Arama

Dini zayıf ve çaresizlerin ideolojisi görmek: Dinde ana gaye ve ikincil meseleler

Dini zayıf ve çaresizlerin ideolojisi görmek: Dinde ana gaye ve ikincil meseleler

Bir zengin veya muktedir 'yaptım' diyerek fiilleriyle inşa ettiği mevhum 'yokuşu' çıkamamışsa bir köle ve yoksul 'o yapmadı' diyerek itham ve mağduriyetiyle inşa ettiği yokuşu çıkamamıştır. Kaderimiz müşterek: inşa ettiğimiz yokuşu geçemeyeceğiz. Dini sınıf yapısına veya kabilecilik üzerine dayalı inanç ve düşünce sisteminden ayıran en önemli yön burasıdır: İnsanı 'insan olmak' cihetiyle ele alarak tarafgirliğe düşmemek, kimseyi statüsü sebebiyle haklı ve masum görmemek. Hayattaki konumları 'imtihan' vesilesi sayarak statü ve sınıfları takdis etmemek, kudreti gizliden gizliye yüceltirken güçsüzlüğe acımamak dinin kurucu ilkelerinden biridir. Dini güçlülere karşı ezilenlerin ve yoksulların tarafını tutan bir ideoloji kabul edersek onu olmaktan uzaklaştırmış oluruz. Din ahlak bahislerinde bazı insanları görünüşte 'özne' ötekilerini 'edilgen-muhatap' kılmış olsa bile, iki tarafı birden sorumlu tutar, ikisini birden kınayacak bir dil getirir. Her insan ahlaki yükümlülükle sınanır ve kimse statüsü gereği sınavı geçmiş değildir. Öteden beri dinin zayıf ve çaresizlerin sığınağı olarak görme temayülü vardı, fakat çağımızda bu temayül en ileri merhalesine varmıştır. Her insan bir tür 'empati' duygusuyla böyle bir bakış açısını benimseyebilir, bir gün lazım olur endişesiyle onu makul sayarak, 'zayıf ve çaresizlerin 'tan başka kimi vardır' diyebilir. Mutezile kelamcısı Kadı Abdülcabbar'ın peygamberliğin delillerinin tespiti hakkındaki eserinin dikkate değer yönlerinden birisi şudur: Dinin zayıflar ve fakirler arasında yayılmasından hareketle inancın 'sahih' olduğunu tespit! Buradan hareketle ise dinin bir icbar ve zorlama olmadığını, insanlar arasında gönüllüce yayıldığını anlatmak ister büyük yazar. Çağımızda din üzerindeki kategorik eleştirilerin başında onun kaybetmiş sınıfların 'sığındığı' bir duygu alanı olduğu eleştirisidir. Bu eleştiriyi haksız çıkartabilmek için –ki vakıada haklı görünen kısımları olsa bile gerçekte haksız bir eleştiridir- insanın karmaşık ve çok yönlü tabiatını hesaba katarak kuşatıcı bir perspektifle dini ele almak gerekir. Bunun için 'zayıf ve çaresizlerin kimi vardır' sorusunu 'insanın Allah'tan başka sığınacak neyi/kimi vardır' şeklinde yeniden inşa ederek dini bir sığınma ve geçici rahatlama alanından hakikat ile yüzleştiğimiz bir seviyeye taşımak gerekir.

İyilikler ve Kötülükler İçin Müşterek Bir İnsan Tabiatını Düşünmek

Dinin sınıflara ve statülere göre taksimi bir yanılsamanın ürünüdür. 'ın kurallarından söz ederken zenginler ve güç sahipleri için olan kurallar, yoksullar için olan kurallardan daha fazla ve öncelikli olarak düşünülmüştür. Bu yönüyle din sanki zenginleri fakirler lehine terbiye eden, onların aşırılıklarını engelleyen bir tür kırbaçtır. Dinin temel ibadetlerinden hac ile zekat zenginlere hitap ederken oruç bile daha çok zenginlerin terbiye edildiği bir perhizdir. Öteden beri oruç üzerindeki konuşmalar ve yazılardaki en önemli tema zenginlerin yoksulları 'anlama' sorunudur. Peki yoksullar oruçla kimi anlayacak diye sorsak bu anlamsız konuşmalar ortadan kalkacaktı, halbuki. Buna mukabil fakirler için geride kelime-i şehadet ile namazdan başka gerçek ibadet kalmaz. Daha dikkat değer bir husus ise sadaka üzerindeki vurgularda ortaya çıkar. Müslüman toplumlarda sadaka para ve güçle o kadar özdeşleşir ki artık sadaka denilince aklımıza paradan –zenginden- başka bir şey gelmez. Bu durumda dinin yegane işlevi, sınıflar arasındaki ilişkileri düzenleyerek toplum düzenini kurmak/korumak, çatışmaların önüne geçerek iç barışı sağlamak olmalıdır.

İbadet alanındaki bu bölücülük ahlaki hayatta da ortaya çıkar. Bir çok insan için ahlakın gayesi sosyal sınıfları arasındaki kardeşlik, dayanışma ve birlik ruhudur. Bunun için de görev her zamanki gibi zenginlere, imkan ve iktidar sahiplerine düşerken fakirler ve çaresizler sürekli 'beklerler.' Zenginler yoksullara karsı kibirli olmamalı, onları gözetmeli, tevazu göstererek aradaki engelleri olabildiğince azaltmalıdırlar. Yoksullar ise en çok bu iyi insanlara dua ile karşılık verirler.

Dini 'din' olmaktan uzaklaştıran onu dünyevi hayatın düzenlenmesinde araca dönüştüren bu bakış açısı bir insan tasavvuru yoksunluğundan beslenir. Gerçekte insanın kim olduğunu ve dinin onun hangi meselesine cevap verdiğini unutunca, din yaşadığımız hayatı düzenleyen duygu yoğunluklu bir organizasyon olmanın sınırlarını aşamaz. Bu tasavvuru aşabilmek için geçmiş mirasın önemli bir kısmını eleştirmek, günümüzde ise daha gerçek bir din telakkisine ulaşabilmek için ciddi bir çaba harcamak gerekir. Evvelemirde dini 'din' kılan şeyin Allah ile insanın irtibatı olduğunu unutmamak gerekir. Günümüzde din üzerindeki ana sorunlardan birisi bu gayeyi fark etmemek değil, önemini idrak edememektir. Dinde sosyal hayatın tanzimi ve sınıflar arası ilişkilerin düzenlenmesi ikincil bir mesele olarak ortaya çıkabilir (fer). Dinin emir ve yasaklarının her insanı aynı derecede ilgilendirdiğini unutmamak gerekir. Allah her insana mutlaka bir şey söyler ve söylediği onun '' ile olan ilişkisini belirler. Günahlar ve iyilikler bahis mevzu olunca, bütün günahlar ve iyilikler her bir insan için eşit ölçüde geçerlidir. Ahlaki konularda da durum böyledir. Erdemler bir kısmımız için daha çok iken ötekiler için daha az değildir. Her insan doğruluk, merhamet, cömertlik, iffet, adaletten eşit ölçüde sorumluyuz. Buna mukabil erdemsizlikler de böyledir. Söz gelişi kibir –hadislerde kötülüklerin başı olarak zikredilir- denilince akla zenginler ve güç sahipleri geldiğinde, sadece dini ahlakı anlamaktan uzaklaşmış olmayız, insanın kim olduğunu da unutmuş oluruz. Ahlaki metinlerden öğrendiğimize göre, kibir her insanda aşağı yukarı eşit ölçüde bulunan bir insanlık günahıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN