Arama

İstismarcılar ile şamatacılar

İstismarcılar ile şamatacılar

Doktrini olarak anılan doktrin istismara açıktır hatta tek kelime ile ona dayanmaktadır. Amacı durumdan vazife çıkarmaktır. Dünyayı ve özellikle de 'ı sağılır inek olarak görmektedir. Suudi Arabistan'ın etinden, sütünden ve yününden yararlanmayı tasarlamaktadır. olayını gökte ararken yerde bulmuştur. Tam da bu amaçlarına uygun bir olaydır. Rusya da aynı şekildedir. ABD-Suud ilişkilerinin gerilmesinden kendisine alan açmayı planlamaktadır. Bu olay üzerinden pragmatizmde Putin ile Trump birbiriyle yarışıyorlar. Putin ayrıca meselesinde Suudi Arabistan'ı daha da yanına çekmenin yollarını aramakta ve bu ülkeye bu amaçla heyetler göndermektedir.

Devlet başkanlarına paralel krizlerden beslenen istismarcı bazı şahsiyetler de vardır. Bunlardan birisi 'ın işgalinin önünü açan şimdi de kalkmış bu olay üzerinden ahkam kesen, ahlak dersi vermeye kalkışan ' damadı' 'den başkası değildir. Irak'tan sonra Mısır'da da Batılılar namına kirli roller oynayan adamlardan birisidir. Şimdi de Cemal Kaşıkçı meselesinden kendisine pay ve rol devşirmeye çalışmaktadır. Yine bu olayla alakalı olarak unutulmuşluk zaviyesinden kurtulmak ve gündeme gelmek isteyenlerden birisi de 'teflon veya eskimez, yanmaz, altına tutmaz Tony' lakabıyla anılan İngiltere eski Başbakanı Tony Blair olmuştur. Bush ile birlikte dünyayı ateşe vermiş ve büyük bedeller ödetmiş birisi olarak Cemal Kaşıkçı konusunda en son konuşması belki ebedi susmayı gereken siyasi kimliklerden birisidir. Bu isimler Cemal Kaşıkçı katilleriyle birlikte belki de onlardan önce yargılanması gereken ve yargılanması sarkan ve geciken isimler arasındadır.

Esat'ın sesi de çatısı altında Suudi Arabistan Temsilcisi Abdullah Yahya ile Cemal Kaşıkçı olayı üzerine bir kez daha atışmıştır. BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye oturumunda Suudi Arabistan'ın Esad rejimine yönelik eleştirilerine cevap veren Suriye'nin BM Daimi temsilcisi Beşşar Caferi, kayıp gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasından Suudi Arabistan'ı sorumlu tutmuştur. Suudi Arabistan'ı başka bir ülkenin başbakanını alıkoymak, kendi ülkesindeki bir işadamını (Sabih Al Masri) alıkoyarak fidye ödetmekle suçlayan Caferi, Suudi Arabistan'ın Kaşıkçı'yı da konsolosluğunda tuttuğunu ve kimsenin ona ne olduğunu bilmediğine dikkat çekti. Suudi temsilci El Mouallimi ise, Caferi'ye cevap vermek için söz aldığında Suriye'nin BM Daimi temsilcisi Caferi salondan ayrıldı. Adeta Kaşıkçı üzerine kayıkçı kavgası sergiliyorlar 'tencere dibin karı seninki benden kara' edebiyatı yapıyorlar.

Beşşar Caferi'den maada bu hususu gündemde tutanlardan birisi İran Dışişleri Sözcüsü Behram Kasimi olmuştur. Halbuki, ülkesi bu tür kirli işlerde Suudi Arabistan'dan daha kıdemli. bu hususta onların eline su dökemez. 'de bile muhaliflerine uzanabiliyorlar. Suudi Arabistan'ın adı çıkmış istismarcılar veya şamatacılar ise onun üzerinden gizlenmeye ve kendilerini perdelemeye çalışıyorlar. Behram Kasimi de kendisini tutamadı ve Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinin Suudi Arabistan'ın parmağı olduğunu söyledi. Bunu sağır sultan bile duydu ama yorum yapmak İran'a mı kaldı, düştü? Heyhat! İran halkı ve rejim muhalifleri olan bitenden haberdarlar ve olayların iyi takipçisi ve çetelesini tutuyorlar. Bunlardan olmak üzere yine ismi Cemal olan İranlı insan hakları savunucusu Cemal Hüseyni 2014 yılında Türkiye'de kim vurduya daha doğrusu İran vurduya gitti. Ardından İran medya patronlarından Saeed Karimian (Said veya Seyyid Kerimyan) 2017 yılında yine Türkiye'de kurşunların hedefi oldu. Çeçenler gibi onlar da gün ortasında ve sokak köşelerinde infaz edildiler. Esasında kimsenin kimseye pek gülecek ve şamata yapacak hali yok. Özellikle de İran ekseninin.

Ekim Ayı (2018) ortalarında, olayları birbirine karıştıran ve gafkolik olarak nitelendirilen Irak Dışişleri Bakanı Şam'da Suriye Dışişleri Bakanı Velit Muallim ile buluşmasında Kaşıkçı olayı üzerinden Suudi Arabistan'la dalga geçtiler. İkisi de, ikisinin ülkesi de insan hakları karnesi açısından kırıklarla dolu ve Suudi Arabistan'ın çok gerisinde kalıyorlar. Veya kabarık dosya açısından ilerisindeler. Suriye rejiminin nitelikli ve niteliksiz cinayetler konusunda karıştığı olaylar eskilerin deyimiyle tadat dışı yani sayıya gelmez bir haldedir. Hal böyle olduğu halde öfkelerini Suudi Arabistan'dan çıkarıyorlar. Arapların teşeffi-i gayz dedikleri bir şey var yani bu olay üzerinden öçlerini alıyorlar. 'Hepimiz aynıyız, birbirimizden farkımız yok ve aynı kazanda kaynayıp gidiyoruz' demek istiyorlar. İbrahim Caferi'nin başbakanlığı döneminde Irak'ta Şiiler Sünni temizliğine başladılar ve ülkeyi Sünnilerden arındırdılar. Neredeyse Bağdat'ı Sünnisizleştirmede Tahran seviyesine, ayarına getirdiler. Bu dönemde etkin olan İçişleri Bakanı Bakır Cebr Solağ ölüm mangalarına komuta etmekle anıldı. Muhammed Bin Selman'a bağlı bir ölüm mangası varsa kim bilir Solağ'a bağlı kaç ölüm mangası vardı.

Kısaca şamatacıların suç sicilleri bir hayli kabarık. Neye gülüyorlar acaba, kendilerine olmasın? Neşeli Günler filminde ortalık karıştığında en son içeri giren sarhoş kişi şöyle seslenir 'burada şenlik var!'. Burada da trajediyi şenliğe çeviriyorlar.

Elbette olay failsiz kalmamalı. Failler bulunmalı. Ama şamatacılar cezalandırıcı makamında olamaz. Mecdelli Meryem hadisesinde Hazreti İsa'nın çıkışması gibi: İçinizden ilk taşı günahsız ve suçsuz biri atsın! Günahkarı veya suçluyu cezalandırmak aynı kumaştan veya kimyadan olanların harcı değildir. Ahlaksız birini bir başka ahlaksızın cezalandırması bugünkü tabirle en azından çifte standart olur. İstismarcılar veya şamatacılar buna ehil değiller ve dosya veya sicilleri daha da kabarık. Boşuna ahlak dersi vermesinler! Ahlak dersi vermek yerine ahlakı kuşansınlar, kazansınlar. Bunlar için söylenebilecek tek söz şudur:

Utanmazsan, dilediğini yap!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN