İlimle yoğrulmuş, hizmetle mühürlenmiş bir yaşam: Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan
Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan, üniversite kürsülerindeki akademik titizliği, dervişane bir gönül terbiyesiyle birleştirmiş; kalemini ve kelamını bir medeniyetin ihyasına adamış müstesna bir şahsiyetti. İstanbul'un köklü ilim sofralarından Ankara'nın akademik koridorlarına, oradan Avustralya'nın uzak ufuklarına uzanan bu ömür; yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda modern çağa karşı verilmiş bir vakar ve istikamet dersidir. İşte akademik disiplin ile manevi rehberliğin kesiştiği noktada, merhum Esad Coşan'ın hicret ve şehadetle mühürlenmiş ilham dolu yaşam öyküsünü ve hafızalarda yer edinmiş, ders niteliğinde sözlerini sizler için derledik.
◾ Mahmud Esad Coşan, 1938 yılında Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde, köklü ve dindar bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta ailesiyle İstanbul'a yerleşti. Eğitimini İstanbul İmam Hatip Lisesi ve ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünde tamamladı.
◾ Babası aracılığıyla küçük yaşlarda Mehmed Zahid Kotku Hazretleri'nin rahle-i tedrisinden geçmeye başladı. Bu dönem, onun ilerideki "hocaefendi" kimliğinin harcının karıldığı, hayatının önemli dönüm noktalarından biriydi.
◾ Üniversite senelerinin ardından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde asistan olarak göreve başladı. Akademide "Klasik Dinî Metinlerin Türkçeye Kazandırılması" üzerine yoğunlaştı.
◾ 1973 yılında "Doçent", 1982'de ise "Profesör" unvanını aldı. Ankara İlahiyat'ta Hadis Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Talebeleri onu hem disiplinli bir hoca hem de babacan bir rehber olarak hatırlar. Akademik titizliği, onun dini meselelere yaklaşımındaki metodolojisini de belirledi.
◾ 1980 senesinde mürşidi Mehmed Zahid Kotku'nun vefatı sonrası, onun vasiyeti üzerine manevi sorumluluğu üstlendi. Bu zaman diliminde, Coşan'ın vizyonunun kurumsallaştığı bir dönem olmuştur.
◾ HAKYOL Vakfı ise 1980'li yılların başlarında Hocaefendi tarafından kuruldu. İlim, Sanat ve Kadın ve Aile gibi dergilerle entelektüel bir uyanış amaçladı. Türkiye'nin ilk özel radyolarından biri olan AKRA FM'i kurarak hadis derslerini ve kültürel birikimini geniş kitlelere yaydı. Amacı, İslam'ı modern çağın araçlarıyla doğru anlatmaktı.
◾ 28 Şubat sürecinin getirdiği zorlu şartlar ve baskılar nedeniyle 1997 senesinde, yurt dışına çıkmak durumunda kaldı. Fakat bu bir geri çekilme değil aksine bir "hicret" ve hizmet alanını genişletme süreciydi.
◾ Avrupa, Amerika ve özellikle Avustralya'da camiler, okullar ve vakıflar açılmasına öncülük etti. İslam'ın sadece Türkiye'ye mahsus olmadığını, evrensel bir medeniyet dili olduğunu vurgulayan çalışmalar yaptı. "Güleryüzlü İslam" profilini dünyaya tanıttı.
◾ Tarih 4 Şubat 2001'i gösterdiğinde, Avustralya'da bir cami açılışına giderken geçirdiği trafik kazası sonucu damadı Prof. Dr. Ali Yücel Uyarel ile birlikte hayata gözlerini yumdu...
◾ Cenazesi Türkiye'ye getirildiğinde, Fatih Camii'nde mahşeri bir kalabalık tarafından ebediyete uğurlandı. Ardından Eyüp Sultan Mezarlığı'na defnedildi. Geride onlarca eser, binlerce talebe ve "İyilikte Yarışın" düsturuyla hareket eden bir nesil bıraktı.
◾ O, hem bir profesörün aklına hem de bir mürşidin kalbine sahip nadir şahsiyetlerden biriydi, bu dünyadan geçti gitti. Her şeye rağmen onun akisleri daha güçlü bir şekilde yankılanmaya devam ediyor...