Arama

Teoman Duralı’nın fikir dünyası

Ülkemizin yetiştirdiği en saygın ilim insanlarından biriydi, Teoman Duralı. Kurulduğu günden bu yana Fikriyat'ta yayınlanan tüm yazılarıyla okuyucuların ufkunu açtı. Biyolojiden felsefeye, ilahiyattan tarihe kadar geniş bir bilgi yelpazesine sahipti. Milletimizin maddi ve manevi tecrübesini anlayabilmek uğruna ömrünü ilme adadı. Duralı, eleştiri hususunda oldukça sıkıydı. Bir işin daha iyi ve güzel bir şekilde ortaya konabilmesi için kimseyi eleştirmekten çekinmezdi. Gelin, röportajlarından yola çıkarak Teoman Duralı'nın fikir dünyasını yakından tanıyalım.

  • 1
  • 10
Teoman Duralı kimdir?
Teoman Duralı kimdir?

Milletimizin maddi ve manevi tecrübesini anlayabilmek uğruna ömrünü felsefeye adayan Teoman Duralı, adeta ilim yolunda sebat eden bir dervişti.

🔸 1947 tarihinde Zonguldak Kozlu'da doğdu. Yükseköğrenimini Felsefe, Antropoloji, Biyoloji alanlarında yaptı. "Çağdaş Düşüncede Canlı Sorunu" çalışmasıyla 1977 yılında doktor, 1982 yılında doçent oldu.

🔸 1982 senesinde dört ay arayla yardımcı doçent ve doçent kadrosuna geçti. ABD Penn State Üniversitesi'nde hazırladığı çalışma ile 1988'de profesör oldu. 1992-1993 yılları arasında Malezya'da, 1994-2003 yılları arasında Viyana Üniversitesi'nde, 1995-1997 ve 1999 senesinde Kuala Lumpur da bulunan ISTAT'da misafir öğretim görevliliği yaptı. 1977 yılından 2015 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

Teoman Duralı'nın Fikriyat'taki tüm yazıları için tıklayın

  • 2
  • 10
"Türk oğlu Türküm ben”
Türk oğlu Türküm ben”

🔸 Bilhassa toplumların fikir ve karakter yapılarına odaklandı. Daha önce temas edilmemiş meseleleri, sarih bir şekilde izah etti.

🔸 Medeniyet, modern ve klasik felsefe hususlarını başından sonuna kadar vazıh bir şekilde anlattı.

🔸 Tam bir kültür mozaiğiydi. Babasının anne tarafı Çerkes, baba tarafı Türkmen'di. Annesi Alman, eşi ise Fransız.

🔸 Sabah gazetesiyle yaptığı röportajında annesinin Alman olduğu hatırlatılması üzerine "Babama sordum "Neyim ben baba?" dedim. Babamın cevapları tereddütsüz olurdu, çok kesin bir adamdı "Sen" dedi, "Türk oğlu Türksün." demişti.

  • 3
  • 10
“Biz soykırıma uğramış bir milletiz!”
“Biz soykırıma uğramış bir milletiz!”

🔸 Duralı, disiplinler arası ilimleri çok başarılı şekilde yürüten bir âlimdi. Günümüzde yaygın olarak tek bir alanda ihtisaslaşmaya karşı o, kadim ilim öğretisinin örneği olarak yaşıyordu.

🔸 Biyolojiden felsefeye, ilahiyattan tarihe kadar geniş bir birikime sahipti. Uzmanlaştığı her alan, daha sağlam bir şekilde ilerlemesini sağlıyordu.

🔸 Bir işin daha iyi ve güzel bir şekilde ortaya konabilmesi için kimseyi eleştirmekten çekinmezdi. Bu konulardan biri "Harf Devrimi"ydi.

🔸 2019 yılında katıldığı televizyon programında 1 Kasım 1928 yılında uygulanan Harf Devrimi'ni soykırım olarak nitelendirmişti. Harf inkılabıyla Türkler, bin yıldır kullanıldığı Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini kullanmaya başladı.

🔸 Eleştiri hususunda kimseden lafını sakınmayan Duralı, alfabe değişikliğinin ruhumuza vurulmuş bir darbe olduğunu açık yüreklilik ile dile getirmişti:

"Biz soykırıma uğramış bir milletiz! Kültür soykırımına uğradık. Hafızası gitmiş, dolayısıyla burada şaşılacak bir şey yok. Alzheimer olmuş bir milletiz. Geçmiş unutuldu, bitti. Bunun en önemli müsebbibi yazının katlidir. Peyami Safa'nın müthiş bir lafı var: Milli Kütüphanesi'ne gidip de tek kelime okuyamadan çıkan biricik nesil yeryüzünde" Düşünün ne devrimler görmüş bu dünya, Sovyet devrimini görmüş, Çin devrimini görmüş, hiçbirisinde yazıya dokunmadılar. Japonlar içinde Çin yazısı yabancı, Koreliler için Çin yazısı yabancı, İran ve Farslar için Arap yazısı yabancı, ama kimse dokunmadı. Türkiye'nin yeniden istiklaline kavuşması yazının değiştirilmesine mi bağlıydı? İnsan ise mirasını yazıyla sürdürür. Medeniyet yazı üzerine kuruludur ve yapacağınız en büyük katliam budur. Biyolojik soykırım da mümkündür. Orada her zaman için kılıç artıkları olur. Kültür soykırımı, kesinkes bitirir."

  • 4
  • 10
"Bu millet Doğu'dan geliyor”
Bu millet Doğu’dan geliyor”

🔸 Prof. Dr. Teoman Duralı Sabah'a verdiği röportajında Doğu'ya ait bir toplum olduğumuzu belirtmişti.

" Mensubu olduğum bu millet Doğu'dan geliyor. Bugün biz bunu ne kadar inkar edersek edelim Asyalıyız, Avrupalı değiliz. Bunu görmemek, göz ardı etmek istiyoruz ama secde ettiğimiz, girmek için takla attığımız Avrupa bunu biliyor. Ve bizi kovuyor, bu çok aşağılayıcı bir şey. Sevsem de sevmesem de bu milletin ürünüyüm, buradan çıkmayım ve tüm ömrümü burada geçirdim. Limanım hep burası olmuştur. Millet olarak da ben buraya bağlı oldum. Kırık dökük öğrendiğim üç, beş dil varsa da benim dilim Türkçe olmuştur."

  • 5
  • 10
Her imparatorluk emperyalist değildir”
Her imparatorluk emperyalist değildir”

🔸 Ayakları Doğu'ya sıkı sıkıya bağlı olan Duralı, Batı'nın meselelerinden de uzak kalmamıştı. Bu meselelerden biri emperyalizmdi. 24 TV'de yayınlanan "Bu Ülke" programına katılmış, burada emperyalizmin temelinde kapitalizmin bulunduğunun altını çizmiş, bu konuyu şu sözlerle açıklamıştı:

"Çağdaş medeniyet dediğimiz olay, sermayeci ideolojinin üzerinde yer almakta ona dayanmaktadır. Bu ideolojinin birtakım uzantıları var. Bunlar sömürgecilik yani kolonyalizm ve emperyalizm. Sermayeci olmadığınız takdirde, kapitalist değilseniz, emperyalizminiz de olmaz. Bu çok önemli bir nokta. Çünkü imparatorluk ile emperyalizm karıştırılır. Her imparatorluk emperyalist değildir. Emperyalist olamaz, olması için sermayeci olması lazım."

2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN