Arama

Bugün bir bayram günü… Bayramı yaşayamayanlar olsa da…

Bugün bir bayram günü… Bayramı yaşayamayanlar olsa da…
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bugün bayramın üçüncü günü… Tebrikte gecikmiş sayılmayız, çünkü bayram günlerimiz devam ediyor. Tekbirlerimizin devam edeceği dördüncü günün sonuna kadar da bu mübarek vakitlerimiz devam edecek… Bu vesileyle sizin, ailenizin, ülkemizin, İslam âleminin, gönül coğrafyamızdaki her bir mümin kardeşimizin bayramını tebrik eder, Mevlâmızdan sağlık ve afiyet içinde, huzur ve sevinçle ulaşacağımız bayramlar nasib etmesini dileriz.

Genellikle bayram günlerinde "nerede o eski bayramlar!" temalı yazılara rastlarız medyada… Evet, eskinin pek çok güzelliğini özellikle yaşı biraz ilerlemiş olanların yâd edip durması yadırganacak bir durum olmasa gerek… Ancak ânı yaşayan bizler için son günlerimizin, son aylarımızın, son yıllarımızın da takdire şâyân nice güzelliklere sahne olduğunu da hesaba katmak gerek... Kemikleşmiş bir "nostaljik anlayış" Müslüman bir fert için uygun olmasa gerek… Çünkü "Günleri insanlar arasında döndürüp duran Allah Teâlâdır." (Al-i İmran, 140) Her şey O'nun olduğu gibi zaman da O'nundur!.. Asıl mesele, içinde yaşanılan günün, saatin, ânın farkında olmak-kadrini bilmektir. Zira kazananlar, ancak "ân"ın kadrini bilenler; farkında olmayanlar ise kaybedenlerdir…

Son zamanların, bayramları bizler adına en çok "anlamlı" kılan özelliği, ülkemizin, milletimizin ve bu aziz toprakların samimi insanlarının, tüm dünyayı saracak-sarmalayacak bir sevgi halesiyle Kurban Bayramı günlerinde memleketinden binlerce kilometre uzağa, kıtalar ötesine gidip de "teslimiyet-güzel kulluk-paylaşma" adına en manidar günler olan bayram günlerinde hem bedenlere gıda, hem de ruhlara safâ olacak kurban etlerini ulaştırmalarıdır. Doğrusu, yeryüzünde derli-toplu; planlı-programlı en büyük Kurban organizasyonunu Türkiye'mizin insanlarının gerçekleştirdiğini söylersek herhalde abartmış olmayız. Çünkü gerek bağışçıların gerekse bu değerli ibadetin şartlarına uygun bir şekilde ifa edilerek en son ihtiyaç sahibine ulaştırılmasında emeği geçen gani gönüllü çalışanların samimiyeti, hamd olsun ki her geçen yıl, genel anlamda organizasyonun büyüyerek devam etmesine zemin oluşturuyor. Sadece bu güzel gelişme bile son yılların bayramlarının da "güzel" olduğunu söylememizi mümkün kılar düşüncesindeyiz…

Bu ve benzeri birtakım güzel/olumlu gelişmeler yanında bu bayram da yine ağız tadıyla bir bayram yapmamıza engel olacak bazı olumsuzluklar yaşadık/yaşamaktayız maalesef… Salgın hastalıktan kurtuluş özlemiyle girdiğimiz bayram öncesi günlerden vak'aların ikiye katlandığı bayram günleri yaşadık… Turizm sektöründe maske-mesafe-temizlik kurallarının ihlal edildiği tatil günlerinin faturasının ne denli büyük olacağı, muhtemel bir olumsuzluk olarak karşımızda duruyor…

Bir diğer olumsuz durum ise yeniden alevlenen "ülkemizdeki yabancılar" meselesi… Özellikle "Suriyeliler" başta olmak üzere, zaman zaman basında yer alan haberlerle ülke gündemini meşgul eden mülteci ve muhacirler konusu bu bayram da yine en çok "kardeşlik ve paylaşma" temasının yakıştığı Kurban Bayramı günlerinde yazılan ve konuşulan konu oldu diyebiliriz…

Daha önce bu sütunda birkaç kez değindiğimiz, (Bkz. Fikriyat, 6 Temmuz 2017 "Suriyeliler Hangi Evlerine Dönsün?"; 18 Temmuz 2019) genelde "mülteci-muhacir"; özelde "Suriyeli kardeşlerimiz" konusuna bu bayram gününde bir kez daha değinmek durumundayız. Çünkü haksızın sesinin daha gür çıktığı bir ortam, haksızlığın artmasına ve devamına en müsait zemin haline geliyor vesselam…

SURİYELİLER KONUSUNDA İDDİA EDİLENLER GERÇEK DIŞI BİLGİLERE DAYANIYOR!

Evet, hiç şüpheniz olmasın, yapılan araştırmalar, bilimsel çalışmalar, hazırlanan raporlar, elde edilen bulgular ve veriler, daha ziyade bir-iki siyasi partinin başını çektiği olumsuz düşünce sahiplerinin iddialarının "gerçekleri yansıtmadığını" ortaya koyuyor. Ancak ne çâre ki, medya, doğru ve gerçek haber yerine manipülasyon ve dezenformasyona bulaşmış haberlerle toplumu yanlış yöne sevk etmede oldukça başarılı bir işlev görüyor ülkemizde… Geçmiş yıllarda bu tür yönlendirmelerin, kimilerinin saldırganca davranışlarına ve hatta cinayetlere varan olumsuzluklara sebep olduğunu hep birlikte esefle müşahede ettik. Ancak yaşananlardan hiç ders alınmadığı, siyasi partilerin başkan ve yetkili kişilerinin yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor. Ne var ki, bu açıklamalar da gerçekleri yansıtmamasına rağmen, medya tarafından hiç sorgulanmadan servis ediliyor ve insanlarda olumsuz bir kamuoyunun oluşmasında rol oynuyor!...

GERÇEKLERDEN BAHS EDEN ÇALIŞMALARA BİR ÖRNEK…

"Şiddete ve kine dair bütün örneklerin bir ortak noktası var: Ötekinden, 'yabancı'dan nefret etme duygusu. Öteki, insanlık dışı olma durumuna indirgenir. Artık insanlıktan çıkmış olan öldürülebilir hale gelir..." Arno Gruen, İçimizdeki Yabancı.

Yukarıdaki bu manidar alıntı, Prof. Dr. Bekir Berat Özipek tarafından hazırlanan "CHP ve Suriyeli Sığınmacılar: Ayrımcılık, Ötekileştirme ve Nefret Üretiminin Politik Dili" adlı bir raporun ilk sayfalarından…

Prof. Özipek, 43 sayfalık emek mahsulü raporunda iddia edilen gerçek dışı bilgiler üzerine bina edilmeye çalışılan görüşleri teker teker çürüten hakikatleri maddeler halinde sıralıyor. Onun bu son derece önemli bilgiler ihtiva eden rapor metnine internetten ulaşılabileceğini ifade ederek sizinle güncel ve taze bir hatırayı paylaşmak ve yazımıza son vermek istiyorum.

Bayram vesilesiyle kendisini ziyaret etmek suretiyle görüştüğümüz, ülkemize dört yıl önce ailesiyle birlikte gelip sığınan bir Suriyeli akademisyen –ki kendisi Kur'an ve Tefsir ilimlerinde doktora derecesine sahip bir Kırâat âlimidir- yeniden gündeme gelen yabancılar meselesinden ve "Suriyeliler ülkelerine, kendi evlerine dönsün" söylemlerinden dolayı üzüntü ve endişelerini dile getirerek iki yıl önceki sorusunu tekrar sordu bana: "Hangi evimize dönelim!" Elinde ise kurşun ve şarapnel parçalarının harabeye döndürdüğü evinin resmini göstererek!..

Zorunlu hicretlerin olmadığı, kimsenin bir başkasına minnet etmediği, herkesin yuvasında, evinde barkında bayramlar idrak ettiği, paylaşmanın zevkinin toplumun her kesiminde yaşandığı, şu fâni dünyanın gelip geçici bir yer olduğuna gerçekten inanıldığı, rızkı verenin Allah olduğuna bütün hakikatiyle iman edildiği günlere ve bayramlara ulaştırması niyazıyla Allah'a emanet olunuz efendim...

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN