Hafız-ı Şirazi kimdir?
İran edebiyatının en büyük şairlerinden olan Hafız-ı Şirazi, ünü dünyaya yayılan bir isim. Henüz öğrenciliği sırasında şair olarak tanınmaya başlamış, ilerleyen yıllarda hükümdar dahi kendisini kıskanmıştı. Peki, Hafız-ı Şirazi'nin bu denli şöhretinin sebebi neydi? Goethe Hafız-ı Şirazi'ye neden hayrandı? Edebiyatımızın ünlü isimleri Mehmet Akif ve Yahya Kemal Hafız-ı Şirazi'den nasıl bahsetmişti?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Birçok şair gibi Hâfız da kendinden önceki veya dönemindeki bazı şairlerin etkisi altında kalmıştır. Bunların başında, büyük bir ihtimalle ömrünün son yıllarını Şîraz'da geçirmiş olan Hâcû-yi Kirmânî gelir. Onu yine bu dönemin şairlerinden Selmân-ı Sâvecî takip eder. Hâfız'da Hayyâm'ın etkisi de görülür.
Bu şairlerin dışında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sa'dî-yi Şîrâzî ve Kemâleddîn-i İsfahânî gibi şairlerden de iktibaslarda bulunmuş, onların şiirlerine cevaplar yazmış veya onları tazmin etmiştir. Ancak ister nazîre ister iktibas şeklinde olsun yazdığı şiirlere daima kendi damgasını vurmuştur.
Bilinmeyen veya görülmeyen dillere ve sırlara tercüman olduğu için kendisine "Lisânü'l-gayb" ve "Tercümânü'l-esrâr" lakapları da verilen Hâfız'ın divanı İran dışında Ortadoğu, Hindistan, Türkiye ve bazı Avrupa ülkelerinde de tanınmıştır.
Hâfız'ı Hammer'in çevirisinden okuyan ve onun şiirlerine olağanüstü ilgi duyan Goethe, bu etki altında yazdığı, her biri Farsça başlık taşıyan on iki bölüm halinde topladığı lirik, mistik şiirlerini West-Oestlicher Divan adıyla yayımlamıştır.
Hâfız divanı, Türkiye'de Mesnevî ve Gülistân'dan sonra en çok okunan Farsça metinlerin başında gelir. Hem Fars dilinin hem de belâgat konularının öğretiminde ezberletilen şiirler arasında Hâfız'ın şiirlerinin önemli yeri vardır.
Hâfız'ın Türk divan şiirine de geniş ve sürekli etkisi olmuştur. Köprülü, saz şairlerinin bile Sa'dî gibi Hâfız'a da yabancı kalmadıklarını söyler. Divan edebiyatının İran tesiri altında kalmış olmasıyla ilgili tenkit ve değerlendirmeler çok defa Hâfız tesirine bağlanır.
14'üncü ve 15'inci yüzyıl divan şiirinde Hâfız'dan tercüme denilecek kadar büyük benzerlikler gösteren gazeller vardır.
19'uncu yüzyılda Abdülhak Hâmid'in tiyatrolarından Tayflar Geçidi ve İlhan'da oyun kişileri arasında Hâfız'ın hayali de yer alır. Hâfız divanına olumsuz bir bakış tarzı Mehmed Âkif'te de görülmektedir. Süleymaniye Kürsüsünde'ki vâiz, Hâfız divanının, "Gönül incitme de keyfin neyi isterse becer" şeklinde ahlâksızlığa cevaz veren bir fetva kitabı haline geldiğinden şikâyet eder.
Son olarak Yahya Kemal "Rindlerin Ölümü" adlı şiirinde alegorik bir ifadeyle Hâfız'ın ebedîliğine işaret etmiş ve şu dizeleri kaleme almıştır:
"Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter."