Mütefekkir şair Nabi kimdir? Nabi'den alıntı ve öğütler...
Edebiyata tefekkür anlayışını getiren Nabi, Osmanlı'nın en önemli şairlerindendi. Onun şiirlerinde mevcut dünya ve hayat görüşü, kendisinden sonra gelen şairleri etkileyerek Nabi okulu diye adlandırılabilecek hikemi bir şiir okulunun doğmasını sağladı. Peki, Nabi'nin şiiri neden minarelerden okundu? Ölmeden önce yazdığı şiirdeki gizem neydi?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Hayriyye, kültür tarihimizde çocuk edebiyatı ve eğitimi alanında yazılan ilk eserlerden biridir. Nabi devrinin göze batan kusurlarını ve toplumdaki aksaklıkları da eleştirdi. Ülkedeki genel çöküş üzerinde durduğu gibi insanlardaki ahlak düşüklüğünü, idarecilerin zayıflığı, mahkemelerin bozulması, halkın ezilmişliği ve ulemanın cahilliği hakkında da tenkitte bulundu.
Halep Valisi Baltacı Mehmet Paşa sadrazam olunca Nabi'yi de yanına aldı. Bu dönemlerde şair Nabi, darphane eminliği, baş eğitmenlik gibi görevlerde bulundu. Nabi, son İstanbul devresinde özellikle şiir ve kültür çevrelerince zamanın şeyhü'ş-şuarâsı olarak kabul edildi ve büyük bir takdir gördü. Nitekim Sâbit ve Seyyid Vehbî gibi çağın önemli şairleri Nâbî'nin İstanbul'a gelişini memnuniyetle karşıladılar.
Nabi'nin diğer eserleri arasında ise Türkçe Divan, Farsça Divan, Hayrabad, Terceme-i Hadis-i Erbain, Fetihname-i Kamaniçe, Zeyl-i Siyer-i Veysi ve Münşeat yer alıyor.
1712 baharında ağır şekilde hastalanan Nâbî Farsça bir tarih kıtası yazdı. Ölümüne işaret eden bu kıta bazılarınca onun ermişliğine yorumlandı. "Nâbî be huzûr âmed" adlı beyti; vefat kastedilerek 'Nâbî huzûra geldi' demek olduğu gibi, ebced hesabı ile şairin vefat tarihi verir.
13 Nisan 1712 tarihinde vefat eden Şair Nabi, Üsküdar'da Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Zamanla tahrip olan Nabi'nin mezarı ise dönemin padişahları II. Mahmut ve II. Abdülhamid Han tarafından da tamir ettirildi.