Arama

  • Anasayfa
  • Gündem
  • Tek parti döneminden kalma 70 yıllık İslam düşmanlığı: Türkçe ezan sevdası!

Tek parti döneminden kalma 70 yıllık İslam düşmanlığı: Türkçe ezan sevdası!

Türk siyasi tarihinin karanlık sayfaları olarak hatırlanan, tek parti döneminin en büyük zulümlerinden olan ve 16 Haziran 1950'de, Menderes'in yoğun çabası ile sona eren Türkçe ezan işkencesi, tam 18 yıl sürdü. CHP’lilerin son günlerde tekrar ısıtarak gündeme getirdikleri ant ve Türkçe ezan talepleri, CHP’nin tek parti döneminden kalma 70 yıllık İslam düşmanlığının hiç dinmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Tek parti döneminden kalma 70 yıllık İslam düşmanlığı: Türkçe ezan sevdası!
Yayınlanma Tarihi: 8.11.2018 00:00:00 Güncelleme Tarihi: 08.11.2018 11:33

Ezan okuma İslâm dünyasında fetih ve zaferlerin vazgeçilmez bir unsuru oldu. Nitekim Mekke'nin fethinden beri ele geçirilen her beldede yapılan ilk uygulamalardan biri, fetih müjdesini her tarafa duyurmak üzere yüksek bir yerde ezan okumaktı. Bâkî'nin meşhur Kanunî Sultan Süleyman Mersiyesi'ndeki, "Aldın hezâr bütgedeyi mescid eyledin/Nâkūs yerlerinde okuttun ezanları" beyti bu uygulamanın divan şiirine aksetmiş bir ifadesidir.

CHP'lilerin son günlerde tekrar ısıtarak gündeme getirdikleri ant ve Türkçe ezan talepleri, CHP'nin tek parti döneminden kalma 70 yıllık İslamiyet düşmanlığının hiç dinmediğini bir kez daha ortaya koydu. Tek parti döneminde Kur'an'ı yasaklayan, camileri ahır ve gazinoya çevirenler 70 yıldır her fırsatta ezanı tahrif etmek için çaba sarf ettiler. Adnan Menderes hükümetiyle 1950'de sona eren tek parti vesayet döneminde İslam'ı 'yozlaştırıp' milleti İslamiyet'ten koparmak için adımlar atıldı. Bir yandan Kur'an okumak ve öğretmek yasaklanırken, diğer yandan camiler ahır ve gazino yapıldı, ezan tahrif edildi. Menderes'i idam ettirerek yeniden vesayet dönemi İslam düşmanlığına geri dönmek isteyen CHP zihniyetine en büyük cezayı, onu 68 yıldır iktidara taşımayarak millet verdi. Menderes Türkçe ezanı 'Din dili'ne çevirdiği gün "Millet şuuru bunu halleder" diyen CHP vekili, Menderes'i idam eden 27 Mayıs darbecilerince 'Kurucu Meclis üyesi' seçildi ama millet onlara asla geçit vermedi.

EZAN VE KAMETLERİ TÜRKÇE OKUMA TALİMATI

Türkiye'de cami minarelerinden tam 18 yıl ezan yerine 'Tanrı uludur' ile başlayan bir tercüme okutuldu. 29 Ocak 1932'de Fatih Camii minaresinde ilk Türkçe Ezan'ı okuyan Hafız Rıfat'ın, elindeki kâğıda bakarak bu tercümeyi seslendirmesi Türkçe Ezan'ı henüz ezberleyemediğinin de kanıtıydı. 18 Temmuz 1932'de de Diyanet Reisliği tüm müftülüklere ezan ve kametleri Türkçe okuma talimatı verdi. 1941'e kadar yasal düzenleme dahi bulunmadığı halde, ezanı Arapça okuyan onlarca imam ve müezzine ceza verildi. 2 Haziran 1941'den sonra ise çıkarılan yasa tatbik edildi. Hapisler, işkenceler, sürgünler... Ta ki 16 Haziran 1950'ye dek.

"Yeter söz milletin" sloganıyla 1950 yılında iktidara gelen Adnan Menderes, CHP'nin tek parti vesayet yönetimine son verdiğinde, millete verdiği söze binaen ilk önce Türkçe ezanı aslına çevirme konusuna el attı. Bunu yaparsa başına sıkıntılı işler geleceği yönünde uyarılar da almıştı. Nitekim onun idam edilme gerekçelerinden biri de "İktidara geldikten 14 gün sonra Türkçe ezanı aslına çevirme sinyali vermesi" olmuştu. Ancak Menderes uyarılara kulak asmayıp ezanı aslına çevirdi. Ülke yeniden doğmuş gibi canlandı, insanlar coştu. Ne var ki millet ile vesayetin öncelikleri ters işliyordu. Uyarıldığı gibi 27 Mayıs 1960 darbesinin önemli gerekçelerinden biri Menderes'in ezanın aslına çevirmesi olmuştu. Ama Menderes'i devirseler de ezanı tekrar değiştiremediler. Ancak kalplerindeki bu sevdayı da hiç söndürmediler. Her fırsatta ezanın tekrar değiştirilmesini dile getirdiler.

ARAPÇA DEĞİL 'DİN DİLİ'

Adnan Menderes, 4 Haziran 1950'de verdiği demeçte ezanın etnik değil dini bir mesele olduğuna dikkat çekti. 'Arapça' yerine 'din dili' tanımını kullanarak ''Aradan bunca yıl geçtikten ve vaktiyle zaruri görülen (Türkçe ezan) tedbire artık bir ihtiyaç kalmadıktan sonra bunda ısrar bu sefer vicdan hürriyetine karşı bir taassub teşkil eder'' diyen Menderes hükümeti bu konudaki yasa tasarısını ertesi gün TBMM'ye sundu. Türk Ceza Yasası'nın 526 maddesindeki şapka ve Türk harfleriyle ilgili yasalara muhalefetle ilgili cezalardan 'Arapça ezan ve kamet okuyanlar' çıkarıldı.

Bu sırada söz alan Seyhan bağımsız milletvekili Sinan Tekelioğlu ise "Arkadaşlar, şayet Atatürk sağ olsaydı hiç şüphe yok ki, o da bu büyük Meclis'in düşündüğü gibi düşünecek. O da elimizdeki Allah kanununun Türkçe ile tercümesine imkân olmadığını, din ulemalarının vermiş olduğu karara göre, anlayacak ve ezanı din diliyle okutacaktı" demesi dikkat çekti.

MİLLET HİÇBİR ZAMAN TÜRKÇE EZANA GEÇİT VERMEDİ

Bu sırada CHP adına söz alan Trabzon milletvekili Cemal Reşit Eyüboğlu, "... Ezan meselesi de bir dil ve milli şuur meselesi telakki edilmiştir. Milli devlet politikası, mümkün olan her yerde Türkçe'nin kullanılmasını emreder. Türk vatanında ibadete çağırmanın da öz dilimizle olmasını bu bakımdan daima tercih ettik. Türkçe ezan, Arapça ezan mevzuu üzerinde bir politika münakaşası açmaya taraftar değiliz. Milli şuurun bu konuyu kendiliğinden halledeceğine güvenerek, Arapça ezan meselesinin ceza konusu olmaktan çıkarılmasına aleyhtar olmayacağız''

Türkçe ezanın 'din dili'ne çevrilmesi sırasında 'Millet şuuru bu konuyu halleder' diyen CHP'li Eyüpoğlu, Menderes'i idam eden 27 Mayıs darbecileri tarafından 'Kurucu Meclis üyesi' seçildi. Ancak millet hiçbir zaman Türkçe ezana geçit vermedi. Ancak, CHP'li siyasetçilerin ve onların medyadaki uzantılarının 'Türkçe ezan' sevdası hiç bitmedi.

İKİNDİ EZANI 7 KERE OKUNDU

16 Haziran 1950 günü yapılan düzenlemenin sonucu, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a telsiz aracılığı bildirilmişti. Bayar'ın onaylaması ile CHP'nin 1932'de çıkardığı Türkçe ezanın zorunluluğu tarihe karıştı. Arapça ezanın serbest bırakıldığı gün Bursa'da bir camide ikindi ezanı yedi defa Arapça olarak okunmuştu. O yıllarda camilerden zorla okutulan Türkçe ezanın tam metni:

Tanrı uludur, Tanrı uludur, Tanrı uludur
Şüphesiz bilirim Tanrı'dan başka yoktur tapacak
Şüphesiz bilirim Tanrı'dan başka yoktur tapacak
Şüphesiz bilirim Tanrı'nın elçisidir Muhammed
Haydi namaza, Haydi namaza, Haydi namaza
Haydi felaha, Haydi felaha, Haydi felaha
Uykudan namaz daha hayırlıdır.

İSLAM DÜŞMANLIĞINDA İBRET VERİCİ BİR HİKÂYE

Türkçe ezan tartışmaları sırasında Meclis'te "Ecnebi lisanla, mesela, Fransızca okumak günah olmaz da Arapça okumak nasıl günah olur?" diyen Antalya milletvekili Rasih Kaplan, tepkisini "Laiklik icabı olarak bu gibi işlere karışmayalım. Antalya'dayım. Savcının yanında müftüyü gördüm. Hayret ettim. Çünkü Milli Mücadelede çok çalışmış, karakterli bir arkadaşımızdır. Gittikten sonra hayretle sordum. Savcı dedi ki 'Birisi imam olmak istemiş, polis kaydında, uyuşturucu madde kullandığı görülmüş. Müftü, 'Sen imam olamazsın' demiş. İşte bu adam savcıya bir ihbarname veriyor; Dün öğle namazında camiye gittim, müftü camide idi. Müezzin Türkçe kameti getirdikten sonra müftü namaza başlamadı. Dikkat ettim dudakları kıpırdıyor, Arapça kamet getiriyordu" sözleriyle dile getirmişti. O gün din düşmanlığı yapanların ihbarı ile savcı, imam hakkında soruşturma başlattı. (Star Gazetesi, Türkçe ezan sevdaları bitmedi)

TÜRKÇE EZAN İŞKENCESİNİN İLK VE TEK FİLMİ: ÇİZME

Senaryosu Ömer Lütfi Mete'ye ait olan "Çizme" filmi 1950'de dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in Arapça ezan yasağını kaldırmasının ardından Rize'nin bir köyünde, yasağın devam etmesini isteyen İnönü zihniyetine mensup bir müdür ile köy halkı arasındaki mücadeleyi konu ediniyor. Yapımcılığını Mehmet Tanrısever'in yönetmenliğini ise İsmail Güneş'in yaptığı 1991 yapımı Çizme, tek parti döneminin baskıcı yapısına da dikkat çekiyor. Film, yasağın kalkmasının ardından köydeki camilerden Arapça ezan seslerinin yükselmesi ile son buluyor.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN