Ayetler eşliğinde ruhun hastalıkları
Allah Teala'nın azabından kaçınmak ve mümince bir yaşam sürmek isteyen Müslümanlar bu minvalde bazı eylemlere karşı mesafeli olarak ruhi hastalıklara yakalanmamaya çalışırlar. İnsan kendisini manevi olarak terbiye edemediği müddetçe Allah'ın (CC) rızasını yakalayamaz. Sizler için ruhun hastalığı olarak isimlendirilen bazı meseleleri ele aldık.
Önceki Resimler için Tıklayınız
"Onların çoğu sadece zanna uyuyor. Oysa zan hiçbir şekilde gerçek ve kesin bilginin yerini tutamaz. Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir!"
Yûnus Suresi 36. Ayet
Yûnus Suresi 36. Ayetin mealini dinlemek için tıklayın
Yûnus Suresi 36. Ayet Tefsiri
◾ Zan kelimesini, "kesin delile dayanmayan görüş; aksi de muhtemel olan kanaat" gibi değişik şekillerde tarif edenler olmuştur (bk. Râzî, XVII, 92; Cürcânî, et-Ta'rîfât, "Zan" md.). Taberi, âyetteki hak kelimesini "kesin bilgi" (yak^n), zannı da "kuşku" (şek) olarak açıklamıştır (XI, 114). Buna göre müşriklerden çoğunun dinî konulardaki inançları, kesinlikten uzak, ihtimalli ve kuşkulu kanaatlerden ibaretti. Halbuki imanda kuşku ve ihtimale yer olamaz.
ZANDA BULUNMAK
◾ Araştırmadan, bilmeden bir konu yahut insan için hüküm verme, yargıda bulunma gibi manalara tekabül eden zan, Müslümanların kaçınması gereken, uzaklaşması lazım gelen bir eylemdir.
◾ Kalbin en büyük hastalıklarından olan bu eylem, Allah Resulü (SAV) tarafından da yapılmaması yönünde fikir bildirilen meselelerden biri olur.
"Vay haline o namaz kılanların ki, Onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar. Hayra da engel olurlar."
Maûn Suresi 4-7. Ayetler
Maûn Suresi 4-7. Ayetlerin mealini dinlemek için tıklayın
Maûn Suresi 4-7. Ayetler Tefsiri
◾ Yukarıda insanlara karşı insanlık görevini yerine getirmeyenler kınanmıştı; burada ise Allah'a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilmektedir. Burada namaz kılmalarına rağmen kınananların olumsuz tutumlarına üç örnek sıralanmıştır: a) Namazlarının özünden uzak olmaları, b) İbadetlerinde halka gösteriş yapmaları, c) Hayra engel olmaları. "(Namazlarının) özünden uzaktırlar" diye çevirdiğimiz sâhûn kelimesinin sözlük anlamı "unutanlar" olup bu bağlamda, "namazlarını vaktinde kılmayanlar" şeklinde yorumlayanlar bulunmuşsa da Taberî, bizim de meâlde esas aldığımız yorumunda sâhûn kelimesini, "namazı ciddiye almayanlar, başka şeylerle meşgul olmayı namaz kılmaya tercih edenler" şeklinde anlamanın daha isabetli olduğunu, bunun vaktinde kılınmaması veya büsbütün terkedilmesiyle ilgili yorumu da kapsadığını belirtmiştir.
◾ Allah Teala kullarından kendisine huşu içerisinde ibadet etmelerini ister. Bu manada sükunet dolu bir kalp ile ibadetlerimizi ifa etmemiz gerekir.
◾ Zira bu şekilde eda edilmeyen ibadetler şekilden ibaret kaldıkları gibi manevi olarak Müslümanlara da bir fayda sağlamazlar. Bu yüzden huşu, ibadetlerin en önemli vasıflarındandır.
"Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var."
İnfitâr Suresi 10-11. Ayetler
İnfitâr Suresi 10-11. Ayetlerin mealini dinlemek için tıklayın
İnfitâr Suresi 10-11. Ayetler Tefsiri
◾ Râzî, bu âyetlerle ilgili olarak özetle şöyle der: Kuşkusuz Allah Teâlâ, kullarının neler yaptığını bütün ayrıntılarıyla bilir; bunun için yapılanların yazılmasına, yazıcılara, şahitlere, belgelere ihtiyacı yoktur. Ancak O, kendisiyle insanlar arasındaki ilişkileri onların kendi aralarında uygulayacakları usullere göre düzenler. İnsanlar arasındaki hak ve sorumlulukları düzenlemenin en sağlıklı yolu, her şeyi kayda geçirmek; hesaplaşma aşamasında ise belge ve tutanakları ortaya koyarak hakkın yerini bulmasını, adaletli bir sonucun alınmasını sağlamaktır.