Ayet ve hadisler ile Allah'ı her durumda anmak
Müslümanlar yaşamın her anında Allah'ı hatırında tutarak, kulluğunun bilincinde olmalıdır. Müminin Rabbini anması kalbin gıdası ve kurtuluş vesilesidir. Nitekim ayet-i kerimede de "Bilesiniz ki gönüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur" buyrulmaktadır. Peygamber Efendimiz, otururken, uyurken, konuşurken, bir işe başladığında kısacası her zaman Rabbini anardı. Sizler için Allah'ı her durumda anmanın önemini belirten ayet ve hadisleri derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Ebû Vâkıd Hâris b. Avf (ra) anlatıyor: Bir gün Resûlullah (sav), mescitte insanlarla birlikte otururken üç kişi geldi. İkisi Resûlullah'a (sav) doğru yöneldi, diğeri ise gitti. Allah Resûlü'nün yanında kalan iki kişiden biri, halkada gördüğü bir boşluğa, diğeri halkanın arkasına oturdu. Üçüncü şahıs ise dönüp gitmişti. Resûlullah (sav) işi bitince: "Bu üç kişinin durumunu size haber vereyim mi? Bunlardan biri, Allah'a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri, hayâ etti, Allah da onun hayâsını kabul etti. Öbürü ise yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi." buyurdu.
(Buhârî, İman, 8, Buhârî, Salât, 84; Müslim, Selâm, 26)
Ebû Saîd el-Hudrî anlatıyor: (Bir gün) Muâviye (ra) mescitte bir halka hâlinde oturan bir grubun yanına varıp, onlara: "Niçin toplandınız" diye sordu. "Allah'ı zikretmek maksadıyla toplandık" dediler. "Allah aşkına söyleyin, gerçekten sadece bunun için mi toplandınız" dedi. "Evet, sırf bunun için toplandık" dediler. (Bunun üzerine) Muâviye (ra) şöyle dedi: "Ben, size inanmadığım için yemin etmenizi istiyor değilim. Resûlullah'ın yanında benim konumumda olup da, benden daha az hadis nakleden kimse yoktur. Bir gün Resûlullah (sav), ashâbından halka hâlinde toplanmış bir cemaatin yanına geldi de onlara "Niçin toplandınız?" diye sordu. Onlar: 'Bize İslâm'ı ihsan buyurmasından dolayı Allah'ı zikretmek ve O'na hamd etmek için oturduk' dediler. Resûlullah (sav) 'Allah aşkına söyleyin, gerçekten sırf bunun için mi toplanıp oturdunuz?' 'Allah'a yemin ederiz ki sırf bunun için toplandık' dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: 'Ben, size inanmadığım için yemin etmenizi istiyor değilim. Fakat (bilin ki) Cebrail (as) bana geldi ve yüce Allah'ın sizin ne kadar üstün ve değerli olduğunuzu meleklere gösterdiğini haber verdi' buyurdular.
(Müslim, Zikir, 40)
Ebû Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: Kim sabah akşam yüz defa "Sübhânallâhi ve bihamdihî" derse (Allah'ı tesbih eder ve O'na hamdederse), kıyamet gününde hiçbir kimse bu adamın söylediği bu zikirden daha faziletli bir şeyle gelemez. Ancak birisi onun söylediğinin (tesbih ve hamdin) benzerini veya daha fazlasını söylerse o başka.
(Müslim, Zikir, 29)
Ebû Hüreyre anlatıyor: Hz. Peygamber'e (sav) biri gelip, "Yâ Resûlallah, dün gece beni ısıran akrepten neler çektim!" dedi. Resûlullah (sav) "Eğer sen akşam olunca, 'Eûzü bi kelimâtillâhi't-tâmmâti min şerri mâ halaka. (Ben, yarattıklarının şerrinden bütün (mükemmel) kelimeleriyle Allah'a sığınıyorum)' diye dua etseydin, o şey sana zarar vermezdi." buyurdu.
(Müslim, Zikir, 55)
Ebû Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber (sav), sabaha çıktığında, "Allahümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemûtü ve ileyke'n-nüşûr. (Allah'ım, senin yardımınla sabaha çıktık ve senin yardımınla akşama eriştik. Yaşatan da sensin, öldüren de sensin. Dönüş sanadır.)" buyururlardı. Akşama eriştiğinde de "Allahümme bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemûtü ve ileyke'n-nüşûr (Allah'ım, senin yardımınla akşama eriştik. Yaşatan da sensin, öldüren de sensin. Dönüş sanadır.)" diye dua ederdi.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 101; Tirmizî, Deavât, 13)