Arama

Borç 'ölünce' değil, 'ödeyince' biten bir kul hakkıdır!

Borç 'ölünce' değil, 'ödeyince' biten bir kul hakkıdır!

Ekonomik sıkıntıların, toplumda gerek ticari ve gerekse insani ilişkiler bağlamında fertler arasında alınıp verilen borçlar konusunda birtakım problemlere sebep olduğunu görüyoruz. Geçen yazımızda Borçlanma Hukuku ve borçlu kimsenin nasıl davranması gerektiğine dair İslam dininin konuya bakışını ele almıştık. Son Nebi (sav) 'in ayetlerini hem tebliğ hem de bu ayetleri nasıl anlamamız konusunda tebyin vazifesiyle yükümlü kılınmıştır. Dolayısıyla Allah Teâla'nın Son Elçisi (sav) Efendimiz, bize vahy-i ilâhi olan Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini aktardığı (tebliğ) gibi onları açıklayan (tebyin) kişidir de… Aynı zamanda O'nun bu ayetlerin toplum yaşantısında nasıl anlaşılması ve hükümlerinin nasıl uygulanması konusunda da bizlere örnek teşkil eden Sünnet-i Seniyyesi de yolumuzu aydınlatan bir kandil gibidir. Hadis kaynaklarında "İstikrâz, Düyûn, Vesâyâ, Sulh, Büyû', Sadakât, Müsâkât" gibi farklı adlar altında bir araya toplanan hadisler, borçlanma; borç alıp-verme; borçlu-alacaklı hukuku gibi konularda Müslümanlara yön tayin edecek bilgiler ihtiva etmektedir. Aşağıda aktaracağımız hatıra, dikkatle incelendiğinde bizler için borç ödeme konusunda nasıl bir hassasiyet şuuru içinde olmamızı telkin eden düsturlar taşımaktadır.

BORCU ÖDEME HASSASİYETİNE DAİR BİR ASR-I SAÂDET HATIRASI…

, Peygamberimizin takdir ettiği ve değer verdiği genç sahabilerinden biriydi. Babası Abdullah, Uhud'da şehid olmuş ve ardında altı kız evladını yetim bırakmıştı. Cabir (ra) kız kardeşlerinin bakımıyla birlikte babasının borçlarını da üstlenmek durumunda kalmıştı.

Alacaklılardan, gelecek hurma mevsimine kadar zaman istemişti. Ancak olumsuz cevaplar alınca gidip durumunu Peygamberimize anlatmıştı. Farklı zamanlarda Hz. Cabir'i çok zarif bir şekilde maddi bakımdan desteklediğine dair örneklerine hadis kaynaklarında şahit olduğumuz Efendimiz, acaba ona ne tavsiye etmişti? Çünkü (sav) Efendimizin aynı zamanda "borçlu bir kimsenin hayatında ödeme imkanı bulamadığı borcunun mutlaka varisleri tarafından ödenmesi gerektiğini" ifade ve telkin eden hadisler irad ettiğini de biliyoruz. (Ebu Davud, Büyû' 9; Nesâi, Büyû' 98)

Sevgili Peygamberimiz kendisini sükunetle dinledikten sonra genç sahabi Hz. Câbir'e, "hurmaları cinslerine göre ayırmasını ve alacaklı kişileri davet ederek borçlarını ödemesini" tavsiye etti. Alacaklılar gelip borçlara karşılık olarak hurmalardan alıp gittiler. Peygamberimizin duasıyla bereketlenen bu hurmalardan tüm borçlar ödendiği gibi geride Hz. Câbir'in ailesi için bir miktar hurma da arttı… (Buhari, Vesâyâ 36; Sulh 13)

Hadis kaynaklarında aktarılan bu hadisede iki husus dikkatimizi çekmektedir. Kanaatimizce bu kıssadan çıkarılacak hisseler, aynı zamanda günümüzdeki borç alma-verme ve geri ödeme konularındaki problemlerimize çözüm ve dertlerimize de Nebevî bir ilaç olacaktır.

Kıssadan çıkaracağımız Birinci Hisse şudur:

Hz. Câbir (ra) babasının şehid olarak vefat etmesinin, onun "" olan borçlarını silmeyeceğini Peygamberimizden öğrenmişti. Çünkü Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştu: "Allah yolunda can vermek, bütün günahların bağışlanmasına vesiledir. Ancak borçlar bundan müstesnadır." (Müslim, İmare 120)

Bu sebeple babasının geride kalan borçlarını onun vârisi ve evladı olarak ödemesi gerektiğinin şuurundaydı, çünkü borç insana ölünce değil, ödeyince biten bir sorumluluk yüklemekteydi!.. İşte bu önemli sebeple Hz. Câbir (ra) Peygamberimizin bu teklif ve tavsiyesini hiç tereddüt etmeden uyguladı. Kız kardeşlerinin bakımını üstlenmiş olma sorumluluğu, onu babasının borcunu ödeme hususunda ikileme düşürmedi… Allah'a tevekkül ederek ödeme işine girişen Hz. Câbir'e, Peygamberimizin duası da bir bereket getirdi ve borçlar ödendi.

Diyeceğimiz o ki, borcunu ödemek niyetiyle yola çıkan, adım atan, çaba sarf eden her bir kula Allah Teâla yardım edecektir. Ashab-ı Kiram'ın gençlerinden biri olan Hz. Câbir'e yardım ettiği gibi…

Çünkü Rezzak-ı Âlem olan O'dur. Rızık kapılarını açan el-Fettâh O'dur. İmkansızı mümkün kılan; olmazları olduran el-Kayyûm O'dur. Her şeye gücü yeten ve kudreti sonsuz olan da O'dur…

Yeter ki kul, ayağını yorganına göre uzatmayı, kanaat üzere yaşamayı kendisine prensip edinsin ve borçlandığı zaman da niyeti sahih olsun… Yani ödemek niyetiyle borçlansın ve en önemli gâyesi borcunu ödemek olsun. Çünkü böyle bir niyet, ona Allah'ın desteğini de getirecektir beraberinde… Konuyla ilgili bir hadisi-i şerifinde şöyle buyurmaktadır Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz:

"Ödemek maksadıyla borçlanan bir kimseye Allah yardım eder de borçlarını ödetir." (Buhari, İstikraz 2)

Bu Asr-ı Saadet hatırasından çıkarabileceğimiz derslere devam edeceğiz. Sağlıcakla kalınız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN