Ayet ve Hadisler Işığında Dünya Sevgisi
İnsanoğlu, doğası gereği her zaman kalıcı olanın, bitmeyenin ve kusursuzun peşindedir; fakat garip bir çelişkiyle, bu sonsuzluk arayışını her an elimizden kayıp gitmeye mahkum olan şu fani dünyada tüketiriz. Evler, arabalar, hiç bitmeyecekmiş gibi biriktirilen servetler ve bitmek bilmeyen dünya telaşı... Peki, Kur'an-ı Kerim'in adeta bir "oyun ve eğlence" olarak nitelendirdiği, Allah Resûlü'nün (s.a.v.) ise gölgesinde soluklanıp geçilen bir ağaç altına benzettiği bu dünya, neden bizim için vazgeçilmez bir amaca dönüştü? Gelin, ayet ve hadislerin rehberliğinde, dünyaya köle olmadan yaşamanın dengeli formülünü birlikte görelim.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Câbir (ra) anlatıyor: Resûlullah bir gün çarşıya uğramıştı. Halk da etrafında idi. Derken küçük kulaklı bir erkek oğlak ölüsüne rastladı. Onu kulağından tutarak: "Hanginiz bunu bir dirhem karşılığında almak ister" diye sordu. "Biz ona hiçbir şey vermeyiz, o bizim ne işimize yarar ki" diye cevap verdiler. Peygamber : "Sizin olmasını istemez misiniz" buyurdu. "Vallahi, bunun dirisi bile kusurludur, çünkü kulakları küçüktür. Ölüsünü ne yapalım" dediler. Bunun üzerine Peygamber:
"Vallahi, dünyanın Allah nezdindeki değeri, bunun sizin yanınızdaki değerinden daha azdır" dedi.
(Müslim, Zühd, 2)
📌İnsanoğlu, doğası gereği yanılmaya ve hata yapmaya meyillidir. Ancak bazı hatalar tıpkı bir lokomotif gibi peşine taktığı diğer bütün günahları ve yanlışları da peşinden sürükler. Dünyaya körü körüne sevgi beslemek, işte böyle bir hatadır. Kalbe yerleştiği an; mal hırsı, makam sevdası ve daha nice kötülüklerin kapısını aralar. Dünyayı asıl amaç saymak, diğer tüm manevi yanılgıların ilk kıvılcımıdır.
"Dünya sevgisi bütün hataların başıdır."
(Beyhakî, Şuabu'l-İman 7/338)
📌Dünyaya karşı mesafeli durmak, Yüce Allah'ın sevgisine mazhar olmanın eyollarından biridir. Nitekim bu hakikat, bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından müjdelenmiştir.
Ebu'l-Abbâs Sehl b. Sa'd es-Sâidî (ra) anlatıyor: Bir gün bir adam Peygamber'in yanına gelip: "Yâ Resûlallah, bana öyle bir amel söyle ki onu yaptığımda Allah da, insanlar da beni sevsin" dedi. Resûlullah da: "Dünyaya rağbet etme ki, Allah seni sevsin; insanların elindekine göz dikme ki, insanlar da seni sevsin, buyurdu."
(İbn Mâce, Zühd, 1)
"Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Âhirette ise ya çetin bir azap yahut Allah'ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir."
(Hadîd Suresi, 57/20)
📌Ömrünü ahiretin kalıcı güzelliklerine adayanlar için bu dünya, adeta bereketi katlanarak artan bir hasat tarlasına dönüşür. Buna karşılık, emeklerini geçici dünya hayatına harcayanlar, elbet karşılığında bir şey elde ederler. Ancak ebediyet yurduna vardıklarında elleri bomboş kalır.
"Kim âhiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dünya ekinini istiyorsa ona da dünyadan bir şey veririz. Fakat onun âhirette bir nasibi olmaz."
(Şûrâ Suresi, 42/20)