Osmanlı'da Ramazan Bayramı nasıl geçerdi?
Köklü bir geçmişe ve zengin bir kültüre sahip olan Osmanlı Devleti, Ramazan Bayramı'nı da büyük bir coşkuyla kutlardı. Bu özel gün, saraydan halka kadar tüm toplumu etkileyen ve unutulmaz anılarla dolu bir atmosfere sahipti. Osmanlı'da Ramazan Bayramı, geçmişten geleceğe uzanan bir köprü görevi görerek, zengin mirası ve manevi değerleri günümüze taşımaktadır. Peki, Osmanlı'da Ramazan Bayramı nasıldı? Osmanlı'da Ramazan Bayramı nasıl geçerdi? İşte Osmanlı'da Ramazan Bayramı...
Önceki Resimler için Tıklayınız
💠 Osmanlı Devleti padişahı Fatih Sultan Mehmed döneminde bayramlaşma töreni kanunlaştırıldı. Padişah bayram sabahı, sabah namazını sarayda; Hırka-i Saâdet Dairesi'nde kılardı.
💠 Hırka-i Saâdet kapısı önüne bir kafes konulur, içeriye de taht kurulur, Padişah oturduktan sonra orada hazır bulunan imam ve hatipler birer aşr-ı şerif okurlardı. Bunun akabinde hazinedarbaşı hediye ile câizelerini verir, arkasından mehter çalmaya başlardı.
💠 Bayram sabahı gün doğarken camilerin minarelerinden ilahi sesleri yükselir ve ardından ezan okunurdu. Arife günü başlayan top atışları bayramın son gününe kadar devam ederdi.
💠 Camilerin minarelerinden ilahiler duyulunca bayramlık elbiseler giyilmeye başlanır, süslenir ve caminin yolu tutulurdu. Namazlar eda edildikten sonra ilk bayramlaşmalar, cami avlusunda gerçekleşirdi.
💠 Osmanlı'da bayramda çocukların yüzü güldürülür ve onlara kese kese hediyeler verilirdi. Bu hediyeler, harçlıklar, bazen miniklerin eline tutuşturulurken bazen de mendillere sarılarak verilirdi. Hatta çocuklar bu verilen mendilleri kullanmayıp bayram mendili koleksiyonu yapardı.
💠 Aile bireyleri ile bayramlaşma başlanır, bunun ardından hısım, eş, dost, komşu bayram ziyaretlerinde bulunulurdu. Misafirlere özel şekerler, lokumlar, şerbetler ikram edilir, arife günü bin bir emekle açılan baklavalar ikram edilirdi.
💠 Mahallenin çocukları, bayram günü kapı kapı dolaşır, mendillere sarılı harçlık ve şekerleri toplarlardı. Mahalle bekçileri ise elinde davulu, dilinde manisiyle kapı kapı dolaşır, bahşiş toplardı. Hatta söyledikleri bu manilerden biri ise şöyleydi:
Buna bayram ayı derler
Bal ile şekerden yerler
Eskiden adet olmuş
Bekçiye bahşiş verirler
İyi bayramlar dileriz...