Tozlu'nun tozlarını elerken
1980 öncesine dair tatlı hatıralara sahibim. Hatırladıkça bunlar bana yaşama sevinci veriyor. Hatıralarım Orhan Camii ile yüz metrelik mesafedeki Tozlu Camii çevresinde veya arasında geçti diyebilirim. Tozlu Camii ve altı benim için saklı bir köşe olmuştur. Hatta kayıp cennet denilebilir. Vaktiyle müftülük idaresinin de bulunduğu merdivenle çıkılan üst katta çok katmanlı hatıralara sahibim. Yanda kunduracılar ve ayakkabıcıların imalathaneleri vardı. Orada semtin meçhul kahramanları Sezai ve baba dostu İsmet abinin dükkanlarına sıklıkla uğrardım. Onlar hem işlerini aksatmaz hem de sohbeti ihmal etmezlerdi. Onların yanında huzur dolardım. Onlar işlerini yaparken ben de sohbetten hazzımı alırdım. Tozlu Camii'nin içi; avizeleri ve süslemeleri beni mest ederdi.
Güneş vurduğunda solon güneş huzmeleriyle dolardı. Bazen hiç kimsenin olmadığı anları yakalar ve nefsimle baş başa kalırdım. Huzur ortamında tespih çeker ya da nafile ibadet ederdim. Yanda bir odası vardı. Halil İbrahim Çelik müftü iken orada dersler yapılırdı.
Özellikle de Mülteka fıkıh kitabı takip edilirdi. Hatırladığım kadarıyla bu meclislere hocam Küçük Hafız, Hacı Bilal Öztürk, Tepekum Mahallesi Yeşil Camii imamlarından Mustafa Hoca devam ederdi. Ben de teberrüken dinlemeye gelirdim. Dana doğrusu hocam beni katılmaya teşvik ederdi. Kulak dolgunluğum olmasını arzu ederdi. Ben de isteğine imtisal ederdim. Yoksa dersler seviyemin fevkinde idi.
Galiba burada başka zaman aralıklarında Bilal Öztürk de Es'ad Erbili'nin Kenzü'l İrfan adlı hadis mecmuasından dersler yapardı. Caminin alt ya da zemin katında esnaflar vardı. Genellikle mobilyacılar göze çarpıyordu. Dini kitapçının yan tarafında küçük bir çay ocağı vardı. Eski duvar halılarıyla kaplı idi. Burası benim çok hoşuma gider adeta çölde bir vaha bulmuş gibi olurdum. Tam da göbekte ve çay ocağının çaprazına düşen bölümde dini kitaplar satan bir kitapçı vardı. İki ortak olarak burasını kurra Hafız Ali Özdin ile Sami hoca işletirdi. Ali Özdil Sakaryalıların Asker Hafız olarak tesmiye ettikleri kurra hafızın talebesi idi. Oradan geçtikçe kasıtlı olarak haz almak için yolumu çay ocağına düşürürdüm. Ardından kitap vitrinini süzerdim. Hoşuma giden kitapları süzer; imkanım varsa satın alırdım veya bir daha ki sefere planını kurardım. 1978 yılında cami müştemilatı büyük bir yangın geçirdi. Daha doğrusu orada olmadığımdan mesmuatıma öyle çalınmıştı. 1980'li yıllarda Tozlu Camii ile irtibatım kesildi. Mısır dönüşünde bağlar tekrar kuruldu.
Kahire dönüşü İstanbul'a taşındığım için eskisi kadar Tozlu Camii'ye uğramaz olmuştum. Onun yerine daha merkezde kalan Orhan Camii'ne uğruyordum. Tozlu Camii'nde sürekli olarak kitapçı dükkanını temaşa ederken karşılaştığım Nafi Özdin'in babası Ali Özdin'in son olarak Hakk'ın rahmetine kavuştuğunu öğrendim. Uzun yıllar önce (1998 olmalı) bu işi oğluna devrederek Trabzon'a yani memleketine çekilmiş, geri dönmüştür. Bu dönemde veya ahir ömründe eski havzasında fazla görünmüyordu. Ortağı Sami Hoca ne oldu, doğrusu bilmiyorum. Zaman herkesi bir tarafa savurdu. Rüzgarın gücüyle dağıldık. Ölenlere rahmet kalanlara sağlık ve selamet...
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.