuşu: "Yâ Hz. Mevlânâ kuddise sirruhü'l-azîz"

Hattatı: Sâmi Efendi (1838-1912)

Eserle ilgili notlar: Hat san'atında celî kavramını -hâlâ geçilemeyen- mertebesine erişdiren mevlevî muhibbi hattatlarımızdan Sâmi Efendi'nin celî ta'lîk ile yazdığı ve lâciverd-mavi zemîne zer-endûd (sürme altın) usûlüyle müzehhib Bahaddin Efendi (Tokatlıoğlu, 1866-1939) tarafından işlenen bir levhadır. Hattının mükemmeliyeti dışında, levhanın etrafına mahsus olarak îmâl edilen çerçeveye de dikkat çekmek gerekir. Muhtemelen bir mevlevî dervişinin yaptığı -ince marangozluk şâheseri- bu çerçevenin üstünde görülen "destarlı mevlevî sikkesi" levhayı daha da mânâlandırmakdadır. (Sabancı Müzesi Koleksiyonu)


Resim 16

Ta'lîk mâil kıt'a

Okunuşu:

Üstâd-ı üstâdân-ı dehr Ferîd-i asr mîfermâyend:

Sırr-ı â'zam Cenâb-ı Mevlânâ,

Ki odur râz-dân-ı her dü-cihan

Ederim sırrını ānın takdîs:

'Vahdehû lâşerîke leh' gûyân.

Hattatı: Necmeddin Okyay (1883-1976)

Eserle ilgili notlar: Hz. Mevlânâ'yı hakkıyla anlayıp hayran kalan Müderris Ferid Kam'a (1864-1944) âid olan bu kıt'ayı dostlarından Necmeddin Okyay ta'lîk hattıyla yazdığında kendisini ilk satırda: "Dünyâdaki üstadların üstâdı, asrın Ferîd'i -tek adamı- buyuruyor ki:" cümlesiyle vasıflandırmaktadır. Kıt'ayı çerçeveleyen ebrûlar da Okyay'ın eseridir. Bu mülemma' kıt'anın meâli şudur: "Büyük sır Hz. Mevlânâ her iki âlemin de sırlarını bilendir. 'Tek benzeri olmayan odur ' diyerek onun sırrını takdîs ederim"

Prof. Uğur Derman

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN