Arama

“Denetleme güvene mani değildir”

“Denetleme güvene mani değildir”

BEYAZ YAKALI SUÇLULAR

Takım elbise giymiş, iyi eğitimli kişilerin suç işlemeleridir. Burada dolandırıcı ve üç kâğıtçı olan avukat, doktor, büro memuru, yönetici ve gibi seçkin kişilerdir.

Büyüleyici tavırları ve zayıf vicdanlarıyla kişileri ve kurumları kandırmanın yolunu bulan bu avcı türünün yaptıkları şeye kibarca, beyaz yakalı suç denir. Yüzlerinde çekici bir ifade ile gülümserler. Konuşmalarında güven uyandıran bir ses tonu vardır. Çok rahat yalan söylerler. Ayrıca hiç uyandırıcı belirti vermeden olağan işlerini ve faaliyetlerini sürdürürler.

Bu tip vakalar aldatma ve yönetme yeteneklerini, yalnızca para kazanmak amacıyla kullanmazlar; söz konusu özellikler aile, arkadaşlar ve adalet sistemi de dâhil olmak üzere, herkesle her türlü ilişkilerine işlemiştir. Genellikle hapse girmekten kurtulmayı başarırlar ve yakalanıp suçlu bulunsalar bile hafif bir cezaya çarptırılır ya da erken tahliye edilirler ve sonra da işlerine kaldıkları yerden devam ederler.

Beyaz yakalı suçlar terimi ilk defa, Edwin Sutherland (1949) tarafından kullanılmıştır ve "toplumda yüksek statüde ve saygı duyulan pozisyonda olan bir kişinin işlediği suç olarak tanımlanabileceğini" savunmuştur. Terim; vergi kaçırma, satışlar, yolsuzluk, menkul ve gayrimenkul sahtekârlıkları, rüşvet alma, zimmete para geçirme, kara para aklama, görevi kötüye kullanma, tehlikeli ürünlerin üretim ve satışı ile yasa dışı olarak çevreyi kirletmenin yanında, bilişim suçları gibi pek çok türden suç etkinliğini kapsamaktadır.

Beyaz yaka suçları medyada sık yer almasına, birçok şirketin veya toplum kuruluşunun (belediyeler, devlet daireleri, dernek veya vakıflar gibi) zarara girmesine rağmen azalmamakta aksine artmaktadır. PwC tarafından 2018 yılında yapılan bir ankete katılan 7 bin 228 kurumun % 49'u ekonomik bir suç veya yolsuzlukla karşılaştığını söylemektedir ki bu oran 2009 anketinde % 30 civarında bulunmuştur. Ayrıca olayların yarısından fazlasında suçu işleyenler 'şirketin içinden' kişilerdi.

Beyaz yakalı suçlar ile güçlü insanların suçlarını birbirinden ayrı tutmak gerekir. Beyaz yakalı suçlarında esas olarak, orta sınıf konumunun veya profesyonel konumun yasa dışı faaliyetlere girmek için kullanılması söz konusudur.

Bu tiplerin işledikleri suçlar:

* Başkalarının yaşamları ve servetleri üzerinde güç kullanma arzusuyla işlenen, iyice ölçülüp biçilmiş aç gözlülük suçlarıdır. Bu çoğunlukla en azılı suçlarda görülen türden bir arzudur. Tahmin bile edilemeyecek kadar kötü bir adamın işidir.

* Yıktığı kariyerler ve hayallerle topluma büyük bir zarar vermiştir. Sebep olduğu parasal yıkım hesaplanabilirse de yol açtığı acılar ve psikolojik zarar ölçülemez.

* Eylemlerini kibarca gerçekleştirseler de, içgüdüleri ormandaki hayvanınki kadar vahşidir. En yakınlarını bile aldatmaktan çekinmezler.

* Yakalandıklarında bir yandan pişman olduklarını söylerken diğer yandan zihinleri başka hile ve aldatmaların planlarıyla meşguldür.

* Kendisine inanacak ve güvenecek kadar saf olan herkesin aldatılmayı hak ettiklerine inanırlar. Tabi kendilerini de açıkgöz ve zeki olarak değerlendirir, yaptıklarına böylece meşruluk kılıfı giydirirler.

Tehlikeli beyaz yakalı suçlular

Avukatlar, doktorlar, öğretmenler, din adamları, danışmanlar vb. genellikle güvenilen mesleklere sahiptirler. Çoğu kez güvenimiz yanlış ellerde değildir, ancak güvenmeye bu kadar istekli olmamız bizi karşımıza çıkan her türlü fırsatçıya karşı kolay bir av haline getirir. Güvenimizi kazandıktan sonra, dehşet verici bir duygusuzlukla bu güvene ihanet ederler.

Zayıfları hedef almak

Psikopatın bir avukat ya da bir yatırım danışmanı kisvesinde karşımıza çıkabileceği düşüncesi rahatsız edicidir. Ancak daha da rahatsız edici olan, görevleri zayıflara yardım etmek olan doktorlar, psikiyatrlar, psikologlar, öğretmenler, danışmanlar, çocuk bakım uzmanları gibi profesyonellerin kendilerine verilen gücü ve güveni soğuk ve hesapçı bir şekilde kötüye kullanmalarıdır.

Özellikle cinsel suistimale başvuranlar

Anne babalarının, diğer akrabalarının, çocuk bakım görevlilerinin, din adamlarının ve öğretmenlerin cinsel tacizine uğrayan çocukların sayısı gerçekten dehşet vericidir. En korkunç tacizciler, bakmakla sorumlu oldukları çocuklara yıkıcı bir fiziksel ya da duygusal zarar vermekten başka bir şey düşünmeyen psikopatlardır. Çocukken kendileri de tacize uğramış, psikolojik rahatsızlığı olan ve yaptıkları şeyden dolayı acı çeken diğer tacizcilerin çoğunun aksine, psikopat tacizciler duygusuzdurlar.

" Başarılı" psikopatlar

Psikopatların çoğu kendisini sık sık cezaevlerinde bulur. Ancak bazıları cezaevine girmez. Yasaları çiğnemeksizin ya da en azından yakalanmadan ve hüküm giymeden, avukat, doktor, akademisyen, polis şefi, tarikat lideri, askeri personel, iş adamı, yazar, ressam, komedyen olarak, akla yatkın ölçüde faaliyetlerini sürdürürler. Bu bireyler de sıradan suçlu psikopat kadar benmerkezci, duygusuz ve idarecidir; ancak zekâları, aile geçmişleri, toplumsal becerileri ve koşulları dışarıya normal bir görüntü vermelerine ve istediklerini, görece ceza almadan elde etmelerine imkân sağlar.

İş yaşamlarında bilinçli olarak acımasız, açgözlü ve görünüşte vicdansız bir strateji benimseyen, ama hayatlarının diğer alanlarında dürüst ve anlayışlı olan insanların aksine, bu tip psikopatlar aynı tavır ve davranışları yaşamlarının her alanında sergilerler. İş hayatında yalan söyler ve hile yaparlarsa bunlar ya yanlarına kâr kalır veya hayranlık uyandırırsa, hayatlarının diğer alanlarında da yalan söyler ve hile yaparlar.

Bu gibi bireylerin aileleri ve arkadaşları, misilleme korkusu duymaksızın yaşantılarını anlatsalar, duygusal taviz, çapkınlık, ikili oynama ve genellikle gelişigüzel davranışlarla doluluk görülür.

Milyonlarca erkek, kadın ve çocuk her gün yaşamlarındaki bu tip psikopatlar yüzünden dehşet, kaygı, acı ve aşağılanma yaşamaktadır.

Ayrıca toplumda bu tip suçların artması, yolsuzluğun sıradan hale gelmesine ve toplumun ahlaki değerlerinin kalıcı şekilde zarar görmesine sebep olmaktadır.

Ne yazık ki bu kurbanlar yaşadıklarını diğer insanların öğrenmesine engel olurlar. Psikopatlar, gayet iyi bir izlenim vermekte çok beceriklidirler ve genellikle kurbanlarını gerçek suçlular gibi gösterirler.

Beyaz yakalı psikopatların büyük düşünme fırsatları çoktur. Bütün büyük gazetelerin iş dünyası sayfalarında, dolandırıcılık sanatçıları ve sahtekârlık ustalarının tasarlayıp gerçekleştirdikleri kuşkulu para kazanma plânları ve anlaşmalarla ilgili soruşturma haberleri vardır. Bu haberlerde, mali çevrelerde kolay hareket etmek için gereken toplumsal becerilere sahip, kafası sayılara çalışan ve hızlı konuşan bir psikopat için binlerce kârlı fırsat vardır. Bu bireyler için kâr etme potansiyeli öyle büyük, kurallar öyle esnek, denetleyenler öyle uykuludur ki, kendilerini cennette zannederler.

Beyaz yakalı psikopatların özellikleri

Beyaz yakalı suçun psikopatlara ne kadar çekici geldiğini ve psikopatların bu tür suçlarda neden bu kadar başarılı olduklarını görmek zor değildir. Özellikle karşılarına bir sürü fırsat çıkar.

İkinci olarak psikopatlar, başkalarını dolandırmak ve kandırmak için gereken özelliklere sahiptirler. Hızlı konuşurlar, çekicidirler, öz güvenlidirler, toplumsal durumlarda rahattırlar, baskı altında sakindirler, yakalanma ihtimalini umursamazlar ve tamamen acımasızdırlar. Foyaları meydana çıktığı zaman bile, hiçbir şey olmamış gibi işlerine devam edebilir, çoğunlukla kendilerini suçlayanları şaşırtır ve kendi durumlarından kuşkuya düşürürler.

Ayrıca beyaz yakalı suç kârlıdır, yakalanma riski çok azdır ve cezalar hafiftir. Özellikle yüksek rütbeli görevlilerde yakalanma oranı daha düşük olmaktadır.

Bazı örnekler

*Üniversitede mali işlere bakan vakamız, asılsız olan veya paraya ihtiyacı olmayan öğrenciler adına eğitim yardım çekleri düzenleyerek tümünü zimmetine geçirmişti.

*Kan Bölge Merkezi'nde hastanelere sevk edilen kanın ödemelerini yapılmamış göstererek kendi hesabına aktaran beyaz yakalı görevlinin suistimali yıllarca sonra tesadüfen ortaya çıkmıştı.

*Devlet hastanesinin psikiyatri uzmanı hastaların haberi olmadan pahalı ilaçlar için indirim raporu çıkarıp onlar adına binlerce liralık ilaç almış ve özel muayenehanesinde pazarlamıştı. Üstelik bir de ilaç firmaları tarafından yurt dışı promosyon seyahatler kazanmıştı.

*Bir bankanın kadın çalışanı müşterilerin yüklü hesaplarını yıllarca fark ettirmeden tırtıklamış, on binlerce lirayı zimmetine geçirdiği çok sonraları tesadüfen anlaşılabilmişti.

*Kadın çalışanlarını istismar eden yöneticiye kıdemli erkek yöneticiler göz yummuş ve görevine devam etmiştir.

İşletmeler nasıl tedbir almalı?

  • Herhalde en başta "Denetleme güvensizlik anlamına gelmez" düsturunu prensip edinmek ve rutin kontrolleri yapmaktır.
  • İş yerinde açıklığı ve şeffaflığı desteklemek bir başka kural olmalıdır.
  • Problemin başta gelen sebebi liderliğin zayıf kalması ve kontrol mekanizmalarının yeterince işlemeyişidir.
  • Yine liderler, çalışanlar tarafından kendilerine iletilen her türlü endişe ve ihbarı ciddiye almalı, onlara ispiyoncu nazarıyla bakmamalı ve konuyu araştırmalıdırlar. Bunu yapmazlarsa beyaz yakalı suçlulara cesaret vermiş olurlar.
  • Yine bu tip suçlulara müsamahalı davranmamalıdır. Roma Katolik Kilisesi'nin liderlerinin, çocuk istismarıyla suçlanan din adamlarına karşı gevşek davrandığı ve çoğu zaman onları görevden almaktansa başka çözümler teklif ettiği görüldü. Bu da suç işleme oranını artırdı. Suçlulara gevşek davranılması potansiyel suçluları hatalı davranmaya yöneltmek anlamına gelmektedir.
  • Çalışanlar arasında kazancının ötesinde mal varlığı edinen ve yaşam sürenler, şirketin müşteri veya tedarikçileriyle alışılmışın dışında yakınlık kuranlar, prensip sahibi olamayanlar üzerinde daha özenli durulmalıdır.

Tedavide ne yapılabilir?

* Psikoterapi işe yaramaz. Psikoterapide temel varsayım, hastanın kendisine sıkıntı veya acı veren endişe, depresyon, düşük benlik saygısı, utangaçlık, takıntılı düşünceler gibi psikolojik ve duygusal sorunlardan kurtulmak için yardım almaya ihtiyaç olduğunu kabul etmesi ve bunu gidermeyi istemesidir. Ayrıca terapinin başarılı olması için, hastanın belirtilerini ortadan kaldırma girişimine terapistle birlikte etkin bir şekilde katılması gerekir. Kısacası hasta bir problem olduğunu fark etmeli ve bu sorunu çözmek için bir şey yapmak istemelidir.

İşte konunun en önemli noktası: Psikopatlar psikolojik ya da duygusal sorunları olduğunu hissetmezler, davranışlarını değiştirip toplumun kabul ettiği standartlara uydurmak için bir sebep görmezler.

*Psikopatlar genellikle kendilerinden ve dışarıdan bakanlara görünen görünümlerinden hoşnutturlar. Kendilerinde bir sorun görmez, çok az kişisel sıkıntı yaşar ve davranışlarını akılcı, ödüllendirici ve doyurucu bulurlar. Hiç bir zaman geçmişe pişmanlıkla ya da geleceğe kaygıyla bakmazlar. Kendi "hakları"nı almak için başkalarını idare etmenin ve kandırmanın meşru olduğunu düşünürler ve toplumsal etkileşimlerini, diğer insanlarda gördükleri kötülüğü yenecek manevralar şeklinde planlarlar.

* En iyi strateji; en baştan bir psikopatla ilişki kurmaktan kaçınmak, ondan uzak durmaktır. Doğrusu bunu söylemesi kolay, yapması zordur. Tipik bir psikopatın büyüleyici gülüşünün, etkileyici beden dilinin ve ikna edici konuşmasının ötesini görmeye, gerçek niyetini anlamaya çalışmalıdır.

* Gerektiğinde uzmana danışarak psikopatın düşünce yapısını anlamaya çalışmalıyız.

* Beyaz yakalı suçludan zarar gördüysek de tek kurbanın kendimiz olmadığını hatırlamalı, kendimizi suçlamaktan vazgeçmeliyiz.

Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN