Bir Anadolu ozanı: Cem Karaca
Türk rock müziğinin efsane sesi, Anadolu rock kültürünün öncüsü Cem Karaca, aramızdan ayrılalı 22 yıl oldu. "Namus Belası", "Tamirci Çırağı", "Ceviz Ağacı" ve "Islak Islak" gibi zamana meydan okuyan eserleriyle gönüllere taht kuran sanatçı, besteci ve oyuncu Karaca, ardında eşsiz bir miras bıraktı. Kendi sesiyle Anadolu'nun çağdaş müziğe yansıması olan usta sanatçı, şarkılarıyla nesilleri birleştirmeye devam ediyor.
🔸 Kendisini "Anadolu rock ozanı" diye tanımlayan ve özgün yorumuyla unutulmazlar arasında yer edinen sanatçı, Barış Manço, Erkin Koray ve Fikret Kızılok ile Anadolu rock müziğinin 4 öncüsü arasında yer aldı.
🔸 Asıl adı Muhtar Cem Karaca olan sanatçı, Ermeni asıllı opera ve tiyatro sanatçısı Toto Karaca (Irma Felekyan) ile tiyatro sanatçısı Azeri Mehmet İbrahim Karaca'nın oğlu olarak 5 Nisan 1945'te İstanbul'da dünyaya geldi. Karaca, yeteneğini fark eden annesi sayesinde 6 yaşındayken müzik eğitimine başladı.
🔸 İstanbul'daki Rum azınlıklara yönelik gerçekleştirilen 6-7 Eylül Olayları, Toto ve Mehmet Karaca çiftinin Bakırköy'deki evinde de hissedildi. Sanatçı, olaylar durulduktan sonra Robert Koleji'ne kaydoldu.
🔸 Cem Karaca, sahne tozunu küçük yaşlarda yutmasına karşılık, doktor ya da mühendis olmayı istedi. "Suadiyeli Nesrin" olarak hatırladığı bir genç kızı etkilemek için sokak ortasında söylediği şarkı, sanatçının müzik kariyerinin başlangıcını oluşturdu. Beyoğlu Spor Kulübünün lokalinde arkadaşlarını kırmayıp sahneye çıkarak profesyonelliğe adım atan Karaca, daha sonra "Dinamitler" ve "Jaguarlar" adlı gruplarla "rock and roll" parçaları seslendirdi.
🔸 Mehmet Karaca, hariciyeci olmasını istediği oğlunu şarkıcılıktan vazgeçirmek için her şeyi yaptı. Sahnede Elvis Presley şarkıları seslendiren oğlundan, "Aman Adanalı" türküsünü istemesi için adam kiraladı, oğlunu yuhalattı. Annesinin desteğini alan sanatçıyı sevdasından vazgeçiremeyen Mehmet Karaca, oğluna, "Buraların müziğini yap" tavsiyesinde bulundu. Usta sanatçı Karaca, liseden sonra eğitimine devam etmedi.
🔸 İlk evliliğini tiyatro oyuncusu Semra Özgür ile 1965'te yapan sanatçı, evlendikten 3 gün sonra vatani görevi için Antakya'ya gitti. Askerlerin bağlama eşliğinde yorumladığı bir türkü, Karaca'nın müziğinde adeta dönüm noktası oldu. Unutulmaz sanatçı, bir röportajında bu anısına değinerek, "Ben o güne kadar ne garip, ilkel bir müzik diye düşünürken bir de baktım ki benim o anda içinde bulunduğum hissiyatı, o müzik canlandırıyor, dile getiriyor, anlatıyor." ifadelerini kullanmıştı.
🔸 Batı enstrümanlarıyla Anadolu müziği yapma kararı alan Cem Karaca, vatani görevini bitirip İstanbul'a döndüğünde Mehmet Soyaslan'ın kurduğu "Apaşlar" grubuyla çalışmaya başladı. Cem Karaca, bir plak şirketinde tanışıp sıkı dost olduğu Aşık Mahsuni Şerif'in türkülerini de repertuvarına aldı.
🔸 Hürriyet gazetesinin 1967'de düzenlediği Altın Mikrofon Yarışması'na, sözleri Erzurumlu Emrah'a ait "Emrah" bestesiyle katılan sanatçı, birinciliği "Mavi Çocuklar"a kaptırarak ikinci oldu. Cem Karaca ve Apaşlar'ın ilk plağı, Hürriyet gazetesi tarafından yayımlandı. Grup, aynı yıl "Hudey", "Vahşet" ve "Bang Bang-Bir Anadolu Hikayesi" eserlerinin olduğu bir 45'lik daha çıkardı.
🔸 Almanya'ya giden Karaca ve Apaşlar, Fredy Klein Orkestrası ile şarkılar kaydetti. Türkiye'deki en önemli popüler müzik eserlerinden birisi olarak nitelendirilen sözü ve müziği Mehmet Soyaslan da bu kayıtlar arasındaydı. Şarkı ilk kez 1968'de "Resimdeki Gözyaşları/Emrah" plağında yer aldı. Unutulmaz sanatçı, verdiği bir röportajda "Ağır Roman" filmiyle 1997'de müzikseverlerce yeniden keşfedilen şarkının, Mehmet Soyaslan'la gittikleri Moğollar konserinden sonra "Ne yaparız da onları sollarız" diye kara kara düşünürken ortaya çıktığını anlattı.
🔸 Daha önce tiyatro deneyimi olan Karaca 1970'te, Murat Soydan ile başrolü paylaştığı, Yücel Uçanoğlu'nun yönettiği yerli kovboy filmi "Kralların Öfkesi"nde oynadı. Usta sanatçı, 1971'de müzik çalışmaları için Kardaşlar grubuyla Almanya'ya gitti. Plak çalışmalarını tamamlamak üzereyken 12 Mart 1971 Muhtırası yayımlandı. "Oy Gülüm Oy" plağının toplatılması kararı alınınca Almanya'da bir süre daha kalan Cem Karaca ve grubu, daha sonra yurda döndü.
🔸 Müzik yolculuğuna Moğollarla devam eden Karaca, 1974'te "Namus Belası" ve "Gurbet" şarkılarının olduğu bir 45'lik çıkardı. "Namus Belası", ilk günden itibaren listelerin en üst sırasında yer aldı.
🔸 Moğollar grubundan ayrılan sanatçı, Kardaşlar grubundan ayrılan Ünol Büyükgönenç'i birlikte çalışmaya ikna ederek Dervişan'ı kurdu. Karaca ve Dervişan, müzikte progress ve rocka yaklaşırken "Tamirci Çırağı", "Kavga", "Parka", "İhtarname", "Yoksulluk Kader Olamaz", "İşçi Marşı", "Maden Ocağının Dibinde" şarkılarına imza attı.
🔸 Dervişan'dan ayrıldıktan sonra Barış Manço'nun kurduğu Kurtalan Ekspres'le de çalışan sanatçı, "Edirne'den Ardahan'a" söyleminden esinlenerek ismini verdiği "Edirdahan" grubunu kurdu. Karaca ve Edirdahan, 1978'de "rock opera" olarak nitelendirilen "Safinaz" albümünü çıkardı.