Arama

Yeni yıl mı, yeni hal mi?

Yeni yıl mı, yeni hal mi?

İnsanın aklı, ruhu, bedeni; statik anlayış ve yaşayış biçiminden bıkıyor. Gönül hep; dinamik bir hayat modeline doğru akıyor.

Bazen iç dünyamızda, bazen dış dünyamızda; yeni, farklı, değişik bir şeyler olsun istiyoruz. Durdukça kirlenen, aktıkça temizlenen sulara benziyoruz.

İşte bu noktadan hareketle; insanlar, yeni yıla yeni bir gözle bakıyorlar. Aslında, takvim yapraklarından başka hiçbir şey değişmediği halde; farklı beklentiler içine giriyorlar.

Bunu biraz da "algı yönetimi" uzmanları oluşturuyor. İçine girilen yahut kulak verilen ortak gündemi; kimi siyasete, kimi ticarete dönüştürüyor.

Bu sefer de aynen böyle oldu. Geçmişi yol edip uğurlama, geleceği karşılayıp ağırlama söylemleri arasında; yeni bir yıl geldi.

Öncesinde olduğu gibi, sonrasında da hayatın alışık ve karışık olduğu üzere devam ettiğini gördük. Belki bir "güncelleme" yaptık; ne kadar çok derdimizin olduğunun, bir kere daha farkına vardık.

Bunlardan bazılarını; kuş bakışı özetleyelim. Böylece; eski yıldan yeni yıla miras kalan hal ve gidişimiz konusunda, hafıza kayıtlarımızı tazeleyelim.

AYNEN DEVAM EDENLER

Dünyanın dört bir yanında; azınlığın çoğunluğa zulmü ve işkencesi olan terör eylemleri, iç savaşlar, işgaller, göçler, sürgünler, açlıklar, ölümler devam ediyor. Şeytana rahmet okutacak kadar sinsi ve sinir bozucu tezgâhlar, tuzaklar; insana ve insanlığa dair her ne varsa, hoyratça harcayıp bitiriyor.

Yeryüzü nimetlerinin ortak sahibi ya da varisi olan insanların; bir kısmı açlıktan, bir kısmı tokluktan ölüyorlar. Kimi köprü altlarında, duvar diplerinde, ağaç gölgelerinde, kaya duldalarında barınmaya çalışırken; kimi köşklerde, villalarda, korunaklı sitelerde, saraylarda sefa sürüyorlar.

Bilim ve teknoloji geliştikçe; akıl, ruh, beden hastalıklarının da çoğaldığını görüyoruz. Bize kan kusturanlarla, çanak tutanların aynı eller olduğunu biliyoruz.

Hırsızlıklar ve yolsuzluklar, aldatmalar ve ahlaksızlıklar, sapmalar ve sapıklıklar, gasplar ve cinayetler, intiharlar ve isyan etmeler, aile geçimsizlikleri ve boşanmalar, illegal işler ve mafyalar; renkten renge, kalıptan kalıba girerek aramızda yaşıyor. Zaman ilerledikçe, kapsama alanları ve oranları, daha yüksek seviyelere ulaşıyor.

eliyle kumar organize edilip; allaya pullaya reklamının yapılması normal oldu. Her yaş ve seviyedeki insana, komisyonlu kartlar ve faizli krediler verilip; işimize, işletmemize, sermayemize, kazancımıza haram karıştırılması olağan hale geldi.

Kaynağı, yayılma biçimi ve tedavi usulü bakımından "doğal mı" yoksa "kurgusal mı" olduğunu tartıştığımız ve halen uzlaşamadığımız bir salgınla; düşe kalka mücadele ediyoruz. Bir yandan deprem, sel, heyelan, çığ düşmesi ve yangın gibi afetlerle boğuşurken; öte yandan, kuraklığın ve küresel ısınmanın kucağına doğru gidiyoruz.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi; bir de siyasi ve ideolojik, dini ve etnik bağnazlıklar var. Allah'a "isyan" edenlerle, dünyayı ve insanlık âlemini "ifsat" edenler; aynı kişiler, kurumlar, çevreler, mihraklar.

Eski yıldan yeni yıla, hiçbir şey değişmedi. Takvimler, ajandalar yenilendi; ancak, kötüler ve kötülükler yakamızdan düşmedi.

DEĞİŞMESİ GEREKENLER

Yeni günlerden, haftalardan, aylardan, yıllardan yeni şeyler bekleyebilmemiz için; bizim duygularımızın, düşüncelerimizin, davranışlarımızın değişmesi gerekir. Elimiz, dilimiz, halimiz değişmeden; hayatımız asla değişmeyecektir.

Bir başka ifadeyle; biz iyi olup iyilik üretmeden, dünyamız daha iyi olamaz. Hayat tarlasına, "huzur ve güven tohumları" ekmeden; yeryüzü, daha yaşanılabilir bir çevre ve ortam haline gelemez.

Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletenler ve zararlı kimyasallarla, ozon tabakamızı delenler; başkalarıyla birlikte, kendilerine de kötülük ediyorlar. Aynı gök kubbe altında yaşayan insanların, hayvanların, bitkilerin; hepsinin nefeslerini tüketiyorlar.

Ayağı ile toz kaldırıp, ağzıyla yutan haylaz çocuklar gibiyiz. Dünya denizinde, "aynı geminin yolcuları" olduğumuzun farkında değil miyiz?

Yeni yılda, yeni bir gündem oluşturulmalı. Kendisini bile yeniden yaratmaya kalkışan insanoğlu; herkesin ve her şeyin, huzur ve güven içinde varlığını devam ettirebileceği bir hayatın formülünü bulmalı.

Her şeyden önce; kin ve nefret, vahşet ve şiddet, zulüm ve işkence, haksızlık ve adaletsizlik hastalıklarının ilaçları üretilmeli. Kalelerin burçlarına, direklerin uçlarına; sevginin ve saygının, iyiliğin ve yardımın, şefkatin ve merhametin bayrakları çekilmeli.

Temizliğe evlerimizden, ailelerimizden başlayabiliriz. Okullarda devam ettirip; oradan ülkemize ve toplumumuza, dünyamıza ve insanlık âlemine taşıyabiliriz.

Bize lazım olan, yeni bir "yıl" değil; yeni bir "hal" nimetidir. Niyet edip, gayret gösterirsek; yeryüzü cennet olabilir.

Zekeriya Erdim

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN