Arama

Körfez’de yükselen ikinci !

Körfez’de yükselen ikinci İsrail!

sonrasında ABD dünya için model ülke oldu. Cesametiyle demokratik değerleriyle öne çıktı. İrili ufaklı ülkeler Amerikan modelinden bahsediyor ve onun gibi olma rüyası veya hülyası görüyorlardı. Ona özeniyorlardı. Hatta 'de o dönem hükümeti vardı ve Türkiye'de en fazla pazarlanan rüyalardan birisi 'küçük Amerika' olma rüyasıydı. ABD yeni bir model vadediyordu. Amerikan rüyası diye bir rüya vardı ve bu yeni ülke dünyanın dört bir bucağından kalkıp gelmiş insanlarla kaynıyor ve onları bünyesinde kaynaştırıyordu. Bu özelliğine 'melting pot / eritme kazanı' diyorlardı. ABD geniş kazan içinde Avrupa'dan ve dünyanın çeşitli yörelerinden gelen kalabalıkları ağırlıyor, kaynaştırıyordu. Böğrüne cezbettiği talebe veya iş adamlarına refah vaat ediyordu. Bunu yapacak güce de haizdi. O sıralarda dünya üretiminin yarısına yakınını istihsal ediyor yani üretiyordu. Dolayısıyla bu kıta gibi ülkeye kapağı atan kurtuluyordu. İkinci Dünya Savaşının ardından Türkiye gibi ülkelere üretim fazlası olan ürünleri Marshall yardımı olarak takdim ediyordu. Karşısında da ceberut bir güç vardı ve adı SSCB idi. O da fakir ülkeleri ayartıyordu. Zamanla ABD'nin karanlık yüzü ortaya çıkmaya başladı. Darbelerin ve karışıklıkların arkasındaki ülke idi. Zenginliğini sömürüye borçluydu. Her yere ve her şeye parmağını sokuyordu. Arap dünyasında 'de Hüsnü Zaim darbesinden Nasır'ın Hür Subaylar darbesine ve Musaddık'ın devrilmesine kadar bir sürü karışıklığın ve felaketin arkasında duran ülkeydi. Pençeleri ortaya çıkmıştı. 1960'lı yılların başlarında Suriye başbakanı olan Muhammet Maruf Devalibi'ye şöyle seslenecekti: İsrail'in gönlünü alamazsanız bizim de gönlümüzü yapamazsın, İsrail'i istemeyenler SSCB safında ve kampında yer alabilir!

Böylece seçeneksizlikten dolayı birçok ülke nefreti nedeniyle SSCB'nin pençeleri arasına düşmüştür. İsrail-ABD ekseni hala devam ediyor.

Şimdi artık Amerikan modeli cazip değil. Sırasını savdı ve esamesi okunmuyor. 11 Eylül en çok kime zarar verdi diye sorulsa cevabı, 'ABD'nin vurduklarıyla bizzat ABD'nin kendisi' olmalıdır. Keskin sirke küpüne zarar. Petrol uğruna dünyada girdiği savaşlar ve ve İslam alemi üzerine kara basan gibi çökmesi bu ülkeyi sevenlerinin de gözünden düşürmüştür. Bununla birlikte daha keskin bir model ortaya çıkıyor. Bu model 'in Yeni Ortadoğu kitabıyla start almıştır. Bush'un BOP projesiyle ete kemiğe bürünmüştür. İsrail'in model olabilecek bir hali yoktur. Ama ' tehdidi' gibi bahanelerle zorlama ile oldurmaya çalışıyorlar. Mandela'nın dediği gibi İsrail bir insanlık kabusudur. meselesi insanlığın ortak meselesidir. İsrail de anti insanlıktır. Siyonizm kuzeye mahsus bir Apartheid rejimidir. Şimdi bu modelin veya eksi modelin bölgenin kapitalist modeli olan ile ortaklığa gittiğini ve kombinasyon oluşturduklarını görebiliyoruz. Pençeleri ortaya çıkmadan BAE de göz dolduruyor ve hayalleri süslüyordu. Nazarbayev ile Ramzan Kadirov'a kadar birçok ünlü lider BAE modelini ülkelerine adapte etmek istiyorlardı. Dubai efsanesi hepsini esir almıştır. BAE modeli Arap Baharından sonra halkların iradesini kırmaya ve İslamcıları sindirmeye çalıştı. Bu proje Sisi ile birlikte meyvesini vermiştir ve bu karşı darbeler sürecinin en büyük ortaklarından birisi de İsrail ile Netanyahu hükümetleri olmuştur. Araplara bir zamanların moda tabiriyle toprak karşılığı barış vadeden İsrail şimdi vermeden alma politikası gütmeye, uygulamaya başlamıştır. 1967 topraklarını Filistinlilere bırakmak istemiyor. Yine 'da yürüttüğü yeni ilhaklardan da vazgeçme niyeti yok.

BAE bu durumda İsrail'in iyiliğine dair sadece yalancı şahitlik yapıyor ve damat Jared Kushner odaklı Yüzyılın Pazarlığı projesine katkı sağlamaya çalışıyor. Kissinger ve Thomas Friedman gibi Yahudi fikir erbabına göre artık İsrail eksenli iki devletli çözümün vakti geçmiştir. Yani Filistin devleti rafa kaldırılmış ve yerini İsrail de değil halis Yahudi devleti projesi almıştır veya alacaktır. BAE gibi ülkeler buna suflör olacaklardır.

İsrail militarist modeli, kapitalist Dubai modeliyle eşleşmiş ve birleşmiştir. Arap Baharından sonra bu ülkenin de nasıl bir despot ülke olduğu ortaya çıkmıştır. Sedat infitah politikasıyla kapitalizme açılırken BAE bunun küçük ölçekli modeli olmuştur.

BAE-İsrail beraberliğinin kime faydası var veya kimi hedef alıyor? Filistinlilere faydası olmadığı meydanda. Filistinli müzakereci Saib Ureykat BAE-İsrail ortaklığıyla birlikte Siyonist Arap hareketinin doğmaya, şekillenmeye başladığını ifade etmiştir.

BAE'nin dışişlerinden sorumlu bakanı Enver Gargaş İsrail-BAE ittifakının İran'a yönelik olmadığını söylemiştir. Filistin'in yararına İran'ın zararına olmadığına göre bu anlaşma kime hizmet ediyor? Netanyahu ile birlikte Trump için bir seçim yatırımı mı? BAE, Mısır gibi rejimler artık İsrail'in Truva Atı mesabesindedirler.

15 yıl kadar önce Ahmet Mansur ile stratejik konuşmalarında Kuveytli düşünür Abdullah Fehd Nefisi gün gelecek BAE'nin dönüşüm geçireceğini ve gelecekte Körfez'de ikinci İsrail olarak ete kemiğe bürüneceğini öngörmüş ve ortaya koymuştur. Abdullah Fehd Nefisi Arap dünyasının en yetkin İran uzmanlarından birisidir. Hem İran hem de İsrail'e karşıdır.

Bir ara Cezayir'de İran Kültür Ataşesi olarak hizmet vermiş İranlı ekran yorumcusu Emir Müsavi de bu anlaşma ile birlikte Birleşik Arap Emirliklerinin İsrail'in bir eyaleti haline geldiğini ve İranlı karar vericilerin böyle düşündüğünü ifade etmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri İsrail modelinin ortağı ve mürevvicidir. Amerikan modeli demode olsa ve pörsüse de bölgede yerini kimileri için İsrail modeli almıştır. Bu modelin özelliği daha keskin olmasında yatmaktadır. İslami hareketlere karşı bu İsrail-BAE ortaklığı son derece uzlaşmasız ve keskindir. Bu keskinlik ve yatışmaz yapı zamanla bu ülkeleri içten içe kemirir ve bitirir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN