Mehmet Emin Ay
23.04.2026
Mehmet Emin Ay
Tüketim Ahlâkı’ndan ne anlamalıyız?- 2
23.04.2026
Tüm Yazıları

Tüketim Ahlâkı’ndan ne anlamalıyız?- 2

Yazımıza başlarken, geçen hafta bir gün arayla Şanlıurfa/Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta yaşanan elim olaylarda hayatını kaybeden masum öğrencilerle öğretmenlerine rahmetler diler, kederli ailelerine sabr-ı cemil niyâz ederiz. Cenâb-ı Hak'tan dileğimiz, sınıflarında, eğitim-öğretimleri esnasında iken hayatlarını kaybeden canlara, şehadet mertebesini nasib eylesin, onları cennetin en yüce makamında ağırlasın ve mahşer gününde tüm sevdiklerine şefaatçiler eylesin... Yine O'ndan niyazımız, düşüncelerine ve davranışlarına, şeytanın yön verdiği, insan kılıklı ve fakat şeytan ruhlu birtakım kimselere; hiçbir mukaddes değeri olmayan ve kötülükte engel tanımayan bu cânilere, imkân ve fırsat vermesin…

Hatırlarsanız, geçen hafta ifade ettiğimiz üzere, Tüketim Ahlakı konusunun ikinci kısmından; yani "Ahlâk"tan bahsedecektik bu haftaki yazımızda… Garip bir tevafuk, insanoğlunun dinden, ahlaktan, merhamet gibi değer yargılarından mahrumiyetinin, onu nasıl bir câniye dönüştürdüğünün en acı ve en yürek yaralayıcı örneklerine şahit olduk bu süreçte… Diyebiliriz ki, yaşanan bu son derece acı ve elim olayla, sadece tüketimde değil, her alanda ahlâka muhtaç olduğumuzun bir kez daha farkına varmış olduk. Bugün ahlâka dair yazacaklarımızın, onun hem tüketim alanında hem de hayatımızın tamamında, ne denli önemli bir unsur ve faktör olduğunu anlamamıza yardımcı olmasını temenni ederiz.

Ahlâk nedir?

Üzerine derin felsefi tartışmaların yapıldığı, pek çok sözün söylendiği, birçok görüşün ortaya konulduğu ve doğrusu hem fertlerin bizzat "kendisi" için, hem de sosyal açıdan insan toplulukları için son derece önemli kavramlardan biri de Ahlâk'tır.

Ahlâk konusunda kadim zamanlardan beri sayısız eserler kaleme alınmış, muhtelif tespitlerde bulunulmuş ve bazı ortak görüşler oluşmuştur. Genel kabul özellikle dinin, ahlâk üzerinde en çok etkiye sahip olduğu yönündedir. Ardından kültür, gelenek ve görenekler; felsefe ve ideolojiler gelmektedir. Bu nedenle, bir İslam Ahlâkı'ndan bahsedebileceğimiz gibi, Hristiyan Ahlâkı, Kapitalizm Ahlâkı ve Hedonist Ahlâk'tan da söz edebiliriz. Ahlâkın bu denli "etkilenebilir" bir olgu olmasında, insanın "eğitilebilir" ve "terbiye edilebilir" bir varlık olmasının rolü büyüktür. Zira insanı insan yapan, kişiliğidir. Kişilik (Şahsiyet=Personality) ise onun genetik olarak doğuştan getirilen "Huy-Mizaç" özellikleriyle; sonradan kazanılan ve kişinin daha ziyade ahlâkî yönünü ifade eden "Karakter"den oluşmaktadır. Kısaca ifade edecek olursak, ahlâk, kişiliğimizin "eğitilebilir" tarafı olan Karakter bölümünü oluşturmaktadır. Dolayısıyla onu karakterimizi temsil eden tarafımız olarak kabul edebiliriz. Yine ahlâkın, eğitimle -iyi ya da kötü yönde- işlenebilir, öğretilebilir, geliştirilebilir ve değiştirilebilir özelliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Konuya dair yapılan araştırmalar, karakterin 2/3'ünün, 2-6 yaşları arasında oluştuğunu ortaya koymuştur. Bu demektir ki, ailede geçirilen bu zaman diliminde, kişinin karakterinin önemli bir kısmı teşekkül etmektedir. Geriye kalan 1/3'ü ise gençlik yıllarında, 25 yaşına kadarki dönemde oluşmakta ve bir bakıma tamamlanmaktadır. Ancak çok rahatlıkla bu yaştan sonra da çeşitli vesilelerle karakterimizde iyiye ya da kötüye doğru meyillerin oluşmasının muhtemel; ve birtakım değişimlerin yaşanmasının da mümkün bir durum olduğunu belirtmeliyiz.

Karakter eğitiminin her birey için ne denli önemli olduğu öteden beri bilinen bir gerçektir. Nitekim "ağaç yaşken eğilir" atasözümüz de buna işaret etmektedir... Denilebilir ki, sosyal hayat içinde dengeli, tutarlı ve olumlu davranışlar sergileyen kişilerin, bu konuda, "aile terbiyesi" denilen eğitimi doğru ve yeterli bir şekilde aldıkları bir gerçektir. Tüketim Ahlâkı da insan için çocukluk yıllarında, anne babasından ve diğer aile fertlerinden; yine yakın çevresinden duyduklarıyla, gördükleriyle ve aldıkları telkinlerle teşekkül etmektedir. "İsraf etmeme" bilinci, ancak küçük yaşlarda alınan bu eğitimle bireyin tüm hayatında tatbik edeceği bir alışkanlık haline gelebilir. Çünkü karakter, ruhta bırakılan izlerle oluşur. Bu izlerin en kalıcı olanlarıysa çocukluk yıllarında yaşanan, görülen, duyulan ve telkin edilenlerden geriye kalanlardır.

Tutum ve Davranışlarımızda Karakter ve Ahlak Eğitiminin Rolü

İnsan eğitimine dair eserlerde ortak kanaat olarak, Karakterin, "çocuğun içinde bulunduğu aile ve topluma göre şekillenen; kişinin doğuştan getirmeyip, sonradan edindiği/kazandığı davranışlar bütünü" olarak kabul edildiği görülür. Burada önemli olan nokta şudur: Çocuğun iyi bir karakter kazanmasında başta ailesi, ardından öğretmenleri, arkadaşları ve yakın çevresi rol oynamaktadır. Bunlar onun sağlam, tutarlı ve dengeli bir kişilik sahibi olmasında önemli katkıları olan unsurlardır ve hiçbiri, göz ardı edilemeyecek derecede değerlidir. Bundan dolayı karakter ve ahlâk eğitimi, aile, okul ve çevre iş birliği ile desteklenmeli, aralarında koordinasyon sağlanarak, toplumun topyekûn bir şekilde dini, milli ve kültürel değerlerini öğrenmesi, benimsemesi ve içselleştirmesi sağlanmalıdır. Zira ancak bu içselleştirme sayesinde hayatın her safhasına yansıyacak "güzel ahlak ve erdem" sahibi nesillerin yetiştirilmesinden bahsedebiliriz.

Bilindiği üzere, modernizmin bütün dünyanın başına bela ettiği sekülerizmin en kötü sonuçlarından biri de kişilerin hayatından "kutsal" olan değerlerin sökülüp atılması oldu. Din, kültür, gelenek ve görenek gibi değerler yok olup giderken, liberal ve kapitalist ahlâk, her yönden hücum politikalarıyla toplumları adeta felç etti. Sinema, tiyatro, moda, reklamcılık, medya vb. tüm alanlarda, her türlü iletişim araçlarıyla bilinçler formatlandı ve bir "kutsal değer" olan "tutumluluk ve israf etmeme" anlayışı, çağdışı görüldü ve hatta aşağılandı. Buna mukabil, "Özgürce yaşa/ İstediğini satın al/ Sen çok değerlisin/ Özgürlüğünden ödün verme" sloganlarının açtığı yolda, din, kültür, dil, coğrafya fark etmeksizin topyekûn insanlık, bir "tüketim çılgınlığı"na yönlendirildi… Evet, bugün bireylerin harcamalarının önemli bir kısmında "Tüketim Ahlâkı" değil, "tüketim çılgınlığı" vardır. Dolayısıyla, günümüzde artık "tüketimde ahlâksızlık anlayışı hâkimdir" dersek haksız sayılmayız herhalde…

Bu olumsuz tabloya rağmen evrensel ve tüm zamanların dini olan İslam'a gönül vermiş müminler için söylenecek şey şudur: Müslüman bir birey için hayatının her safhasında olduğu gibi tüketimde de onun duygu ve düşüncelerini de tutum ve davranışlarını da, sahip olduğu kutsal değerler tesis ve tanzim eder; yönlendirir ve takdir eder. İslam dini, bu önemli konuda da insanı yalnız ve sahipsiz bırakmaz. Onun bu hususta kişiye nasıl rehberlik ettiğini gelecek sayımızda ele alacağımızı ifade eder, huzur, sağlık ve afiyetler dileriz.

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mehmet Emin Ay

Mehmet Emin Ay Diğer Yazıları