Mehmet Emin Ay
2.02.2026
Mehmet Emin Ay
Rabbe yöneliş, günahlardan arınma ve Yüce Makam’a Arz-ı Hâl gecesidir, bu gece
Tüm Yazıları

Rabbe yöneliş, günahlardan arınma ve Yüce Makam’a Arz-ı Hâl gecesidir, bu gece

Her yeni gün, müminler için kıymetlidir, değerlidir. Çünkü her bir yeni gün hem bir nimettir hem de Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak niyetinde olan mümin için yeni fırsat ve imkanlar sunan zaman dilimidir. Fakat bazı zamanlar ve mekânlar vardır ki, o anlar, o zamanlar ve o mekanlarda dinî duygulanma daha yoğun bir şekilde yaşanır ve kişi "dinî tecrübe"yi daha etkileyici bir şekilde yaşar… İşte böylesi bir tecrübenin yaşandığı zamanlar "mübarek günler ve geceler" olarak dinî kültürümüzde asırlardır süre gelen bir geçmişe sahiptir denilebilir. Bu akşam da yine bir mübarek geceyi idrak edeceğiz inşâallah. Asıl meselenin, idrak etmek kadar ihya etmek ve birtakım manevi kazançlar elde etmek olduğunu geçtiğimiz haftalardaki yazılarda ifade etmeye çalışmıştık. Bugünkü yazımızda ise sizlere Berat Gecesi'nin fazilet ve değerinden bahseden hadis-i şerifler ışığında bu gecenin nasıl, hangi ibadetlerle ihya edilebileceğini ifade etmeye çalışacağız.

Berat Gecesi'ni Nasıl İhya etmeliyiz?

Önce konuyla ilgili hadis-i şerifleri zikretmek istiyoruz. Bu konudaki hadislerden birini Hz. Ali (ra) aktarmakta ve şöyle demektedir.

"Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesini uyanık geçirin (namaz kılın), gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teâlâ, o gece, güneşin batmasıyla, dünya semasına iner ve şöyle der: "Benden bağışlanma isteyen yok mudur, onu affedeyim! (Tevbe eden yok mu, tevbesini kabul edeyim) Benden rızık isteyen yok mudur, ona rızık vereyim! Bir belaya, musibete maruz kalıp da kurtuluş isteyen an yok mudur, onu bundan kurtarayım ona afiyet vereyim!... Başka isteği olan yok mudur, ona da istediğini vereyim". İşte bu durum, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder."

Diğer hadisi ise Hz. Aişe (ra) vâlidemiz aktarıyor: "Bir gece Allah Resûlullah'ın (sav) odadan ayrıldığını fark ettim. Dışarı çıkıp onu aramaya başladım. Bir de baktım ki, Cennetü'l-Bakî'de başını göğe kaldırmış duâ ediyor. Beni görünce şöyle buyurdu:

"Allah Teâlâ, Şa'bân ayının on beşinci, gecesi dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarından daha fazla koyunun tüyleri kadar sayıda kimseyi bağışlar."

Bu iki hadis-i şeriften çıkarılabilecek derslerin, aynı zamanda bu mübarek geceyi ihya etme hususunda da bize yol göstereceğini düşünebiliriz. Söz konusu dersleri maddeler halinde ele alalım.

  1. Bu gece, tövbe etmek ve Allah'tan af dileme gecesidir.

İki hadisin ortak işaretiyle, Allah Teala'nın, bu gece "gün batımından şafak sökünceye kadar" süren uzun bir zaman diliminde, "affedilmek ve bağışlanmak dileyenlerin affa mazhar olacağını", hatta bu gece, sayısız koyun sürüleriyle şöhret bulan Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısınca, bir diğer ifadeyle, Allah'ın, hadsiz hududsuz bir engin rahmet ile af dileyen kişileri affedeceğini anlıyoruz. Yeter ki, kul O'na yönelsin ve bağışlanma dilesin… Yeter ki, kul bu yönelişinde samimi olsun ve içtenlikle davransın…

Bilindiği üzere, Allah'tan af dilemenin, tövbe etmenin önemine ve değerine dair pek çok ayet ve hadisler vardır. Onları incelediğimizde ortaya çıkan hakikat şudur: İsimlerinden bir kısmı da, et-Tevvâb, el-Afüvv, el-Ğaffâr, el-Ğafûr olan Allah Teala, O'na yönelen kullarını engin rahmeti ve merhametiyle affetmekte ve günahlarını bağışlamaktadır. Bu gece işte bu bağışlamanın, coşkun bir hal aldığı bir gece olması hasebiyle kadri ve kıymeti iyi bilinmeli, bu fırsat elden kaçırılmayıp dakikaları bile hesaplanarak değerlendirilmelidir.

2. Bu gece, Allah'tan maddi ve manevi rızıkların istendiği gecedir.

Hz. Ali'nin (ra) rivayet ettiği hadis-i şerifte, Allah Teâlâ'nın, kullarına nida ederken, "Yok mudur, rızık talep eden onu rızıklandırayım?" dediği buyurulmaktadır. Tevbe ve bağışlanma hususunda sonra "Rızık" gelmiş olması dikkat çekicidir. İnsanlar çoğunlukla rızkı, maddi olarak düşünmekte ve yiyip-içilen şeyler olarak hesap etmektedirler. Halbuki rızık, aynı zamanda dünya ve ahirete ait bütün nimetleri kapsayan geniş bir kavramdır. İnsanın güvenli bir ortamda hayat sürmesi, sevdiği bir kişiyle yuva kurması, göz aydınlığı olan evlatlara ve mutlu olduğu bir işe sahip olması, Allah'a kul olmanın hazzını ve sevincini yüreğinde hissetmesi, cennet ehlinden olmakla müjdelenmesi… İşte bunların hepsi kişiye Allah'ın bahşettiği nimetler olarak onun dünyadaki ve ahiret yurdunda rızıklarıdır. Rızık kelimesinin bu geniş kapsamından dolayı Peygamberimizin (sav) duasında "Allah'ım! Senden dünya ve ahiretin hayır ve güzellikleriyle beni rızıklandırmanı dilerim" diye niyazda bulunmasını daha iyi anlamaktayız.

O halde bu gece, bir ismi de er-Rezzak olan Alemlerin Rabbi Yüce Mevlâmızdan dünya ve ahirete dair bütün isteklerimizi O'nun yüce katına arz etmeli, O'ndan dilemeliyiz. Nimet ve bereket hazinelerinin tek mâliki ve sahibi olan Zât-ı Zülcelâl Hazretlerinin, kullarının isteklerini geri çevirmeyeceği gecedir bu gece…

Yine sağlığın da bir büyük nimet olduğunu düşünürsek, isimlerinden bir de eş-Şâfî olan Allah Teâlâ'dan, kendimiz, hasta olan yakınlarımız ve bütün müminler için şifalar talep etmeliyiz bu gece…

3. Bu gece, musibetlere dûçâr olan kişiler için kurtuluş vesilesi olan gecedir.

Yine aynı hadis-i şerifte, Allah Teâlâ'nın, kullarına nida ederken, "Yok mudur, musibete dûçâr olup kuruluş talep edenler, onları afiyet ve selamete kavuşturayım?.." dediği buyurulmaktadır.

Mutlaka birtakım sınavlarla sınanacağımız bir hayat olarak bildirilir bize, bu dünya hayatı… Musibetsiz, sınavsız geçmediği/geçmeyeceği de peygamberlerin ve Allah'ın sevgili kullarının hayatlarından anlaşılmaktadır. Ancak her sınav, başarıyla verildiği zaman, sahibine bir mertebe kazandırdığı gibi muhatap olunan musibetlerde gösterilen sabır ve rıza da kula mükafat vesilesi olmaktadır. İşte "afiyet", musibetin Allah'tan geldiğini bilerek sızlanmamak, gönderenden de gönderilene de razı olmak halidir. Allah sevdiği kuluna sınavla beraber sabır da vermekte, bu sabrıyla haline "razı" olmaktadır. İşte "afiyet" Allah'ın, kullarına bahşettiği, zorluklara karşı dayanma gücü, Rabbinden gelene karşı hoşnutluk ve bu sınavların bir gün mutlaka biteceğine olan kesin inancın verdiği müsterih olma halidir.

İsimlerinden bir kısmı da el-Kadîr, el-Muktedir, el-Azîz, el-Hakîm olan Allah Teâlâ'dan, verdiği sınavlara karşı dayanma gücü, sabır ve rıza azıklarıyla nimetlenmeyi, afiyet ve selamete kavuşturmasını talep ettiği bir gece olmalıdır bu gece… Zira tüm dünyaya, sabrın destanını yazarak üç yılı aşkın bir zamandır dersler veren Gazze'deki kardeşlerimiz için dualarımızı her zamankinden daha çok arz edeceğimiz bir gece olmalıdır bu gece…

4. Bu gece uyanık kalarak ibadetlerle vakit değerlendirilmelidir.

Hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (sav) "Bu geceyi uyanık geçirin" tavsiyesinde bulunmaktadır. "Kûmû leylehâ" ifadesi, "geceyi uyanık geçirin" anlamına geldiği gibi aynı zamanda ibadetlerle geçirilen bir zaman dilimine işaret de vardır. Bu ibadetlerin başında ise namaz gelmektedir. Zira ayakta olmak anlamına gelen "kıyâm" kelimesi namazı ifade etmektedir. Bu itibarla, kaza namazı olanların çokça kaza namazlarını kılmaları, adına "Tesbih Namazı" denilen ve kıyam, rüku ve secde gibi rükünlerde ve aralarında çok faziletli bir tesbih cümlesi olan "Sübhanallahi vel-hamdu lillahi velâ ilâhe illallahu Vallahu Ekber" sözlerini okuyarak kılınan bir namazı kılmak, teheccüd vakti olan seher vakitlerinden bu namazı eda etmek yanında Kur'an okumak ve Allah'ın adını zikrettiği tesbihat ile meşgul olmak da uyanık geçirilen vaktin, bereketli manevi kazançları olarak kabul edilebilir.

5. Bu gece, seher vaktinde oruca niyetlenerek, yapılan ibadetler taçlanmalıdır.

Yine hatırlayacağınız üzere, ilgili hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (sav) "Gündüzünü de oruçlu olarak geçirin" tavsiyesinde bulunmaktadır.

Bilindiği üzere İslam kültüründe önce gece gelir sonra gündüz… Dolayısıyla Şa'bân ayının 14. gününü 15. gecesine bağlayan zaman dilimi, bu akşam idrak edeceğimiz gecedir. Hadislerde ifade buyurulan ve "Nısf-ı Şa'bân" olarak belirtilen 15. gece bu gecedir. Gündüzü ise gecenin sonunda şafak söküşü ve güneşin doğuşuyla başlayan 15. gündür. Bizden oruçlu geçirmemiz tavsiye edilen gün, bu gecenin sonunda yarın sabah ile birlikte ulaşacağımız gündür. İşte bu 15. Gecenin gündüzünü oruçla geçirmemiz tavsiye edilmektedir.

Aslında "değerli" zamanlardan biridir seher vakitleri... O vakitlerde uyanık olanlar, tövbe ve istiğfar ile Allah'tan bağışlanma dileyenler övülmüştür, nice ayetlerde… Sevgili Peygamberimiz (sav) ümmetinin böylesine yüce bir değere sahip olan gecenin seherini de gereği gibi değerlendirmesini arzu etmekte, bu kıymeti paha biçilemez değerdeki vakitte yiyeceği sahur yemeğiyle oruç gibi müstesna bir ibadeti de bu gece yaptığı güzel kulluğa eklemesini tavsiye etmektedir. Kim bilir, yediği yemeğin sonunda yapacağı yemek duası, onu "şükreden kul" mertebesine nâil kılacak, bir gecelik ibadet bir ömürlük Berat Belgesi'ne hak kazanmasına vesile olacaktır…

Velhâsıl, bu gece serapa "güzel kulluk" gecesidir. Yüce Rabbimizden hepimiz için en güzel şekilde istifade etmemizi bizlere müyesser kılması ve nasib etmesi dileğiyle, Beratınız mukadder, geceniz mübarek olsun efendim…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mehmet Emin Ay

Mehmet Emin Ay Diğer Yazıları