Arama

Sudan’da Muvazaa Darbesi

Sudan’da  Muvazaa  Darbesi

Ömer Hasan el Beşir sadece darbeyle gelmedi aynı zamanda giderken de muvazaalı bir darbe kurguladı. Gelirken darbe ile geldiği gibi giderken de halka darbe vurmak istedi. Bunu nereden biliyoruz? Birçok işaret var. Bu işaretlerden birkaçını şöyle sıralayabiliriz: Sözde darbeyi kendisine bağlı olan ve dışardan atadığı İvad Bin Avf gerçekleştirdi. Darbeciler halkın taleplerini göz ardı ettiler ve adeta İvad Bin Avf yangından mal kaçırırcasına ve bir oldubitti ile geçici askeri konsey ilan etti ve onun başına geçti ve ertesinde de hemen yemin ederek görevine başladı. Peşinen de asgari olarak iki yıl kalacağını ilan etti. Sudan halkının deyimiyle 'gaspçı iktidarı halkın iradesine ipotek koyan ve çalan yedeğindeki ve himayesindeki (protégé) İvad bin Avf'a devretmiştir'. Yani gaspçı ile hırsız devir teslim işlemi yapmışlardır. Halkın talepleri ise bu durumda havada kalmıştır. Bu suretle Sudan gösterileri önce ilham verdiği sonra da ilham aldığı Cezayir gösterilerinden veya sürecinden ayrılmıştır. Cezayir olayları Sudan'da domino etkisi meydana getirmiştir ama sonrasında süreçler birbirinden ayrışmıştır. Cezayirli göstericiler 22 Şubat 2019 tarihinde başlattıkları gösterileri büyük ölçü de başarıya ulaştırmış ve 4 Temmuz tarihinde seçimlerle birlikte kutlamasını veya şölenini yapmaya hazırlanmaktadır. Eski rejimin adamları yüzünden hala Cezayir'de de tehlike tam geçmiş sayılmazsa da yine de süreç Cezayir halkının teyakkuzu sayesinde büyük ölçüde sağlıklı yürümektedir. Sudan Cezayir'den farklı olarak askeri darbeyle birlikte meçhule yuvarlanmıştır.

Gösterileri örgütleyen Sudan ve halk kesinlikle Ömer Beşir'e karşı olduğu kadarıyla darbeye de karşı çıkmaktadır. Bu nedenle Kuveytli siyaset bilimci Abdullah Fehd Nefisi halkın askeri idareye de, zorbalara da direneceği kanaatindedir. Nitekim halk hareketinin önderleri ve Meslek Odaları Birliği üyesi Emced Ferid ve Nizar Ahmet Ömer gibiler askeri darbenin halkın taleplerini karşılamadığını ifade etmektedirler. Ömer Beşir gitmesine gitmiş ama düzeni kalmıştır.

Baştan beri Sudan halk hareketini destekleyen Yemenli insan hakları eylemcisi Tawakkol Karman Beşir'in devrilmesinin yetmeyeceğini mutlaka iktidarın da bir an önce sivillere devredilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Merhum 'ın çocuklarından Dr. Huzeyfe Abdullah Azzam İvad ile Sisi arasında senaryosunun Sudan'da tekrarlandığını ifade etmektedir. Bununla birlikte Sudan'ın Mısır'dan farkı halkının ideolojik bölünmenin ötesinde Ömer Beşir ve kalıntılarına toptan karşı çıkmasıdır. Muvazaa darbesi tatmin etmemiştir. Dolayısıyla bu darbenin arkasında İsrail parmağı dahi vardır. Rejim sahte darbe yoluyla kendini yeniden üretmek, sağlama almak istemiş ama halkın direnciyle karşılaşmıştır. Böylece ilk andan itibaren sokağa çıkma yasağı delinmiştir. Kahire veya Sisi rejimi halkın tercihlerini desteklediklerini ilan etmiştir!. Mısır'da halkın tercihlerini yıkan bir rejim nasıl oluyor da Hartum'da halkın tercihlerini destekliyor? Burada hem bir kandırmaca hem de bir ortaklık vardır. Daha önce İvad bin Avf Kahire'de ülkesini temsil etmiştir ve nüfuzlu çevrelerle ilişkisi açıktır. Esasında darbe Mısır'ın geri destekte olduğu Ömer Beşir ile İvad Bin Avf arasında bir tiyatro sahnesinden ibaretti ve 'ü 4 aydan beri devam eden göstericilerin ve protestocuların üzerine salarak baş ağrısından kurtulmak istemişlerdi. Ancak Çevik Güç'ün Komutanı Muhammed Hamdan Diklu bu talimatı uygulamayınca plan suya düşmüştür. Bunun üzerine daha kapsamlı gelişmeler olmuş ve halkı teskin için Ömer Beşir'i feda etmek zorunda kalmışlardır.

Darbe bir muvazaa darbesi olduğu gibi dış desteklidir ve arkasında Kahire ve uzantıları vardır. Öncelikli olarak Sudan gazetesi Al Rakoba gazetesi gösterilerin önünü almak için tasarlanan sahte darbe planının İvad ile Beşir arasında hazırlandığını duyurdu. Bu itibarla İvad Bin Avf Cezayir'deki benzeri Ahmet Kaid Salih ve oynadığı daha olumlu rolden ayrılmaktadır. Halkın yanında olmayıp muvazaa halindedir ve yine tiyatronun bir parçası olarak televizyon konuşmasından çıkarken halk tarafından yuhalanmıştır. Arabi21 yazarlarından 'e göre İvad Bin Avf Sisi'nin kopyasıdır ve onun darbe konuşmasından da kopya çekmiştir. Anayasayı ve kanunları askıya almış, sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Lakin halk pusudadır. Ümmet Partisi ve lideri Sadık Mehdi gibi eski siyasetçiler Savunma Bakanı İvad Bin Avf'in açıklamasını ve ihtiva ettiği unsurları reddetmiştir. Sahte darbenin foyası tez çıkmıştır. Bazıları onu İhvan'a mal ederken İhvan da ona karşı çıkmaktadır. Sudan İhvan lideri İvadullah Hasan Seyyid Ahmet, İvad bin Avf'ın devr-i sabıkın bir devamı ve başarısız yönetimin adamı olduğunu ifade etmektedir. Dahi Halfan gibiler Ömer Beşir aleyhtarı göstericileri İhvancı olmakla suçlamıştır. Kimilerine göre Ömer Beşir İslamcı ve İhvancı kimilerine göre ise karşıtları İhvancıdır. Ömer Beşir olsa olsa ex ihvancıdır. İltibas buradan kaynaklanmaktadır.

Adil Raşid bu hususta yaralıdır, sancılıdır ve bir hasretini dile getirmektedir o da şudur: " Kimileri İslami kesimin Ömer Beşir'e gizli ve açık destek olduğu kanaatini seslendirmektedir. Bunun aslı astarı yoktur. Kaçtır söylüyorum, zorbalar kendilerini İslami kisve içinde gösterseler de onların tehlikesi ötekilerin tehlikesinden çok daha büyüktür. Öyle olmadıkları halde İslam'ın arkasına saklananlar kötü uygulamalarıyla ve idareleriyle hem kendilerine hem de İslam imajına zarar vermektedirler. Ömer Beşir'i destekleyenler yaptıklarından sorumludurlar. Ömer Beşir inkılap ile geldiği gibi inkılap ile gitmiştir…"

'Kem alatla kemalat olmaz' demişlerdir. Nitekim Halefi İvad Bin Avf'in Ömer Beşir'in yolundan giderek Katar ile Türkiye ile sıkı ilişkileri muhafaza edeceğini umanlara da Adil Raşid'in bir çift sözü var. Diyor ki, "Tam tersine. Mısır ile uzantılarının çekim merkezindedir. Beşir'in İstihbarat Başkanı Salah Kuş Abbas Kamil'in tavassutuyla Tel Aviv'i ziyaret etmiştir. İvad Bin Avf darbeden bir ay önce Kahire'yi ziyaret etmiş ve ardından ilan edilmemiş bir biçimde darbeye takaddüm eden gece yine Kahire'ye uğramıştır. Ömer Beşir de ülkesindeki gösterilerin öncesinde Şam'ı ve Beşşar Esat'ı ziyaret etmişti. Böylece kendisini karşı darbecilerin safına, şer eksenine koymuştur. Beşir ile İvad Bin Avf Yemen'e Suudi Arabistan-BAE saflarında asker sevk etmişlerdir…" Dolayısıyla Ömer Beşir oportünist cephenin adamıdır. Kendisinin bir cephesi yoktur eyyamcılar cephesindendir. Nitekim Le Monde gazetesi de Ömer Beşir'in kaypaklık ustası ve pragmatik bir lider olduğuna parmak basmıştır.

İkinci 'dir ve 6 Nisan sonrası onun rüzgârıyla devrilmiştir. Kader adalet etmiştir. Sisi ile Beşir hem Mısır hem de ardından Sudan'ın halk iradesini çalmak istemişlerdir. Beşir ile Sisi'nin ilişkisi Cafer Numeyri ile sırasıyla Nasır, Sedat ve Mübarek ilişkisi gibidir.

Beşir, Buteflika gibi Arap Baharının ikinci dalgasıyla yıkılmış ve birinci dalga ile yıkılanlar kervanına katılmıştır. Birinci dalgada yıkılanlarla ikinci dalgada yıkılan Ömer Beşir'i nadir bir kare bir araya getirmiştir. Bu meşhur 2010 yılı ekim ayında Sirte'de çekilmiş bir fotoğraf karesidir. Kare veya kümenin beşinci elemanı, kişisi Ömer Beşir'dir. Dördü ise ilk dalgada saf dışı edilmiştir. Zeynelabidin Bin Ali, Muhammed Hüsnü Mübarek, Muammer Kaddafi ve AIli Abdullah Salih kervanına 8 yıl sonra Ömer Beşir de katılmıştır. Beşşar'ı ziyaretten dönerken halkın fırtınasına tutulmuştur. Ziyaretin akabinde yakalandığı süreçten kurtulamamıştır. O sıralarda kullandığı bir söz hafızalardan silinmemiştir. Sudan'ı da Arap Baharı çemberine katmak istiyorlar!

Kısaca halef-selef Ömer ile İvad madalyonun iki yüzüdür. Ama halk da pusuda beklemektedir.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN