Arama

Mustafa Özcan
Mart 15, 2021
Tehanevi’nin siyasi mirası
Sesli dinlemek için tıklayınız.

'Şeyhül Hind' olarak anılan Mahmut Hasan döneminde Hindistan ve Uzak Doğu'nun Ezher'i olarak kabul edilen Diyobend çalkantılı günler geçirmiştir. Hindistan Altkıtası karar günlerindedir ve adeta yolların ayrılış noktasındadır. Müslümanlar demokrasi çatısı altında Hindularla birlikte hareket ederek İngilizlerden ortak bir biçimde bağımsızlıklarını kazanacaklardır. Ya da hem İngilizlerden hem de Hindulardan ayrılacaklardır. Esasen Babür-Moğol İmparatorluğu'ndan beri Müslümanlar Hindistan'ın siyaseten sahibidirler. 1857 tarihinde Müslümanlarla Hindular İngilizlere karşı nispeten kader birliği yapmışlardır lakin yine de iltiyam edememişler, kaynaşamamışlardır. Arada inanç bağı yoksunluğu kenetlenmeye engeldir. Kenetlenme yerine yer yer çekişme havası vardır. Mahatma Gandi bu rüzgarları tersine çevirmekte zorlanmaktadır. Birtakım alimler demokrasi çatısı altında Hindularla beraberlik içinde yaşayabileceklerini, buluşabileceklerini tasavvur ederler. Hindistanlı mütekellim, müfessir, muhaddis, fakih, davetçi ve mutasavvıf Eşref Ali b. Abdülhak et-Tehânevî el-Hindî el-Fârûkî el-Hanefî ise farklı bir yaklaşım içindedir. O sadece İngilizlerden siyasi bağımsızlık almakla iktifa edilmesi taraftarı değildir, bunu doğru da bulmaz. Hindularla da yolları ayırmanın gerekliliğine inanır. Böylece bir süre sonra 'pak ülke', 'pak toprak' yani Pakistan projesi ete kemiğe bürünür Pakistan diye görünür. Eşref Ali Tehanevi Müslümanların egemenliği altında olmayan bir Hindistan'da Müslümanların dinlerini rahat yaşayamayacaklarını ve Hinduların ve Hinduizmin gölgesinde kalacaklarını düşünür. Bu nedenle iki talakla Hindistan'ı boşar. İngilizlerden siyasi bağımsızlık Hindulardan ise dini bağımsızlık kazanmak gerektiğine inanır. Hindularla siyasi ortaklığa gitmenin intihar olacağını düşünür. Ebu'l kelam Azad veya Abdulgaffar Han gibi bunun tersini öngörenler de vardır.

Tehanevi Hindulardan ayrı bir devlet yapısı öngörür. Burada dini ve İslami değerleri müstakil olarak yaşayacaklar ve yaşatacaklardır. O sırada İslami teşekküller ise ülkenin bölünmesine ve Müslümanlar adına ayrı bir devlet kurulmasına taraftar değillerdir. Müslümanların ayrı baş çekmesine itiraz ederler. Fakat zamanla algılarda dini olarak bağımsız bir devlet lehine bir kayma, değişim olur ve bu yönde bağımsız bir devlet fikri ağır basmaya başlar. Benzeri bir modeli 50 yıl sonra Bosna-Hersek yaşar ve Sırbistan'dan ayrılır. Benazir Butto'nun Tansu Çiller ile bu ülkeyi ziyareti de kaderin bir cilvesi olmalı. Tehanevi ise Müslümanların ve gayri Müslimlerin aynı vatan çatısı altında ortak bir topluluk olduklarına inanmaz ve buna karşı çıkar. Geçmişteki statüde ise son kertede Müslümanlar ülkenin dümenindedirler ve Hindular tabidir. Son sözü Müslümanlar söylemektedir. İngilizlerle birlikte bu statü değişmiştir şimdi demokratik usullerle Müslümanlar Hindularla ortak olacaklardır. Mahatma Gandi buna teşnedir ve Ebu'l Kelam Azad gibi kimi ileri gelen Müslümanlar da bu teze olumlu bakmaktadırlar. Hatta Tehanevi'nin ilginç bir öngörüsü vardır ve Hindu egemenliği altında Müslümanların İngiliz-Batı işgalini arayacaklarını ifade eder. Gerçekten de 1857 tarihinde bir felaket yaşayan Hindistan Altkıtası Müslümanları 1947 yılından sonra da benzeri bir facia ile karşılaşırlar. Mahatma Gandi'nin öldürülmesiyle birlikte esasında Hindu Müslüman ortaklığı tezi de fiilen tarihe karışır. Onun yerine kademeli bir biçimde Hinduizm yüzeye çıkar. Önce laik görünümlü ve yapılı Kongre Partisi gibi partiler el altından Hindu Milliyetçiliğini kışkırtırlar, köpürtürler, onların yerini alan Hindutva eğilimli BJP gibi partiler bunu daha açıktan yaparlar ve Müslümanlar ve kültürel mirasları üzerine konarlar, çöreklenirler. Böylece Tehanevi'nin öngörüsü de çıkmış olur.

İsrail-Hindistan buluşması

Önce Bağlantısızlar Hareketine öncülük eden Mısır ile Yugoslavya ile birlikte İsrail'den uzak duran Hindistan Camp David antlaşmasının ardından kademeli bir biçimde İsrail'e açılır hatta ortak olur. Böylece Kur'an-ı Kerim'in haber verdiği gibi şirk odakları ile birlikte Yahudiler sarsılmaz müttefik haline gelirler. Kur'an nuruyla bakan Tehanevi ile birlikte Kur'an buyruğu tarihin ve olayların aynasında tasdiklenir. Nitekim, Maide suresinin 82. âyetinde şöyle buyuruluyor: "İnsanlar içinde müminlerin en amansız, çetin düşmanlarının Yahudiler ve müşrikler olduğunu göreceksin..."

Türkistan-Pakistan buluşması

Hindistan Altkıtası kapalı bir havza değildir dini olarak Hicaz'a açık bir köprü vaziyetindedir. Dolayısıyla Müceddidiye ve devamı olan Dihlevi geleneği Hint Okyanusu üzerinden Hicaz ile buluşmuş ve kavuşmuştur. Lakin Türkistan mahrum kalmıştır. Türkistan ya da Babür Şah'ın kuzeydeki torunları ve mirası bugün yeniden güneydeki torunları ve kadim Hindistan'ın bir parçası olan Pakistan ile buluşmalı ve köprü kurmalıdır. Anadolu Türklerinin Orta Asya ile köprü kurmaları gereği gibi. Bu buluşma ile hem Pakistan hem de Türkistan yalnızlığını kıracak ve atacaktır. Bunun için Afganistan köprüsünün yeniden imar edilmesi ve kazanılması gerekir. Türkiye'nin Orta Asya'ya ulaşması için nasıl ki Nahçıvan ile Azerbaycan koridorunu aşmalı ise Pakistan ile Türkistan da Afganistan engelini aşmalı veya koridorunu kullanmalıdır. Ziya ül Hak u projeden dolayı şehit edilmiştir. Bu projeyi hayata geçirmek için nadir bulunsalar da onlarca Ziya ul Hak feda etmeye değer. Bugün İmran Han hem Türkiye hem de Türkistan'la köprü kurmanın yollarını aramaktadır. Doğru bir yoldadır. Böylece Türkistan kapalı bir havza olmaktan çıkacaktır. Ralph Peters gibilerinin Pakistan'ı bitirme haritaları da bu yolla tarihin çöplüğünü boylayacaktır.

Kimilerine göre Pakistan'ın fikir babası Pakistan'ın milli şairi Muhammed İkbal'dir. Lakin bunu en önce seslendiren irili ufaklı bin kadar eseri ve risalesi olan Ali Eşref Tehanevi'dir (El İzdiyad el Seni Ala el Yanii'l Ceni, Pakistan Müftüsü Muhammed Şefii, İdaretü'l Maarif, Karaçi, s: 64/65).

Bu yolla İslam dünyasının bazı havzalarının yalnızlıkları kırılacak ve birlikten de güç doğacaktır.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN