Arama

Prof. Dr. Sefa Saygılı
Ağustos 14, 2023
Panik atak soruları

Panik atak geçirmek stresin ve üzerimizdeki yükün arttığı günümüzde oldukça sıklaşmıştır. Pek çok kişi panik atakta kalp krizi geçirdiğini düşünür ve ölüm korkusuyla kıvranır. Hâlbuki işin aslı böyle değildir. Sorularla bu sıkıntılara cevap arayacağız.

Panik ataklar öldürebilir mi?

Panik atak yaşayan insanlar çoğu zaman kendilerini ölecekmiş gibi hissetse de panik ataklar insanı kesinlikle öldürmez. Hastalar sık sık kalp krizi geçirdiklerinden korktukları için acil servise götürülmektedir. Elektrokardiyogram (EKG) çekildiği ve kan testleri yapıldığı zamansa hiçbir fiziksel bozukluğun olmadığı görülmektedir, ama yine de kişide kalp krizine benzer kollarda karıncalanma ya da göğüs ağrısı duyumları olabilmektedir. Beyinde çalmaya başlayan yanlış alarm, kişiyi ölmek üzere olduğuna inandırmaktadır. Panik atak hastasının başa çıkması gereken başlıca unsur korkudur. Teşhis konulduktan ve tedavi başladıktan sonra anksiyete azalır ve kişinin panik ataktan öleceği korkusu da asgariye iner.

Panik atağın özellikle tehlikeli olan bir yanı yoktur. Yüksek miktarda adrenalin salgılanmasının beyne ve vücuda bir zararı yoktur. Bu, kişinin kendini alıştırabileceği olağan bir durumdur. Elbette panik atak hastaları bu durumu yaşamaktan çok korkar, ama bunun sonucunda hiçbir fiziksel sorun yaşamayacaklarını öğrenince genellikle kendilerini daha iyi hissetmeye ve duruma uyum sağlamaya başlar.

Ölme ve kontrolü kaybetme korkusu panik bozukluğundaki başlıca korkulardır. Bunun sonuncunda ise panik atak hastası aşırı derece kontrol altına girer.

Tedavi derin nefes alıp verme, gevşeme teknikleri ve kişinin duygusal durumuyla temas kurmasını sağlama yollarıyla panik atak hastasını rahatlatmaktan meydana gelir. Panik atak hastasının kendi üzerinde uyguladığı aşırı kontrol, duygularını tam olarak hissetmesine imkân bırakmaz.

Panik atak sırasında kalp hızlı çarpabilir mi?

Panik atak sırasında vücutta bol miktarda adrenalin salgılanır. Adrenalin (epinefrin) sinirlerin kalbi uyarmasına sebep olur. Tehlike altında bulunan kişinin "savaşmak ya da kaçmak" için yeterli gücü bulabilmesi amacıyla kalp daha hızlı kan pompalamaya başlar. Ama burada tek sorun, ortada hiçbir tehlike olmamasıdır. Çoğu hasta çarpıntı yaşadığı zaman daha fazla anksiyete duyar; hâlbuki çarpıntılar, kalbin ritmi veya hızındaki değişikliklerin meydana getirdiği, kalbin daha hızlı çarpmasının bilincinde olunması anlamına gelir. Çarpıntı herhangi bir kalp hastalığı olduğuna işaret etmez. Kardiyologlar hastalarının kalpte "hızlı hızlı atma, çarpma" gibi tanımlamalarını duyduğu zaman akıllarına psikiyatrik nedenler gelir.

Anksiyeteli hastalarda kalp ritim ve hızlarındaki değişimlere yönelik daha büyük bir farkındalık gelişir. Organik kalp hastalığı olan insanlarsa bu anormalliklere alıştıkları için genellikle kalplerinde olanların anksiyeteli insanlara göre daha az farkındadırlar.

Eğer kalbinizle ilgili endişeleriniz varsa büyük ihtimalle kardiyolojik değil psikiyatrik sorunlar yaşıyorsunuz demektir. Kalbinizin hızlı hızlı çarptığını hissediyorsanız, yapılacak şey bu durumu kafaya takmamaktır. Sadece gevşeyin ve bunun normal bir işlevin parçası olduğunun bilincinde olun. EKG'ler çekildiği zaman kalbinizde hiçbir sorun olmadığını ve bunun bir panikten ibaret olduğunu göreceksiniz.

Panik ataktan dolayı bayılma olur mu?

Panik atak sırasında büyük ihtimalle bayılma olmaz ama genelde baş dönmesi olur. Bu durumda aşırı hızlı soluk alıp vermek yerine normal bir şekilde soluk alıp vermeye çalışın. Çünkü asıl aşırı soluk alıp vermek baş dönmesi ve baygınlığa yol açar.

Panik atak sırasında bayılan hasta olduğunu ne gördüm ne de şimdiye kadar duydum. Sonra birinin kafasına bir şeyle vurulmadığı müddetçe bayılma tehlikeli değildir.

İnsanlar genellikle panik atak sırasında bayılmaz, ama bayılacaklarından endişe eder.

Bir bardak su içmek genellikle kişinin zihninden korkuyu uzaklaştıracağı için baygınlığı önler.

Panik atak geçirirken ciltte kızarma durumu olur mu?

Duygulardan dolayı yüzde ve boyunda ani ve kısa süreli kırmızılık anlamına gelen kızarma, genellikle panik atakların sosyal anksiyete veya performans anksiyetesi ile ilişkili olduğu zaman meydana gelir. Pek çok insan bu durumu panik atak olmadan yaşar. Konuşma yapacakları veya bir kitlenin önünde gösteri yapacakları zaman aşırı derecede korkarlar (sahne korkusu) ya da bu durum bazen günlük sosyal etkileşimlerde meydana gelir. Kızarmaları onları daha da utandırır, çünkü böylelikle diğer insanlar onların utancını veya diğer duygularını görebilmektedir. Kızarmanın nedeni deri yüzeyinde vazodilasyon, yani kan damarlarının genişlemesidir. Ayrıca adrenalindeki artışa da bağlı olabilir.

Panik atak yaşayanlar için kızarma, en utanç verici belirtilerden biri olabilir. Çünkü o zaman insanların sizin panik atak yaşadığınızı anlayabildiğini hissedersiniz ve gerginliğiniz maalesef daha da artar.

Ben hastalarıma, seyirciler arasındaki çoğu insanın panik atak hastalarının inandığı gibi konuşmacıyı incelemediklerini söylüyorum. Seyirciler çoğunlukla sizin yüzünüzdeki bir kızarma gibi küçük ayrıntıları fark etmez. Yapılacak şey sizin konuşmanıza yoğunlaşarak kızarma, kalp çarpıntısı vs. gibi çeşitli bedensel duyumları görmezden gelmenizdir.

Panik atak hastaları genellikle çoğu insanın umursamadığı çeşitli duyumlara ilişkin takıntılar geliştirir. Bu gibi unsurlara aşırı derecede odaklanmak endişenizin artmasına neden olur ve bir panik atak başlatabilir. Gevşeme teknikleri ve ilaçlar, bu sorunlarda size yardımcı olabilir. Seyircilere bir konuşmacının kızarıp kızarmadığı ya da titreyip titremediği sorulduğunda çoğu böyle bir şey hatırlamamaktadırlar. Yani insanlar konuşmacının gerginliğini gösteren küçük ayrıntıları fark etmez. Konuşmacı ise özellikle de panik bozukluğu varsa kendi anksiyetesinin aşırı derecede farkındadır. Sizi izleyenlerin bu gibi şeylerin farkında olmadığını bilmek rahatlatacaktır.

Yüksek bir dağa çıkıldığında veya kişi oksijen seviyesinin düşük olduğu bir bölgede bulunduğunda panik atak geçirilecek gibi olabilir mi?

Panik atak, vücutta düşük oksijen (O2) veya yüksek karbondioksitle (CO2) ilişkilendirilmektedir. Nedeni belli olmamakla birlikte beyinde panik ataklara sebep olan arızalı alarm sisteminin düşük O2 ya da yüksek CO2 tarafından harekete geçirilmesi olabilir. Bu kadar etkili ilaçlar bulunmadan önce, eskiden panik atağı engellemek için kullanılan tekniklerden biri, kişinin kâğıt bir kese içine nefes alıp vermesini sağlamaktı. Panik atak hastası bu şekilde daha düşük seviyede hiperventilasyona (aşırı hızlı soluk alıp verme) maruz kalıyor ve genellikle panik atak duruyordu. Kâğıt bir kese içine nefes alıp vermek solunum sistemini de daha yüksek oksijen seviyelerine çıkaracaktır. Bu tekniğin bir faydası da panik atak geçene kadar hastanın zihnini, duyduğu aşırı korkudan uzaklaştırmak olabilir.

Panik atak hastalarının aşırı hızlı soluk alıp verdikleri bilinmektedir; bunun nedeni kandaki yüksek adrenalin düzeyleri olabilir. Doğru nefes alıp vermeyi öğrenmek ve davranışsal terapi, bu duruma yardımcı olabilir. Eğer kendinizi hızlı hızlı soluk alıp verirken ve panik içinde bulursanız yere uzanın, ellerinizi karnınıza koyun ve kendinizi çok yavaş nefes alıp vermeye zorlayın. Derin nefes alıp verirken karnınızın üstünde duran elleriniz havaya kalksın. Nefesi verirken de karnınıza bastırın ve mümkün olduğu kadar çok havayı nefesinizle dışarı vermeye çalışın. Bu şekilde hızlı soluk alıp verme alışkanlığınızdan vazgeçerek panik atakları önleyebilirsiniz.

Çocukken tacize uğramak panik atak geçirme sebebi olabilir mi?

Erken dönemde yaşanan her türlü travma panik bozukluğunun gelişiminde etkili olabilir. Çünkü biz bu tür travmaların beyinde epinefrin ve serotonin üretimini kontrol eden merkezlerin aşırı uyarılmasına sebep olarak beyin kimyasını değiştirdiğine inanıyoruz.

Geçmişinde erken dönemde yaşanmış bir travma olan hastalar çoğunlukla panik atak geçirerek hekimlerine baş vurmaktadır. Panik atakları kontrol altına aldıktan sonra taciz veya başka türden erken dönemde yaşanmış travmalar gibi asıl sorunlar üzerinde çalışmaya başlayabiliriz. Atakların pençesindeyken panik atak hastalarıyla psikoterapi uygulaması çok zordur. Panik atakları kontrol altına almak ve çoğu durumda tamamen ortadan kaldırmak için pek çok ilaç ve başka teknikler olduğundan şanslıyız.

Panik atakların tedavisinde kullandığımız SSRI'ler ve diğer antidepresanların beynin travmadan zarar gören noradrenerjik ve serotonerjik sistemlerini değiştirebileceğine inanılmaktadır. Bu değişiklikler bazen kalıcı olur ve panik atak hastalarına faydalı olur. Beyni travma öncesi durumuna getirebildiğimizi iddia etmiyoruz, zaten buna gerek de yoktur.

Pek çok durumda psikoterapi ve davranışsal tedavi de beyin kimyasını olumlu yönde değiştirebilir. Taciz gibi erken dönemde yaşanan bir travmayı saklamak zorunda kalmak, kişiyi sürekli bir vijilans (teyakkuz) ve anksiyete halinde tutabilir. Bu daimi stres durumu sinir sistemini gererek panik bozukluğuna ve başka rahatsızlıklara sebep olur. Psikoterapi ise hastayı bu duygusal esaretten kurtararak sorunu çözüme kavuşturur. Çoğu panik atak hastası sürekli korku içinde yaşamaktadır. En sonunda bu sorunları çözmek onları rahatlatır.

Üniversite öğrencisi Esra, panik atak nöbetleriyle muayeneye gelmişti. İlaç ve terapilere rağmen düzelme göstermedi. Bir gün, "size kimseye söylemediğim derdimi anlatmak istiyorum" diyerek açıldı. Küçük yaşta tacize uğramıştı ve bir türlü bu kötü hatırayı unutamıyordu. Bulunduğu ortamdan veya onu etkileyen stres durumlarında hemen geçirdiği taciz olayı zihninde canlanıyor ve panik atak tarzında nöbete sebebiyet veriyordu.

Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN