Arama

Mustafa Özcan
Nisan 9, 2020
Fikri toksitlerinden arındırma (fikri detoks)

Türkçede kaht-ı rical diye bir tabir var. Adam yokluğu veya kıtlığı demektir. Zaman zaman buna dair yakınmalar oluyor. Araplar kaht-ı rical kavramını 'ezmetü rical' yani insan krizi veya adam krizi olarak karşılıyorlar. Hasan el Benna da bu ifadeyi kullanarak vaktiyle Arap ve İslam dünyasının adam kıtlığına dikkat çekmiştir. Bazıları da, buna mukabil adam yokluğu değil metot yokluğunun daha doğru ve yerinde bir ifade olduğunu savunuyorlar. Burada bir beraberlik(telazum) vardır yoksa birisi diğerinin yerine kullanılmaz. Merhum Muhammed İmare de Çağdaş İslam Fikriyatının Krizi başlıklı önemli bir eser kaleme almıştır. Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif dedikleri gibi herkes gerçeği kendi üslubuyla veya zaviyesinden aktarıyor. Allah uzun ömürler versin Yusuf Kardavi de asrımızda en büyük krizin fikir krizi olduğunu ve fikir krizinin vicdan krizini de aştığını ve daha derin ve tehlikeli olduğunu söylemiştir (1). Bununla birlikte, fikir krizi mi yoksa fikir erbabı ve düşünür krizi mi var? Herkes hangisinin temel hangisinin türev olduğu noktasını tartışıyor. Tavuk yumurta hikayesi.

Burada fikir krizi demek fikir hastalıkları demektir. Fikir krizi bizi fikir hastalıklarına götürür. Bu da teşhis gerektirir. Demek ki bizim bir fikir hastalığımız var. İmam Gazali bu fikir hastalıklarını gidermek ve savmak için bir reçete yazmış ve buna da İhya-u Ulumiddin yani Dini İlimlerin İhyası adını vermiştir. El Münkizu Mine'd Dalal kitabı da bunun bir özeti, fihristesi daha doğrusu enfüsi dairede yaşadığı akisleridir. İslam dünyasının yaşadığı bu umumi krizi enfüsi dairede hissetmiştir. Bu afaki kriz kendi bünyesine de yansımış ve onu malul ve hastalıklı kılmıştır. Derdine şifa bulmak, aramak için yollara düşmüş ve uzlete çekilmiştir. Kudüs -Şam ekseninde geçirdiği 11 yıl buna işaret etmektedir. Önce fikri zeminini ve ardından fikrini ıslah ederek kendisini yenilemiş ve bu sayede fikir bataklığından kurtulmuştur. Sahte bilgileri arkada bırakarak yakini bilgiye ulaşmaya çalışmış ve inayet-i rabbani ile bu arzusuna nail olmuştur. Ümmet çapındaki buhranı kendi nefsinde yaşamış ve atlatmıştır.

Günümüzde İslam aleminin fikri boyutuna temas eden sayısız düşünür ve mütefekkir vardır. Bunlar arasında en sistematik olanlardan birisi de Malik Bin Nebi'dir. Elbette Muhammed Ferid Vecdi, Mahmut Abbas Akkad ve Seyyid Kutup gibi fikir erbabını da hatırlamalıyız. Bununla birlikte Malik Bin Nebi düşünce ufkunda önemli bir yıldız olarak belirmiştir. Bu alanda gerilemenin veya inhitatın fotoğrafını çekmiştir. Malik Bin Nebi'nin en önemli eserlerinden birisi de Fikir ve Put (orijinal adı: İslam Dünyasında Fikir Sorunu) adlı eseridir. Fikrin gerilediği yerde putun ve putlaştırmanın yükseldiğine işaret etmiştir. Analizi olmayan yeri taklit sarar. İslam Dünyasında Fikir Sorunu başlığını krizi şeklinde de çevirmek mümkündür. Kısaca İslam dünyasının ana krizlerinden birisi fikir sorunu veya meselesidir. Fikir krizi aynı zamanda yönlendirme krizine kapı aralar. Tali hastalıklar üretir. Kimlik buhranı ve bunalımı gibi. Bu fikir sığlığının ve yokluğunun netice veya yüzlerinden birisi kendi köklerinden uzaklaşma ve fikren Batılılaşmaktır. İran'ın Kemal Tahir'i sayılan Celal Ali Ahmet de kendi zaviyesinden bu meseleye temas etmiş ve Batılılaşma hastalığını Batıdan gelen virüs veya vebaya benzetmiştir. Fikirsizlik veya yabancı fikirlere kapılmak, müptela ve meftun olma ve şahsiyetsizliği de beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla fikir krizini aştığınızda şahsiyetsizlik ve bunun getirdiği kimlik buhranının da üstesinden gelebilirsiniz.

Bu yüzden de Malik Bin Nebi'nin alandaki selefi İbni Haldun, 'mağluplar galipleri taklit eder' demiştir. Taklit fikri ve analizi çürütür, öldürür. Sosyal ve psikolojik bir hastalıktır. Bu hastalığı aşamadan fikir sahibi olmak kabil değildir. Sadece malumat sahibi olabilirsiniz. Bilgi fikre dönüşmez. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak nasıl yanlış ise bilgi ile fikir kozası örememek de aynı şekilde başka bir yanlıştır. Günümüzün İbni Haldun veya Ebu Haldun'ları olarak anılan birkaç isim vardır. Bunlardan birisi İttihatçıların Maarif Bakanı Halepli Sati el Husri'dir. İkincisi de Malik Bin Nebi'dir. Elbette sırada başkaları da var.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Beraat Kandili gecesinde yaptığı duada fikirlerin de kirlendiğini söylemiştir. Çevre kirlenmiştir. Sosyal ilişkiler kirlenmiştir ama fikirler de kirlenmiştir. Bu üzerinde durulması gereken bir husustur. Nitekim Ürdünlü merhum dostumuz Hasan Tell 'Et Televvüs el Fikri/Fikri Kirlenme' adıyla bir eser kaleme almıştır (2). Fikri kirlenmenin yollarından birisi de acculturation denilen kültürleşme (musakafa) meselesidir. Kısaca kendi kültüründen önce yabancı bir kültürün ağına takılma, etkisi altına girmedir. Bu genellikle batılılaşma şeklinde tezahür etmektedir. Şekip Arslan İsviçre'de İslam Merkezini idare ederken gençlere tavsiyesi hep bu kültürleşmeden kaçınmak olmuştur. Önce kendi kültürüne vakıf olma ardından yabancı kültür havzasında kulaç atmak. Mevlana'nın ifadesiyle pergel gibi bir ucuyla sabit değer ucuyla da afakta seyretmek, hareket halinde olmak. Lakin bunu demek kolay ama yapması zordur. Yabancı kültür baskın hala gelmişse dalgayı kırmak, durdurmak ve hilafını gençlere kabul ettirmek gayet zordur. Menzilini alıncaya, tavı, alevi geçinceye kadar devam eder. Bunun için düşmemeye bakmak lazımdır.

Fikri zehirlenmelerden kurtulma yolu ve imkanı var mıdır? Varsa nedir? Fikri zehirlenmelere karşı alınacak tedbirlerden birisi detoks uygulamaktır. Toksitlenme ve zehirlenmeye karşı toksit giderici fikirler üretmektir. Fikri toksitlerden kurtulmanın, arınmanın tek çaresi fikri mukabelede bulunmaktır.

Elbette fikir zemininde de panzehir hükmünde kılavuz eserler vardır. Bunlardan birisi de Mısırlı Muhammed Muhammed Hüseyin adlı Mısırlı yazara ait eserlerdir. Tam bir fikri detoks kürüdür.'Modernizmin İslam Dünyasına Girişi' isimli bir eseri Türkçe olarak okurların istifadesine sunulmuştur, Bu kitap yayınlandığında çok akisler meydana getirmiş hatta yazarın öteki kitapları merak konusu olmuştur. Diğer kitapları maalesef dilimize kazandırılamamıştır. En önemli kitaplarından birisi olan el İtticahat el Vataniyye Fi'l Edeb el Muasır/Çağdaş Edebiyatta Milli Eğilimler isimli eseri sahasında önemli bir çalışmadır. En hacimli eserlerinden birisidir. Başucu kaynaklarından ve fikri detoks mahiyetinde yazdığı eserlerden birisi veya en temellisi ise El İslam ve'l Hadaretü'l Garbiyye/İslam ve Batı Medeniyeti (Türkçeye çevrilen eseri) adlı eseridir. Bu eseri oldukça kayda değer bir eserdir. Bu kitabında Batı fikriyatının İslam dünyasına sızma yollarını tarassut etmiştir. Muhammed el Behiy'in de bu sahadaki başka bir eserini hatırlatmaktadır. El Fikrü'l İslami el Hadis ve Sılatuha bi'l İstimar el Garbi/ Çağdaş İslam Düşüncesi ve Batı Sömürgeciliğiyle İlişkisi! Bu eser de sahasında yeri doldurulamayacak eserler arasındadır.

Biz yeniden Muhammed Muhammed Hüseyin'e geri dönecek olursak, tamamlayıcı eserlerinden de bahsetmeliyiz. Mesela bu sahada bir başka eseri de Husununa Mühededetün Mi'nel Dahil/Kalelerimiz İçten Tehdit Altında adlı eseridir. Bir başkası ise Er Ruhiyyetü'l Hadise (Modern Ruhiyat) adlı eseridir. Biz de maddeci görüşe karşı ruhçu görüş olarak da anılan bu akımın, alanın pek de masum olmadığını anlatmaktadır. Bu eserinde ruh çağırma seansları gibi hususlara temas etmiş ve Muhammed Ferid Vecdi ile Tantavi Cevheri'nin bu alandaki yazılarını kritik etmiştir.

Fikri toksitlere detoks uygulayan Muhammed Muhammed Hüseyin yazdıklarıyla Seyyid Kutup'u meftun etmiş, kendisine hayran bırakmıştır. Bize Seyyid Kutup'un Muhammed Muhammed Hüseyin'e olan ilgisine onunla birlikte Mısır zindanlarını paylaşan Mustafa Kamil Muhammed anlatmaktadır. 'Seyyid Kutup İle Hikayemiz' kitabında Mustafa Kamil Muhammed, Muhammed Muhammed Hüseyin'e Seyyid Kutup'un ilgisini şu satırlarda kayda getirmektedir, dile getirmektedir:" Bazı gerçekler hakkında daha fazla bilinçlenmemiz ve daha geniş bilgelere sahip olmamız için Dr. Muhammed Muhammed Hüseyin'in yazdıklarını okumamızı önerdi. Adı geçen yazar bir asır öncesinden İslam'a karşı kurulan uluslararası komplo gerçeğini kavramıştı. Hilafetin yıkılışından ve sonrasındaki gelişmelerden çok önce birçok sırrı ifşa etmişti. Daha o dönemlerde parlatılan birçok ismi, sahte lideri bütün çıplaklığıyla teşhir etmiştir. İşbirlikçi yöneticilerin para ile satın alınan aydınların ve ihanet içindeki şebekelerin ve liderlerin gerçek portresini çıkarmıştır. Onların hainliklerini de deşifre etmişti. Yazdıklarından anlaşılıyor ki, bu hainler gerçekleri çarpıtarak halkı maniple ediyor, onları sapık yollara sürüklüyorlardı. Bunları da aldatıcı bayraklar, milliyetçilik, kalkınma ve medeniyet gibi şaşaalı ve göz boyayıcı isimler altında gerçekleştiriyorlardı. Kuşkusuz bütün bunları yaparken söz konusu düzmece sembol ve kavramlara İslami bir kılıf giydiriyor, ıslah gibi sloganların arkasına saklanıyorlardı.

Bütün bunlar olurken insanlar derin bir gaflet içinde oyalanıyordu. (3)

Edebiyat alanında iyi bir polemikçi olan Seyyid Kutup aynı zamanda hakşinas birisidir. Derin bir nüfuz ve basirete sahip olan Seyyid Kutup Muhammed Muhammed Hüseyin'i ilk keşfedenler ve takdir edenler arasında yer almıştır. Zira yazı ve fikirleriyle çağın egemen ve popüler kültürüne karşı yalın kılıç mücadele etmiş ve panzehir hükmüne geçmiştir.

Virüslerden kurtulma mevsiminde fikri toksitlerden de arınmalıyız. Reçeteleri bulursak panzehre de ulaşmış oluruz.

1-Keyfe Neteamelü Mea's Sünneti'n Nebeviyye: Mealim ve Davabıt, El Mahad el Alemu Lil Fikri''l İslami. S.31

2- https://www.ammonnews.net/index.php?page=article&id=108603

3-Mustafa Kamil Muhammed, Seyyid Kutup İle Hikayemiz, Tashih Yayınları, s: 52, çeviri: Vahdettin İnce

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN