Şairlerin Ramazan bayramı vesilesiyle kaleme aldığı ıydiyyeler
Divan şairleri arasında büyüklere ithafen kaside yazmak için değerlendirilen fırsatlardan biri de bayram günleriydi. Şairler çok defa hamileri olan büyüklerin bayramlarını manzum birer tebrikname ile kutlar, karşılığında da caize alarak bayram harçlıklarını çıkarırlardı. Arapça ıyd kökünden gelen ıydiyyeler, Ramazan ve Kurban bayramlarını anlatan kasidelere denirdi. Şairlerin Ramazan bayramı vesilesiyle kaleme aldığı ıydiyyeler hakkında bilgiler derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Bursalı Ahmed Paşa'nın divanındaki biri "ıyd" redifli iki ıydiyyenin bu türün bilinen ilk örnekleri olduğu söylenebilir. Ünlü şair Tâcîzâde Câfer Çelebi'nin divanında yer alan,
"Yine arz edip cemâlin şâhid-i ra'nâ-yı ıyd
Âlemi şevke getirdi hüsn-i bezmârâ-yı ıyd" matla'lı Ramazan bayramına dair kırk bir beyitlik başlıksız ıydiyye de ilk örnekler arasında sayılabilir.
Her ıydiyyede genellikle önce o günlere kavuşmanın şükrü üzerinde durulur, bayramı büyük bir coşku ve neşe içinde eğlenerek geçirmek gerektiğinden bahsedilir.
Ramazan ıydiyyelerinin ilk beyitlerinde ramazâniyyelerde de olduğu gibi daha çok hilâlle ilgili zengin mazmunlara yer verilir. Sünbülzâde Vehbî'nin,
"Hilâl-i ıyd kıldı cebhe-i âfâkı nûrânî
Yine yâd etti âşıklar ham-ı ebrû-yı cânânı
Nice yâd etmesinler kim nezâketle eder îmâ
Hilâlin kûşe-i ebrûsu zevk-ı vasl-ı hûbânı" beyitleri bu durumu her yönüyle ifade eder.
Bayramlaşma merasimlerinde her sınıf halk arasında yaygın bir gelenek teşkil eden el öpmeler, bahşiş vermeler ve hediyeleşmeler de önemli motifler olarak ıydiyyelerde işlenir.
Örnek olarak Nedîm'in, III. Ahmed için kaleme aldığı bir ıydiyye gösterilebilir.
"Sarây-ı şehriyâr-ı âlem oldu meşrik-ı ikbâl
Gelip hep hâkbûse devlet-i ulyânın erkânı"
Bayramın dini musiki icrası bakımından ayrı özellikleri vardı; bayram salâsı sadece bu günlerde verilir, günün belli dilimlerinde temcîd ve ilâhiler okunarak halkın dinî hisleri coşturulurdu. Sâbit'in ıydiyyesindeki şu mısralar bu durumu anlatır:
"Ale's-sabâh salâlar verildi hîç değil
Sabûh-ı ıydde mazlûm-ı tevbe oldu şehîd
Sabâh olunca ilâhîye soktular rindi
Müezzinân-ı şeb-i ıyd verdiler temcîd"
İstanbul'un Eyüp, Kâğıthane, Sâdâbâd, At Meydanı, Vefa, Tophane, Üsküdar gibi gözde mesire ve seyrangâhları bahar ve yaz aylarında insana bayram üstüne bayram (ıyd ber ıyd) ettirecek vasıflara sahip eşsiz bayram yerleri olarak özenle tanımlanmışlardır. Şeyhülislâm Yahyâ Efendi'nin ıydiyyesinde yer verdiği bu seyrangâhları Nedîm, şu beyitleriyle edebiyata mal eder:.
"Binip sad izz ü nâz ile semend-i şûhreftâra
Güzeller At Meydanı'nda alır şimdi meydânı
Husûsâ Hazret-i Eyyûb ile meydân-ı Tophâne
Birer takrîb ile elbette cezbeyler cüvânânı
Firâz-ı Üsküdâr'ın bu'du vardır gerçi ammâ kim
Yine inkâr olunmaz hak bu kim onun da seyrânı
Yâ Sa'dâbâd-ı dilcûnun efendim sorma hîç vasfın
Kulun bir vechile ta'bîre kādir olmazam anı"