Buruc suresi meali, tefsiri ve fazileti
Mekki döneminde nazil oolan Buruc Suresi açık seçik, yüksek burçlar anlamına gelen Arapça "Buruc" sözcüğünden adını alır. Surede bahsi geçen burçlar günümüzde galaksi olarak isimlendirilir. Buruc Suresi'nin içinde "ashabu'l uhdud" denilen bir güruhun inançlı kimselere yaptıkları işkenceler ve müminlerin inançları uğruna sabretmeleri öne çıkarılır.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Buruc Suresi 13-16 Ayetler Tefsiri
➡ Müfessirler 13. âyeti iki türlü yorumlamışlardır: a) Âyette başta yapıldığı, sonra tekrar edildiği bildirilen şey, Allah'ın inkârcı zalimlere ilk olarak dünyada ceza vermesi sonra âhirette cezalandırmayı tekrar etmesidir. b) Allah'ın mahlûkatı birinci defa yoktan var edip dilediklerine can vermesi, ikinci olarak onları kıyamet gününde yeniden diriltmek suretiyle hayata döndürmesidir (bu yorum için bk. Ankebût 29/19; Rûm 30/11). Buradan itibaren ceza ile ilgili olmaksızın Allah'ın isim ve sıfatları sıralandığı için meâlde ikinci yorumu tercih ettik.
Buruc Suresi 17-20 Ayetler Meali
﴾17-18﴿ Orduların, Firavun ve Semûd'un haberi sana ulaştı mı?
﴾19﴿ Doğrusu inkârcılar bir yalanlama içindedirler.
﴾20﴿ Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
Buruc Suresi 17-20 Ayetler Tefsiri
Allah Teâlâ'nın, dilediğini yapan yüce kudretin sahibi olduğu ve yakalamasından hiç kimsenin kurtulamayacağı Firavun ve Semûd orduları (kavimleri) örneği ile anlatılarak Hz. Peygamber ve müminler teselli edilmektedir. Çünkü bu iki topluluk gerçeği inkâr etmeleri ve zulümleri sebebiyle ilâhî bir ceza neticesinde tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.
Buruc Suresi 21-22 Ayetler Meali
﴾21﴿ Şüphesiz o (asılsız saydıkları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır;
﴾22﴿ Levh-i mahfûzdadır.
Buruc Suresi 21-22 Ayetler Tefsiri
➡ İnkârcıların "O, sihirdir, beşer sözüdür, öncekilerin efsaneleridir" gibi asılsız iddialarla inkâr ettikleri Kur'an'ın –onların bu tür iddialarının aksine– levh-i mahfûzda korunmuş Allah kelâmı ve şanı yüce Kur'an olduğu vurgulanmıştır. Sözlük anlamı "korunan levha" olan levh-i mahfûz terimi hakkında müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: a) Bütün nesne ve olaylara ilişkin ilâhî ilim ve takdirin kayıtlı bulunduğu, mahiyeti bilinmeyen kitaptır (Râzî, XXXI, 125; Kurtubî, XIX, 299; Elmalılı, VIII, 5696). b) Yedi kat göğün üzerinde bulunan ve şeytanlara yasaklanan bir levhadır (Zemahşerî, IV, 240). c) Kur'an'ın levh-i mahfûzda olduğunun belirtilmesi, onun hiçbir zaman tahrif edilmeyeceğini, her dönemde bütün keyfî ilavelerden, çıkarmalardan ve lafzî değişikliklerden korunacağını, bunun için hem ezberlenerek hem de yazılarak tedbir alındığını ifade etmektedir.