Arama

Hat San’atı’nın büyük isimleri - 30

Hat San’atı’nın büyük isimleri - 30

HAT SAN'ATI - 41

HAT SAN'ATI'NIN BÜYÜK İSİMLERİ - 30

ÇARŞANBALI HACI ÂRİF BEY (Ö. 1892)

İstanbul'da doğan ve Fâtih'in Çarşanba semtinde oturduğu için "Çarşanbalı" lakabıyla tanınan Hacı Mehmed Ârif Bey'in doğum tarihi belli değildir. Ancak sülüs-nesih yazılarını ve tuğrayı Mustafa Râkım (1758-1826) çırağı Hâşim Efendi'den (ö.1845) sülüs-nesih meşk ettiğine bakılırsa, bu zâtın 1845'te vefât ettiği göz önüne alınarak Ârif Bey'in 1825-1830 seneleri arasında doğduğu tahmîn olunabilir. İbnülemin Mahmut Kemal Bey (1871-1957) Son Hattatlar isimli eserinde Ârif Bey'in Kādıasker Mustafa İzzet Efendi'den (1801-1876) yazdığını kayd ediyorsa da (s.49), yanılmıştır. Çünkü Ârif Bey'in Kadıasker vâdisiyle alâkası olmadığı gibi, Necmeddin Okyay üstâdımız, Eyüblü Hattat Rif'at Efendi'den (1857-1952) Çarşanbalı Ârif Bey'in Hâşim Efendi çırağı olduğunu işitmişler ki, yakışanı da budur.

Ta'lîk'ı Sâmi Efendi (1838-1912) ile berâber Kıbrısîzâde İsmail Hakkı Efendi'den (1785-1862) meşke başlarlar. Fakat genç Ârif Bey daha sonra hocasını terk edip Melekpaşa'nın torunu Ali Haydar Bey'e (1802-1870) gider. Bunu Sâmi Efendi talebesine şöyle nakledermiş: "Ben hocamı terketmedim. Ârif bıraktı. Fevkalâde bir hattat olduğu halde yazıdan on para kazanamadı. Benim ise, babamdan intikâl eden pek çok borcum vardı; onları hep yazıdan kazandıklarımla ödedim. İnsan hocasını terk ederse feyzi kalmaz, kesilir".

Resmî vazîfesi Mektubî-i Maliye Mukābeleciliği olan Ârif Bey de Sâmi Efendi gibi, kendisini daha ziyâde celî yazıya vermiş ve yaşadığı müddetçe onunla atbaşı berâber gitmiştir. Zâten, gece-gündüz ayrılmayıp, karşılıklı, birbirlerinin eserlerini tashih etmek sûretiyle, san'atlarını daha ileriye götürmüşlerdir. Ancak Hacı Ârif Bey, erken vefat etdiği için, kendisinden sonra hat san'atı yönünden çok velûd bir yirmi yıl daha yaşayan Sâmi Efendi'ye göre gerilerde kalmışdır.

Celî sülüs'te istif yapmağa pek meraklı olan Hacı Ârif Bey (Resim 1, 2, 3), hatt-ı müsennâ denilen aynalı yazıda da şâheserler meydana getirmiştir. Bazı câmilerde (Üsküdar Selimiye, Rum Mehmed Paşa…) zer-endûd olarak yapılmış levhalarından başka, taşa mahkûk ta'lîk kitabelerinden ikisi bilinmektedir: Gedikpaşa Camii kapısı ve Aksaray Vâlide Câmii'nin avluya giriş kitâbesi (diğer kapının üstündeki ta'lîk kitâbe Abdülfettâh Efendi'nin eseridir). Üsküdar'da, Karacaahmed Mezarlığı'nın Baytar Mektebi arkasına tesâdüf eden kısmında Ârif Bey'in celî sülüs ile yazdığı bir mezar kitâbesini de görmüştük.


Resim 1: Hacı Ârif Bey'in celî sülüs istifi.


Resim 2: Hacı Ârif Bey'in celî sülüs armûdî bir istifi.


Resim 3: Hz. Ali'nin "Bana bir harf öğretenin kulu olurum" meâlindeki sözünün Hacı Ârif Bey tarafından celî sülüs ile istiflenmiş şekli.

Celî sülüsde Mustafa Râkım (1758-1826), celî ta'lîkde Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi (ö.1849) tavrında yazan (Resim 4) Hacı Ârif Bey 1892'de vefât ederek Defterdar'da Yâvedûd Kabristanı'na defn olunmuştur. Ancak bugün makberesi bilinmemektedir. Arkadaşının vefatına çok üzülen Sâmi Efendi hayatının bundan sonraki yıllarında Hattat Hacı Nazif Bey'le (1846-1913) yakınlaşmış ve "Allah Ârif'i aldı, yerine Nazif'i verdi" diyerek teselli bulmuştur.


Resim 4: Hacı Ârif Bey'in celî ta'lîk zer-endûd levhası.

Ârif Bey, imzâsız yazıların kime âid olduğunu tanımasıyla da meşhurdur, Hayreddin isimli başarılı bir talebesinin de celî sülüs levhalarına rastlanmakdadır. Özbekler Şeyhi Edhem Efendi (1826-1904) de kendisinden ta'lîk meşk ederek icâzetnâme almışdır. Meşhur ta'lîknüvîs Hulûsi (Yazgan, 1869-1940) Efendi'nin de, Sâmi Efendi'den önceki hocası Hacı Ârif Bey'dir.

Prof. Uğur Derman

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN