Arama

Arkasına bakmadan kaçtı

Arkasına bakmadan kaçtı

Sadece bir görüntü Netanyahu'nun karizmasını çizmeye yetti, bütün çabalarını ve yatırımlarını verimsiz kıldı, berhava etti. Her açıdan , bölgenin en nitelikli silahlarına sahip ülkesi. Tepeden tırnağa pür silahlı. Bunlar arasında nükleer başlıklar da var. Bununla birlikte güvende değil. İsrail güven yoksunu, yatışmaz yapıya sahip bir ülke. Tatmin olması kabil değil. Kur'an buyruğu onları şöyle tasvir eder: "Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar." (63/4)

Netanyahu da kalıbının adamı çıkmadı. Tabir caizse bir ödlek ördek ile karşı karşıya bulunuyoruz. Seçimlere birkaç gün kala esip gürlüyor, herkese ayar veriyordu. Son düzlüğe çıktığını sanıyordu. Seçimleri kazanabilmek için buldozer lakaplı Şaron'un izinden gitti ve el Halil kentini serbest şehir ilan etti, buradan Müslümanlara meydan okudu. Lübnan, Suriye ile 'ta 'ı kovalıyordu hatta kollarının Yemen'de Husilere bile uzanacağını söyledi. Irak'ta Haşd-i Şabi güçlerine yönelik gizli operasyonlara ağırlık verdi. Suriye-Irak sınırındaki Bukemal'deki İran yanlısı güçleri hedef aldı. Seçim vaadi olarak seçimlerden sonra Gavr-ı olarak bilinen verimli Ürdün Vadisi ile Ölü Deniz'in kuzey bölgesini topraklarına katacağını ve İsrail'e ilhak edeceğini duyurdu. Bu açıklama uluslararası arenada tepki çekmekte gecikmedi. Nitekim, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres bu işlemin yasadışı olacağını ilan etmiştir.

Keza Ürdün Meclis Başkanı Atıf Teravene de Netahyahu'nun 17 Eylül'de yapılacak seçimlerle ilgili vaatleriyle ile İsrail arasında 1993 yılında varılan Oslo anlaşmasını zora soktuğunu ve gözden geçirilmesini gerektirdiğini beyan etmiştir. Teravene Netahyahu'nun her alanda bocaladığını ve dengesiz davranışlar sergilediğini ve bu yaklaşımlarıyla dini savaşlara davetiye çıkardığını ifade etmiştir. Ürdün Vadisini İsrail'e katma kararı şüphesiz 1993 yılında parafe edilen Oslo sürecinin sonu olacaktır. yönetimiyle birlikte Ürdün Dışişleri Bakanlığı'nın buna dair tepkileri dikkate alınmamıştır. İsrail sağı İsrail'in dümenini geçmiştir ve popülist ve İsrail yanlısı Trump yönetimi de İsrail sağının arkasında durmaktadır. Kısaca Hristiyan sağı ile İsrail sağı İslam ve Müslümanlar karşısında el ele vermiş ve yekvücut ve tek vücut haline gelmiştir. Ömer Ayasire'nin yazdığı gibi bu konjonktürde Ürdün Vadisi'ni İsrail'e katma projesi kesinlikle iki devletli çözümün tabutuna son çiviyi çakmaktır. Oldu bitti ile yeni bir realite vücuda getirilmek ve bu realite altında Filistin devletinin kurulması imkansız kılmaktır.

Ürdün Vadisi'ni ilhak projesiyle alakalı olarak Netanyahu Amerikan yönetiminin de gönlünü almak istemiş ve bu kararı Trump idaresinin planını açıklamasına kadar talik edeceklerini. askıya alacaklarını ifade etmiştir. Bu da Netanyahu'nun Yüzyılın Pazarlığı projesinin 'yı İsrail'e peşkeş çekeceğinden emin olduğunu gösteriyor. Yıllardır Amerikan idarelerinin imtina ettikleri hususu Trump tersine çevirmiştir. İsrail'in yayılmacı politikalarını onaylamıştır. Batı Şeria'nın İsrail'e ilhakına sıcak baktığı çeşitli vesilelerle anlaşılmıştır. Keza Golan Tepeleri'nin ilhakı meselesine de sıcak bakmaktadır. İsrail Batı Şeria'yı yutmayı gözüne kestirmiştir ve seçimlerden sonra da bunu fiiliyata geçirmeye ve icra safhasına koymaya çalışacaktır.

Bu anlamda Arap tarafı ve özellikle Ebu Mazin (Mahmut Abbas) içi boş, kuru gürültü kabilinden tepkilerle bir yere varılamayacağını görmelidir. Yapılması gereken temellere geri dönmek ve Filistin dostlarıyla kenetlenmektir. Eyyamcı politikalar iflas etmiştir hatta İsrail'in gıdası ve yakıtı haline gelmiştir.

Kur'an-ı Kerim'in tasvir ettiği günlerdeyiz: Biz kitapta İsrâiloğulları'na şöyle bildirmiştik: "Yeryüzünde mutlaka iki defa fesat çıkaracak, çok böbürleneceksiniz (büyükleneceksiniz)." (İsra 4). İsrail'in büyüklenmesinin alametlerinden birisi Netanyahu'nun icraatları ve vaatleridir. Müslümanları hiçe sayan pervasız politikalarıdır. Netanyahu'nun pervasızlığı İsrail'in ikinci böbürlenişinin veya büyüklenmesinin belirtilerinden birisidir.

Ürdün'de es Sebil gazetesinde yazan 'Netanyahu'nun patırtısını kim durduracak?' başlıklı bir makale kaleme almış. Bu başlıktaki sorunun cevabını fiili olarak Hamas Gazze'den attığı füzelerle ortaya koymuş ve göstermiştir. Netanyahu'nun seçim arifesinde Aşdod Limanında yaptığı bir konuşma füze tarrakalarıyla kesilmiştir.

Arapların bir deyimi var, şöyle derler: "Kataet cehizetü kavle külli hatibin."

Cehize isimli kadın bütün hatiplerin sözünü kesti, yarım bıraktı. Kassam füzeleri de hem Netanyahu hem de Avigdar Lieberman'ın seçim konuşmasındaki sözlerini yarım bırakmıştır. Demir kubbenin Kassam füzelerini gökte yakalama çabalarına rağmen Netanyahu da şafak atmış ve arkasına bakmadan sığınağa kaçmıştır. Savaş şahinleri Netanyahu ile Liebarman tabanlarını yağlayarak arkalarına bakmadan sığınaklara koşmuşlardır. Bu İsrail toplumu üzerinde ek bir travmaya neden olacaktır. İsrail toplumu içinden şu soruyu sormaktadır: Bu ödlek herif savaş sırasında bizi nasıl koruyacak? Netanyahu'nun gürlemesi ve patırtısı Kassam füzelerinin gürlemesiyle birlikte inişe geçmiş ve sönmüştür. Kur'an, 'şeytanın hilesi zayıftır' diyor keza Kur'an Yahudilerle alakalı da aynısını söylüyor. "Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar."

Füze gürültüsünden dolayı Netanyahu'nun ödü koptu. Karizmayı fena çizdirdi. Kassam'a dayanamayan İslam dünyasına hiç dayanamaz. Yeter ki İslam alemi afiyet kazansın ve toparlansın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN