Arama

Son umut, son ordu!

Son umut, son ordu!

Batılılar bize 'de 'işgalci' gözüyle baksa da önemli olan bu hususta Suriye halkının ne dediğidir. Olaya nasıl baktığıdır. Esas görüş, onun görüşüdür. Ötekiler lafı güzaftır. Boş boğazlıktan ibarettir. Suriye halkı baştan beri Türkiye'yi kurtarıcı olarak görüyor. Bu itibarla da Türk bayraklarını kendi isteğiyle bayrakları gibi dalgalandırıyorlar. Dün olduğu gibi bugün de Türkler Suriye halkı nezdinde kurtarıcı vasfına haizdir. Bu inanç ve kanaat Suriye halkının kolektif hafızasına işlenmiş, yer etmiştir. gibi tarihçiler de zaman zaman eserlerinde bu duruma temas ederler. Batılılar ne derse desin dayanaksız ve temelden yoksun sözleri kimsenin umurunda değil. Batı ve dünya Suriye halkını yüzüstü bıraktıktan sonra Batı halkın umurunda olmayacaktır. Halkın Batı'ya umut bağlayacak hali kalmamıştır. Suriye halkının tarih boyunca azınlıklar veya harici egemenler karşısında topu topu iki tutamağı ve potansiyel kurtarıcısı olmuştur. Türkiye ya da Mısır. Bugün ise Mısır Esat'ın safında yer alıyor ve Sisi Esat'ın yaptıklarını kendi ülkesinde de uyguluyor. Mısır bugün Suriye halkına yabancılaşmış durumdadır. Bu faktöre coğrafi uzaklığı da ilave etmemiz gerekecek.

Tarihte dinleri farklı bile olsa İslam ve orduları daima mazlumların sığınağı olmuştur. Bu da yürek fethini kolaylaştırmıştır. Fetih Suresinde belirtildiği gibi en büyük fetih yürek fethidir. Bu nedenle de Amr İbnü'l As yerli halkın iştiyakı ve işbirliği sayesinde az bir ordu ile zorlanmadan Mısır'a girebilmiştir. Keza peygamberler şehri Kudüs de anılan nedenlerden dolayı aynı şekilde direniş göstermeden İslam ordularına teslim olmuş ve terk-i silah etmiştir.

Musa Bin Nuseyr ve komutanı Tarık bin Ziyad da Endülüs'e bir avuç leventle birlikte girmiş ve yerli halkın sevgi gösterileri, hoş karşılaması arasında İberya Yarımadasını boydan boya kat etmiş, derinlerine ve içlerine ilerleyebilmiştir. Demek ki fethin bu kadar kolay olmasının sırrı yerli halkın işbirliği, gönüllerinin ısınmasıdır. Askeri fetihlerden önce İslam orduları ve idareleri halkın nezdinde güzel bir algı bırakmış ve gönüllerine girmişlerdir. Bu algı ters döndüğünde de fetihler ters yüz olmuştur.

Osmanlılar Balkanlar'a mazlum milletlerin hamisi olarak girmiştir. Bosna'da Begomil inancına sahip olan Boşnaklar baskı altındadır. Bu nedenle de kolaylıkla İslam ordularının safına geçmişlerdir ve Yeniçerileri ülkelerine buyur etmişlerdir.

Fazilet yönetiminden (meritokrasi) sapma, uzaklaşmayla birlikte isyanlar da baş göstermiştir. Nitekim Mehmet Çetin Börekçi'nin, ' 'nda ' adlı incelemesinde de ortaya çıktığı gibi Kara Yorgi gibi isyancıların zuhuru reayaya aşırı vergi yüklenmesiyle alakalıdır. Reagan'ın da işaret ettiği gibi bu hususta 'un tarihi ibretlerden süzülmüş, derlenmiş yerinde ve isabetli bir görüşü vardır. Sosyolojinin kanunu mesabesindedir. Der ki, vergilerin artışı israf ve kötü yönetimin habercisi, kötü yönetim de sonun başlangıcının işaretidir. Bu gerçeği Kara Yorgi fiiliyat, hal ve tavrıyla ortaya koyduğu gibi aynı zamanda Hüseyin Kazım Kadri de Rumeli'de valilik günlerinde karşılaştığı Talat Paşa'ya kavli olarak söylemiştir. Bu gidişle 600 yıllık imparatorluğu 6 yılda dağıtacak, batıracaksınız. Bu aynı zamanda İkinci Abdulhamit Han'ın da öngörüsüdür: Benden sonra 10 yıl idare etsinler, 100 yıl idare etmiş sayacağım!

Yeniden, ricat günlerinden ikbal gönlerine doğru yol alıyoruz. Yine kurtarıcı pozisyonuna büründük. Daha önce kurtarıcı görünenlerin maskeleri düştü. Şimdi onlar kara kedi misali bölge halkıyla aramıza girmeye yelteniyorlar. Çifte kavrulmuş zulüm yapıyorlar. İlgilenmiyorlar, ilgileneni de engellemeye çalışıyorlar. Arapların deyimiyle hem kötü hurma hem de eksik tartı. Böylece sadece skandal üretiyorlar. Kendilerine güldürüyorlar.

Türkiye bölge halkının son umudunu temsil ediyor. Geçmişte potansiyel olarak son umuttu. Şimdi ise bu umut kuvveden fiile çıktı. Mehmet Koçak'ın naklettiğine göre, İstiklal Marşı şairimiz Mısır'dan Anadolu'ya dönerken 'nin de (Ekmeleddin İhsanoğlu'nun pederi) bulunduğu bir ortamda şunları söyler: son umudumuz Türkiye… Akif, Arap diyarlarından umudunu kesmiştir. Nitekim bugün yaşananlar o gün için önsezi (ey hissi kable'l vuku) mahiyetindedir.

Böylece çar naçar ve belki de istemeyerek Anadolu'ya avdet eder. Yine aynı yıllarda Kahire'de olan ve orada vefat eden Musa Carullah Bigiyev Moskova'da iken dönemin Cumhur Reisi İsmet İnönü'ye mektup yazar; İslam âleminde tek ümit kırıntısının Türkiye'de olduğunu söyler. Hadiseler de kendisini yalancı çıkarmaz. Demektir ki, Akif ile Bigiyef Türkiye'nin merkeziyeti noktasında hemfikirdir. Nitekim onların öngörüleri bugün soyuttan somuta doğru ilerliyor.

Suriye olayları son umut kırıntılarının Türkiye'den beklendiğini gösterdiği gibi aynı zamanda İslam'ın son ordusu da Türkiye'de barınmaktadır. Hazreti Peygamber Bedir'de ellerini semaya açarak yakarmış, " Allah'ım! Bu ordu senin son ordundur' mealinde Bedir Ashabının yenilmesi halinde yeryüzünde ibadet edecek ve alnı yere değecek bir topluluğun kalmayacağını ifade etmiştir.

1260 tarihinde de Aynu'l Calut'da Afrika'yı koruyan İslam'ın başka bir son ordusu vardır. Bu Memlüklü ordusudur. Başında da Kutz isimli komutan bulunmaktadır. Bir günlük meydan muharebesinde ölümüne savaşta canını dişine takan İslam ordusu son bir hamle ile birlikte Moğol çerilerini kırar ve zafer Müslümanların yarı olur.

İslam ve medeniyet şairimiz 'nın ifadesiyle dün gibi bugün de Türk ordusu, İslam'ın son ordusudur.

Jandarma Genel Komutanlığı da, Twitter hesabından, / için Yahya Kemal Beyatlı'nın söz konusu şiirini paylaşmıştı.

Jandarma tarafından paylaşılan şiir şöyle:

"Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yâ Rabbi
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın
Galib et; çünkü bu son ordusudur İslâm'ın"

Aynu'l Calut'daki Mısır ordusu İslam'ın son ordusudur. Kırılması halinde Moğollar, Yecüc Mecüc'ün öncü birlikleri gibi i son hendeği de aşacaklar; Ön Asya'dan Kuzey Afrika içlerine doğru akacaklar, buradaki İslam yurtlarını tarumar edeceklerdi. Allah saklamış ve onları Afrika önlerinde durdurmuştur. Bu savaşta Moğolların karşısına çıkan Muzaffer Kutz ' Va İslam' yani İslam elden gidiyor naralarıyla İslam askerlerini gayrete getirmiş ve Allah için İslam için hamiyete davet etmiştir. Onlar da duyarsız kalmayarak Allah'ın son ordusunu zafere götürmüşlerdir.

500 yıllık vuslattan ve 100 yıllık fasıladan sonra bu işitilen sesler, ecdadın dirilişi ve ayak sesleridir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN