Adım Adım Efendimizin (sav) Umreleri
Hudeybiye'de sergilenen sabır ve diplomasiden Kaza Umresi'ndeki vakur duruşa, Ci'rane'deki gönül fethinden Veda Haccı'ndaki kutlu vuslata... Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sav) hayatında her biri ayrı bir tarihi dönüm noktası olan dört umre yolculuğu, İslam'ın yayılışını, devletler arası ilişkileri ve ümmete miras kalan birçok sünnetin doğuşunu şekillendiren müstesna merhalelerdir. Efendimizin (sav) Kabe'ye duyduğu derin özlemin izini süren, umre ibadetinin manevi faziletini ve bu kutsal seyahatlerin arka planındaki hikmetleri ele alan bu içeriği sizler için hazırladık.
Cabir'den nakledildiğine göre, "Umre yapmak farz mı?" diye sorulunca Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Hayır, fakat umre yapmanız, (yapmamanızdan) daha faziletlidir."
Tirmizi, Hac, 88
◼ İslam literatüründe küçük hac olarak da anılan umre, ihrama girerek Kabe'yi tavaf etmek ve Safa ile Merve tepeleri arasında sa'y yapmak suretiyle yerine getirilen mukaddes bir ibadettir.
◼ Umre, müminin gönlünü Kabe'ye bağlayan, ruhu günahlardan arındıran ve Yüce Allah'a yönelişin en samimi ifadelerinden biri olan mübarek bir ibadettir. Belli bir zaman dilimine bağlı kalmaksızın yılın her vaktinde eda edilebilen bu kutlu ziyaret, Müslüman için hem manevi bir yenilenme hem de bir iç muhasebe vesilesidir.
◼ Sevgili Peygamberimiz (sav), yapılan umrelerin aradaki günahlara kefaret olacağını müjdelemiş, bilhassa Ramazan ayında ifa edilen umrenin sevap bakımından hac ibadetine denk bir fazilet taşıdığını ifade buyurmuştur.
Umre Hazırlığı: Kabe Yolculuğuna Çıkmadan Önce Bilmeniz Gerekenler
"Enes b. Malik'ten gelen rivayete göre Allah Resulü dört defa da umre yapmıştı. Bunlardan haccı ile beraber yaptığı umresi hariç diğerlerini hep Zilkade ayında ifa etmişti. Bu umreler, Hudeybiye'den dönüşteki umresi, ertesi yıl yaptığı umre, Huneyn ganimetlerini dağıttığı yer olan Cirane'den yaptığı umre ve Veda Haccı ile beraber yaptığı umredir."
Buhari, Umre, 3
◼ Hz. Muhammed (sav), resullük dönemi boyunca toplam dört defa umre ibadetini yerine getirmiştir. Kimi kaynaklarda bu sayı üç olarak zikredilir. Bunun temel sebebi Efendimizin ilk umresine niyetlenmişken Hudeybiye'de yaşanan hadisedir. Bu umreye hicretin altıncı yılında niyet edilmiş, ancak Mekkeli müşriklerin engellemesiyle ifa edilememiş, ardından bir yıl sonra kaza edilmiştir.
◼ Efendimizin diğer umreleri ise hicretin sekizinci yılında Huneyn ganimetlerinin taksiminden sonra Ci'rane'den niyet edilerek gerçekleştirilen Ci'rane Umresi ve Veda Haccı sırasında hac ibadetiyle birleştirerek eda ettiği Veda Umresi'dir.
Ebu Hureyre'nin (ra) rivayet ettiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "İki umre, aralarında işlenen günahlara kefarettir. (Allah tarafından) kabul gören haccın karşılığı ise ancak cennettir."
Buhari, Umre, 1
◼ Hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber (sav), rüyasında ashabıyla birlikte emniyet içerisinde Kabe'yi ziyaret ettiğini gördü. Bu müjdenin ardından, doğup büyüdükleri topraklara hasret duyan muhacirler ve ensardan oluşan yaklaşık 1400 kişilik bir kafileyle Medine'den yola çıkıldı.
◼ Savaş amaçlarının olmadığını vurgulamak adına yanlarına yalnızca kınında kılıçlar alan ve ihrama giren Müslümanlar, Mekke yakınlarındaki Hudeybiye mevkiinde müşrikler tarafından durduruldu. Karşılıklı elçiler gidip gelirken, Mekke'ye temsilci olarak gönderilen Hz. Osman'ın öldürüldüğüne dair asılsız bir haberin yayılması ortamı bir anda germişti.
◼ Bunun üzerine Hz. Peygamber, bir ağacın altında ashabından canları pahasına mücadele edeceklerine dair söz alarak Rıdvan Biati'ni gerçekleştirdi. Müslümanların bu kararlılığından çekinen Kureyşliler ise Hz. Osman'ı serbest bırakıp Süheyl b. Amr başkanlığındaki bir heyetle antlaşma masasına oturmak zorunda kaldı.
Peygamberlerin İsmet Sıfatı Bağlamında Tövbe ve İstiğfarın Mahiyeti
◼ Görüşmeler sonucunda imzalanan Hudeybiye Antlaşması'na göre; Müslümanlar o yıl Kabe'yi ziyaret etmeden geri dönecek, umrelerini bir yıl sonra kaza edebilecek ve Mekke'den kaçıp Medine'ye sığınanlar iade edilirken aksi durum geçerli sayılmayacaktı.
◼ Antlaşma esnasında Mekke'den kaçarak gelen Ebu Cendel'in antlaşma gereği zincirler içinde müşriklere iade edilmesi ve Kabe'ye girmeden dönme zorunluluğu, ashab üzerinde derin bir hüzün ve şaşkınlık yarattı. Öyle ki ihramdan çıkma emri karşısında yaşanan duraksamayı, Hz. Peygamber'in eşi Ümmü Seleme'nin tavsiyesiyle bizzat kurban kesip tıraş olarak örnek olması çözdü.
◼ İlk bakışta Müslümanların aleyhine görünen bu süreç, Medine dönüşünde inen Fetih Suresi ile apaçık bir fetih ilan edilmiştir. Nitekim sağlanan barış ortamı sayesinde İslam dini hızla yayılmış, Müslümanlar denk bir siyasi taraf olarak tanınmış ve Mekke'nin Fethi de dahil olmak üzere gelecek zaferlerin temeli atılmıştır.
◼ Hudeybiye Antlaşması'nın üzerinden bir yıl geçtikten sonra, hicretin yedinci yılı Zilkade ayında Hz. Peygamber (sav) ve ashabı, bir önceki yıl gerçekleştiremedikleri umreyi kaza etmek üzere hazırlıklara başladı. Medine'de vekil bırakan Resulullah, muhtemel bir saldırıya karşı tedbir amacıyla kılıçların yanı sıra ok, mızrak ve yüz kişilik bir süvari birliği emrindeki mühimmatı da yanına alarak yola çıktı.
◼ Hudeybiye'ye katılanların yanı sıra yeni iştirak edenlerle birlikte kafile yaklaşık 2.000 kişiye ulaştı. Zülhuleyfe'de ihrama girilip telbiyelerle Mekke'ye doğru ilerlenirken, güvenlik maksadıyla getirilen ağır silahlar ve bunları koruyacak birlik Harem sınırları dışındaki Batn-ı Ye'cec mevkiinde bırakıldı. Antlaşma gereğince Müslümanlar şehre yalnızca kınındaki yolcu kılıçlarıyla ve son derece disiplinli bir şekilde girdiler.