Arama

Mevlid merasiminin Osmanlı’daki tezahürü

Müslüman alemi için en değerli zamanlardan biri olan Mevlid, doğum yeri ve zamanı manasına gelmektedir. Peygamber Efendimizin (sav) doğum gecesi için kullanılan bir deyimdir. Daha sonra Resulullah'ın (sav) doğum anını anlatan manzumeler için de kullanılmıştır. Tarihte Mevlid merasimleri Hicri yedinci asırdan itibaren başlamıştır. Daha sonra bu adet yaygınlaşarak bütün İslam ülkelerinde ve bilhassa Osmanlı'da devam etmiştir. Peki, Devlet-i Aliyye'de Mevlid nasıl ihya edilirdi?

🔸Peygamber Efendimizin (sav) sağlığında doğum yıldönümü kutlanmadığı gibi Hulefa-yi Raşidin dönemiyle Emevi ve Abbasi devirlerinde de mevlidle ilgili bir uygulamaya rastlanmamaktadır. Mısır'da Şiî Fatımî devleti kurulunca Muiz-Lidinillah döneminden başlamak üzere soyundan geldiklerini söyledikleri Hz. Peygamber'in (sav) doğum yıldönümü resmî olarak kutlanmaya başlamıştır. Buna ilaveten Hz. Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve o günkü halifenin mevlidleri (mevâlid-i sitte), bazı kandiller, Ramazan ve Kurban bayramlarıyla diğer bazı kutlamalar bu dönemde zengin bir şölen geleneğini oluşturmuştur.

🔸 Fatımiler zamanındaki törenlerde önceden gerekli hazırlılar yapılır, Rebîülevvel ayının 12. gününde sabahtan başlamak üzere öğleye kadar üç yüz tepsi helva hazırlanarak başta kadilkudat ve dâidduât başta olmak üzere kurra, hatipler ve diğer resmi görevlilere dağıtılırdı.

🔸Halifenin öğle namazını kılmasının ardından kādılkudât ve diğer görevliler topluca Ezher Camii'ne gider, burada hatim okunduktan sonra "manzara" adı verilen tören yerine geçerlerdi. Kahire valisi düzeni sağlamak üzere önceden yerini alırdı. Halife de maiyetiyle birlikte gelir, önce kādılkudâtı, ardından sâhibülbâbı ve daha sonra diğerlerini selâmlardı. Tören Kur'an tilâvetiyle başlardı; ardından sırasıyla Enver (Hâkim), Ezher ve Akmer camileri hatipleri birer hutbe okuyup halife için dua ederlerdi. Bu sırada kurrâ tilâvetini sürdürürdü. Hutbelerden sonra halife törendekileri tekrar selâmlayınca resmî kutlama tamamlanmış olurdu.

Mevlid Kandili'nde neler yapılır?

🔸Eyyubiler zamanında ise birçok bayram ve tören kaldırıldığından mevlide de özen gösterilmediği ve halkın evlerinde bunu kutladıkları anlaşılmaktadır. Ancak Selahaddin-i Eyyubi'nin kayınbiraderi olan ve hayırseverliğiyle tanınan Erbil atabegi Begteginli Muzafferüddin Kökböri'nin mevlid-i nebevîyi kutladığı bilinmektedir. Bir rivayete göre bir kutlama sırasında 5.000 koyun, 10.000 tavuk, 100 at kesilmiş, 100.000 tabak yemek ve 30.000 tepsi helva dağıtılmıştı.

🔸Memlükler döneminde ise Mısır'da mevlid kutlamaları bütün ihtişamıyla devam etmiştir. Rebîülevvel ayının girişinden itibaren başlatılan kutlamalar sırasında donanma mensupları tarafından Kahire Kalesi'nde kurulan tören çadırı en güzel kumaşlardan yapılır, içine değerli yaygılar serilir, koltuklar konurdu.

🔸Mevlid günü ikindi namazından sonra Mısır Abbâsî halifesi, dört mezhebin başkadıları, ilim ve tasavvuf ehli, emîrler ve kumandanlar, devlet adamları, halkın ileri gelenleri, komşu ülkelerden gelen temsilciler kaleye gelerek tören çadırındaki yerlerini alırlardı. Önce Kur'an tilâvet edilir, ardından vaazlar verilir, tarikat mensupları tarafından zikir ve evrâdlar okunur, daha sonra yemek yenirdi. Bu sırada sultana tebrikler sunulur, o da devlet ricâline, ulemâ ve tasavvuf ehline hil'at ve hediyeler verir, muhtaçlara da sadaka dağıtılırdı.

Mevlid Kandili Müslümanlar için ne ifade eder?

🔸 Osmanlı Devleti'nde ise ilk mevlid kutlamaları III. Murat zamanında 1588 yılında başlatmıştır. Ancak gayr-ı resmi olarak bu tarihten önce de kutlamaların yapıldığı ve Süleyman Çelebi'nin 1409'da meşhur mevlidini yazdığı bilinmektedir.

🔸 Osmanlı'da Sultanahmet Camii'ndeki kutlamalarda padişah, sadrazam, şeyhülislâm, vezirler, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, diğer mülkî ve askerî erkânla ulemâ resmî kıyafetleriyle hazır bulunmaktaydı.

🔸 Zaman zaman başta Ayasofya ve Sultanahmet olmak üzere büyük camilerde de Mevlid Gecesi törenleri yapıldığı görülmektedir.

🔸 II. Mahmud devrinde Bayezid Camii, Nusretiye Camii, Dolmabahçe'de Valide Camii, Eyüp Sultan Camii'nde Mevlid Gecesi töreni yapılmaktaydı. II. Abdülhamid devrinde ise Yıldız Hamidiye Camii öne çıkmaktadır.

🔸 Saray teşrifatında mevlid-i şerif kıraatı olarak zikredilen resmi Mevlid Gecesi kutlamaları Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar bazı değişikliklerle beraber devam etmiştir.

Mevlid Kandili'nin anlamı ve önemi

🔸 Mevlid Gecesi'nin resmi olarak kutlanmasında alaylar tertip edilirdi. Mevlid Gecesi'nde padişahın ve devlet erkanının saraydan mevlid-i şerifin okunacağı camiye belli bir güzergahtan gidip dönmesine mevlid alayı denirdi.

🔸 Mevlid alayları bayram alaylarıyla aynı düzende olurdu. Katılması beklenen devlet adamları, ulema ve diğer saray mensuplarına Mevlid Gecesi'nden birkaç gün önce mevlid-i şerif kıraati için davetiyeler gönderilirdi.

🔸 Katılımcılar davetiyede belirtilen gün ve saatte resmi elbiseleriyle hazır olurdu. Camide herkes rütbesine göre önceden belirlenmiş kısımlarda yerlerini alırdı. En son padişah gelir ve o gelinceye kadar Fetih suresi okunurdu. Padişah camiye gelince hünkâr mahfiline geçer ve cemaat ayağa kalkardı.

🔸Ardından Sultanahmet ve Ayasofya şeyhleri kısa bir vaaz verirdi. Vaizler kürsünden inince kendilerine hediye olarak samur kürk giydirilirdi. Vaazdan sonra mevlidhanlar sırayla mevlid-i şerif kıraatine başlardı. Her bir mevlid bahrini (parçasını) okuyan mevlithana hilat giydirilirdi. Bu esnada cemaate şerbet ve buhur ikram edilirdi.

🔸 Hz. Peygamber'in (sav) doğumu esnasında validesi Hz. Amine için "Geldi bir ak kuş kanadıyla revan, arkamı sığadı kuvvetle heman" beytine gelindiğinde tüm cemaat hürmeten ayağa kalkardı. Bu esnada eğer Mekke şerifinden Osmanlı hacılarının selametle eriştiğine dair mektubu ulaşırsa padişaha haber verilirdi. Bu haber üzerine Haremeyn nazırı darüssaade ağasına kürk giydirilir ve hurmalar dağıtılırdı. Üçüncü mevlidhan mevlidin son bahrini okumak için kürsüne çıkınca tablalarla getirilen şekerler cemaate verilir ve sonrasında dua edilerek camideki tören sona ererdi.

🔸Mevlid-i şerif kıraati tıpkı Hırka-i Saadet ziyaretinde olduğu gibi yabancı misafirlerin alınmadığı dini muhtevası olan teşrifat törenlerindendi. Ayrıca bu merasimlere mızıka-i hümayun da girmemişti. Ancak mevlid alaylarını seyretmek geniş halk kitleleri de dahil herkese açıktı. Yabancı misafirlerin de mevlid alayını izlemelerini izin verilirdi.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN