Mehmet Emin Ay
9.02.2026
Mehmet Emin Ay
Artık “Tayland-Türkiye İşbirliği Merkezi” adında bir merkezimiz var
Tüm Yazıları

Artık “Tayland-Türkiye İşbirliği Merkezi” adında bir merkezimiz var

Bu başlığın, sütunumuzda ne işi var diye düşünenler olabilir. Haklıdırlar da… Ama aşağıda yazılanları okuduktan sonra fikirlerini değiştireceklerini söyleyebiliriz…

Geçtiğimiz ayın son günlerinde bir mesaj aldım. Master tezine danışmanlık yaptığım bir öğrencimiz tarafından, bir merkezin açılışında "açılış konuşması"nı yapmak üzere Bangkok'a davet ediliyordum. Daha önce görmediğim ama öğrencim vasıtasıyla dinî hayat ve din eğitimi alanlarında bilgi sahibi olduğum bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Tayland'a idi bu davet… Sömestr tatili olması ve iki günlük bir ziyaret olması hasebiyle rutin programlarımızı etkilemeyecek bu daveti memnuniyetle kabul ettim. Üniversitemize resmi davet yazılarının gönderilmesi ve Dekanlığımızın onayıyla netleşen seyahat için artık gideceğimiz günü beklemeye başladım.

Sonunda 25 Ocak 2026 Pazar günü 16:30'da İstanbul-Bangkok seferiyle ilk kez göreceğim Tayland'a doğru kanatlandık.

Dokuz saatlik yolculuk sonrasında saat 05:30'da Bangkok'a indiğimizde sabah namazı vakti yeni girmişti. Güzel bir mescidin bulunduğu havaalanında sabah namazını eda ederek karşılamaya gelen görevliler tarafından transfer aracıyla ilgili kuruma gitmek üzere yoğun bir trafik içinde Bangkok Krirk Üniversitesi'ne doğru yola koyulduk. Güzergahımız üzerinde gördüklerim bana çoğunlukla Akdeniz bölgesindeki bazı şehirlerimizi, bazen de devasa gökdelenlere rastlayınca ülkemizin mega kentlerini hatırlattı. Dünyada "en çok ziyaret edilen başkent" ünvanını elinde bulunduran Bangkok, sanırım bunu oldukça büyük ve modern bir havaalanına sahip olmasına borçlu. Yoksa yılın üç mevsim olarak yaşandığı; onun da ikisinin yaz, sadece birisinin kış olarak gerçekleştiği; Ocak ayında bile hava sıcaklığının 33 derecelerde olduğu nemli ve fazla sıcak bir ülkenin, ancak turistik coğrafyası sebebiyle ilgi göreceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla 19 milyona ulaşan kalabalık bir şehrin, bu kadar turist çekmesindeki ana sebebin, ülkenin dış dünyaya açılan en büyük hava ulaşım merkezine sahip bir başkent olmasıdır kanaatindeyiz.

Saat 08:30 sularında üniversite kampüsüne vardığımızda açılış programına sadece yarım saat kalmıştı. T.C. Bangkok Büyükelçiliğimiz görevlilerinin de katılımıyla gerçekleşen kısa bir tanışma faslından sonra 09:00'da açılışın yapılacağı salona geçildi.

Türkiye ve Tayland milli marşlarının okunması ve ardından bir kariin, Kur'an tilavetinden sonra programın organizasyonunu yapan öğrencimiz Jasmin Kassamara, konuşmasıyla, iftihar duyguları yaşamamıza vesile oldu. Konuşması, Türkiye'de eğitim gören bir başka öğrenci tarafından Türkçeye çevrilen ve bugün karşımızda Tayland-Türkiye İşbirliği Merkezi'nin Direktörü olarak bu programı düzenleyen öğrencimiz, bugünlere gelişinde Türkiye'de aldığı yükseköğretimin ve lisansüstü eğitiminin kendisine sağladığı büyük katkılara da vurgu yapıyordu. Son olarak, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne bağlı olarak hazırladığı "Tayland'da İslam Din Eğitimi" adlı üstün başarılı master tezinin, kendi üniversitesi tarafından kitap olarak basıldığının müjdesini paylaştığında tez danışmanı olmamız hasebiyle göğsümüzü kabarttığını ve büyük bir mutluluk yaşattığını ifade etmeliyim. Jasmin Kassamara, halen Bangkok Uluslararası İslam Koleji'nde öğretim görevlisi olarak derslere giriyor ve aynı zamanda bu üniversiteye bağlı olarak Doktora tezini de hazırlamaya devam ediyor.

Krirk Üniversitesi Rektörü ve Bangkok İslam Uluslararası Koleji'nin Dekanı tarafından yapılan kısa konuşmalardan sonra benden talep edilen "İslam Medeniyetinde İlim, Hikmet ve Yardımlaşma" konulu açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edildim. Konuşmam, bahsini ettiğim öğrenci tarafından paragraflar halinde Tayland diline çevrildi. Özellikle yardımlaşma konusunda İslam Medeniyetinin en müstesna kurumlarından biri olan vakıflardan bahsederek bazı isimler verdiğim bölümün, dinleyicilerin ilgisini çektiğini bariz bir şekilde gözlemlediğimi ifade etmek isterim. Verdiğim örneklerden biri de, Bursa'da Osmanlılar döneminde kurulmuş olan "Gurebâhâne-i Laklakân" adlı vakıftı… Leyleklerin göç güzergahında bulunan Bursa'da, herhangi bir sebeple hastalanan veya yaralanan leyleklerin tedavisinin yapıldığı bir sağlık merkezinin giderlerini karşılamak üzere kurulan bu vakıf, bırakınız insanları ve yerdeki hayvanları, gökte uçan kuşun bile "derdiyle dertlenen" bir şefkate sahip olmanın, en güzel örneklerinden biridir.

Programa emeği geçen kişilere tevcih edilen teşekkür belgelerinden sonra gerçekleşen kurdela kesimiyle resmi program sona ermiş ve son olarak Ayasofya Camii görevim vesilesiyle benden Kur'an okuyarak duada bulunmam talep edilmişti. Dünyanın her tarafında Ayasofya Camii'nin sembolik değerinin ne kadar büyük ve önemli olduğunu bu kez Tayland'da müşahede ediyorduk. Gerek tilavet esnasında gerekse program sonrasında gösterilen yoğun ilgiden, bunu bariz bir şekilde görmek ve hissetmek mümkündü… Doğrusu, "Türkiye, buradan görüldüğünden çok daha büyük, çok daha farklı!" düşüncesinde olanlara hak vereceğimiz pek çok saygın muameleye, jestlere, tutum ve davranışlara muhatap, olduk iki günlük ziyaretimizde…

Açılış programı sona erdiğinde biraz dinlenmek üzere Ummanlı bir müslüman iş adamı tarafından işletilen "Helal" etiketli Ebu Merzuk Oteli'ne geçtik ve dinlenmeye çekildik.

Bangkok'ta Ecdat Yadigarı Bir Cami

Akşam namazı öncesinde programımızda güzel bir ziyaret vardı. İsmi "Bang Uhtit" olan ve 1915 yılında Türk mimarisiyle inşa edilen Osmanlı eseri bu camiye, ezan okumak ve akşam namazını kıldırmak üzere davet edilmiştim. TİKA tarafından 2015 yılında aslına uygun bir şekilde restore edilen cami, sizi Anadolu'da ya da Balkanlarda gördüğünüz bir mabedden farksız yapısı ve havasıyla karşılıyor. Dünyanın en uzak köşelerinden birinde, hem dış kapısının üstünde hem de iç mekanda yer alan ve Sultan II. Abdülhamid Han tarafından gönderilen "Devlet-i Âliyye" armasının bulunduğu bu ecdat yâdigarı camide ezan okumak, farklı duygular ve ayrı bir heyecan yaşatıyor insana… Cemaatinin, Taylandlı, Malezyalı, Filipinli ve Burmalı Müslümanlardan oluştuğu caminin tertemiz halıları, pırıl pırıl abdest mekanları, "Temizlik imanın yarısıdır" buyuran Peygamberimizin (sav) hadisini hatırlatıyor bizlere…

Namaz sonrası, cemaatle ve caminin imamıyla vedalaşarak ayrılırken, her gün beş vakit sesli olarak ezanın okunduğu bu kadim mabedin, aynı zamanda bir de Kur'an Kursu olarak hizmet veren din eğitimi yuvasının bulunduğunu ve her gün ihtiyaç sahiplerine yemek verildiğini de öğreniyoruz.

Ülke nüfusunun ancak %10'unun müslüman olduğu Tayland'da beş vakit namaz kılma oranının %75 gibi birçok müslüman ülkeden daha yüksek olması dikkatimizi çekiyor. Görüştüğümüz ve bunun sebeplerinin neler olduğunu sorduğumuz ilgili ve yetkili kişiler, azınlık durumunda olan müslüman toplumun, çocukluk yıllarında verilen din eğitimini önemsediklerini ve namazın da bu eğitimin bir parçası olarak küçük yaşlardan itibaren yerine getirilen ve alışkanlık kazandırılan bir ibadet olduğunu ifade ettiklerini ekleyerek sözlerimizi tamamlayalım.

Tayland'da müslümanların dinî otoritesi olan Şeyhülislamlık makamı ve diğer ziyaretlerimize dair izlenimleri ele alacağımız gelecek yazımızda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalınız.

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mehmet Emin Ay

Mehmet Emin Ay Diğer Yazıları