Müslüman alimlerin minerallere dair keşifleri
İslam uygarlığının altın çağını yaşadığı 7 ila 14. yüzyıllar arasında Müslüman âlimler kimya ve yer bilimine dair pek çok keşfe imza atmışlardır. Cabir bin Hayyan, Ebubekir er Razi, İbn-i Sina gibi Müslüman âlimler, bu alanda pek çok buluş gerçekleştirmişler; minerallerin özellikleri, oluşumları, özgül ağırlıkları, kullanım alanları ve bulunabilecekleri yerlere ilişkin tespitlerini kaleme almışlardır. Elmas, zümrüt, zirkon, ametist, akik gibi değerli taşlar başta olmak üzere pek çok mineralin fiziksel ve kimyasal özelliklerine dikkat çekmişlerdir.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Minerallere ilişkin çalışma yapan bir diğer Müslüman âlim ise 11. yüzyılda yaşayan ve Batıda Avicenna olarak bilinen İbn-i Sina'dır.
🔸 Kitab eş-Şifâ adlı eserinde İbn-i Sina, taş kütlelerinin oluşumunu ele almıştır.
🔸 Halepli bilim tarihi araştırmacısı Mohamed Yahia Hashmi'nin kaleme aldığı çalışmada İbn-i Sina'nın eserini incelemiş ve kayaçların oluşumuna ilişkin şu bilgileri vermiştir:
"Taşlar iki şekilde oluşurlar, ya balçık oluşumundaki gibi kuruma yoluyla, ya da katılaşma yoluyla. Balçık kurur ve zamanla taşlaşır. Eğer yağımsı değilse, taş haline dönüşmeden önce ayrışır. İbn-i Sina gençliğinde Ceyhun nehrinin kıyısında 23 yıl içinde taşa dönüşen bir kil türü gördüğünü aktarmaktadır. Taşlar, akan sudan iki tarzda oluşur, birincisi buharlaşma, ikincisi tedricen tortulaşma yoluyla. İbn-i Sina ayrıca bazı suların, eğer belirli bir yere damlarsa, değişik renkli taşlara ve yassı çakıllara yoğunlaştığını da gözlemlemiştir. Bazı sular sadece belirli taş türleriyle temas edecek olursa katılaşmaktadır. Bundan İbn-i Sina, suyun katılaşması için madeni güçlere sahip bazı toprak türlerinin var olduğu sonucunu çıkarmaktadır."
İbn-i Sina, mineraloji ile ilgili bitkilerin ve hayvanların taşlaşmasının nedenlerine de değinmiştir.
🔸 Bu konuda Orta Asya'da yaptığı kendi gözlemlerine yer vermiş ve "şimşek borusu" ile ilgili bilgileri kaleme almıştır.
🔸 Yıldırımlar yoluyla taş benzeri ya da demirimsi, bakırımsı cisimlerin oluştuğuna dikkat çekmiştir.
🔸 İbn-i Sina bunlardan bir parçayı eritmeyi denemiştir, fakat bu cisim yeşil duman çıkararak yanmıştır ve geriye küle benzer bir madde bırakmıştır.
🔸 İbn-i Sina havadan düşmüş olan bir demir hakkında da bir şeyler işitmiş; bu cismin şimşek çarpması sonucu kum tanelerinin birleşerek oluşturduğu bir şimşek borusu olduğunu tespit etmiştir.
🔸 Dağların ve kayaçların oluşumuna dair tespitleri konusunda ise İbn-i Sina, 15. yüzyılda yaşayan Leonardo da Vinci ve 17. yüzyılda yaşayan Nicolas Steno'dan çok önce davranmıştır.
🔸 Mineraloji tarihinde özellikle İbn-i Sina'nın mineral sınıflamasına işaret edilir. O, mineralleri dört sınıfa ayırır:
Taşlar, eriyebilir maddeler, yanabilir maddeler ve tuzlar.
Avrupa'ya Latince tercüme halinde ulaşan mineralojik içerikli ilk Arapça kitap 10. yüzyılda yaşayan Ahmed bin İbrahim ibn el Cezzâr'ın el-İ'timâd fî el-Edviye el-Müfrede isimli kitabıdır.
🔸 Bu eser, minerallere ve mineralik ilaçlara ayrılmış dört risale halinde bir ilaç kitabı niteliğindedir.
🔸 İtalya'nın Salerno kentinde Arapçadan birçok kitap tercüme edilmiş; bu kitap da Afrikalı Konstantinus'a atfedilen bir eser olarak Avrupa'ya ulaşmış ve 7 asır boyunca böyle tanınmıştır.
🔸 Mineraller hakkındaki bilgilerin Avrupa'ya bir diğer aktarımı da Câbir bin Hayyan ve er-Razî'nin kimya hakkındaki eserlerinin Latince ve İbranice tercümeleri yoluyla olmuştur.
Müslüman âlimlerin eserlerinde verilen bilgilere göre zümrüt, yukarı Mısır'da, Habeşistan sınırda Assuan civarında denize doğru uzayıp giden bir sıra dağda bulunmaktadır.
🔸 Değerli taşlar, Nubia ve Seylan'dan elde edilen zımpara kullanılarak şekillendirilmekte ve cilalanmaktadır.
🔸 Mısır ve Sudan'da şap, Batı Mısır'ın bazı bölgelerinde bakırı, ipliği ve keteni beyazlaştırmakta ve deri işlemeciliğinde kullanılan doğal sodyum karbonat çıkarılmaktadır.
🔸 Boya ve cam üreticileri ve sarraflar tarafından kullanılan bu maddeyi fırıncıların da hamura kattıkları bilinmektedir.
🔸 16. yüzyılda Afrika'yı ve Akdeniz ülkelerini dolaşan Orta Çağ tarihçisi ve coğrafyacısı Afrikalı Leo şöyle demiştir:
"Afrika'nın büyük bir bölümünde tuz, tıpkı mermer ya da alçıtaşı gibi tamamen yer altındaki madenlerden çıkarılır."
Elmas bütün taşların en serti olarak nitelendirilir, kırılmaz bir özelliğe sahiptir ve diğer bütün taşları ve metalleri, (kara kurşun hariç) parçalayabilir.
🔸 Bulunma yeri olarak Arapça kaynaklarda sadece Hindistan bildirilmiştir.
🔍 İslam uygarlığında eczacılık ve ilaçlar hakkında 25 ilginç bilgi