Arama

Son Nebi’nin isimlerinden “”: Tüm güzellikleri öğreten!..

Son Nebi’nin isimlerinden “el-Muallim”: Tüm güzellikleri öğreten!..

Bundan önceki yazımızda Peygamber Efendimizin Kur'an'da bahsi edilen özelliklerine değinmiş ve O'nun bir "muallim" olarak gönderilmesi için önceki peygamberlerin Allah Teâlâ'ya niyazlarının olduğuna dair ayetler aktarmıştık. Bugünkü yazımızda ise "kendisinin bir muallim (öğretmen) olarak gönderildiğini" ifade eden ve bu sebeple isimlerinden biri de "el-Muallim" olan Yüce Resul'ün, (sav) ashabına ve ümmetine hangi alanlarda/neleri öğrettiğine dair birtakım bilgileri paylaşmaya çalışacağız.

ALLAH'A KULLUĞUN EN GÜZELİNİ ÖĞRETEN…

Allah'a kulluğun peygamberlikten önce geldiği gerçeğinden yola çıkarak kendisine bu kutsal görev verilmeden öncesi ve sonrası hayatına baktığımızda Resul-i Ekrem (sav) Efendimizi, kulluk hayatında da günlük hayatında da "en güzel öğretmen" olarak görürüz. "En Güzel Kul: Son Resul" dedirtecek bir içtenlik ve sadakatle Allah'a kul olmanın en güzelini yaşadı tüm hayatında…

Sözleri ve davranışlarıyla, "İbadetlerin makbul ve faziletli olanı az da olsa devamlı olandır." buyurarak ibadetlerde devamlılığın, azlığından veya çokluğundan daha önemli olduğunu öğretti bizlere...

Günlük hayatında sıradan bir insan ve sade bir kul olarak yaşayarak, bu dünya hayatına fazla meyletmemeyi öğütledi âdeta…

Arkasına yaslanarak zevk ve safa içinde yemek yiyen kralların aksine o büyük bir tevazu ile "Ben kulum, kul gibi yerim" diyerek, nimeti veren Rabbine karşı alçakgönüllülük nasılmış, onu gösterdi insanlık âlemine…

AİLE HAYATINDA DAVRANIŞLARIN EN GÜZELİNİ ÖĞRETEN…

Gençliği ne kadar nezih geçtiyse ise evliliğinde de o kadar nezaket doluydu… O'na eş olma şerefine nail olan annelerimizi, O'nun zarafeti ve nezaketi adeta büyüledi. Türlü yokluklar içinde olmalarına rağmen, Efendimizin gül kokusu, güler yüzü ve tatlı sözü, dünyaya ait sıkıntıları onlara kolay getirdi.

O'nun aile hayatında akrabalığın, karı-koca hukukunun, "kişilik haklarına saygılı" bir hayat arkadaşı olarak eş olmanın, şefkatli bir baba ve sevecen bir dede olmanın tüm güzel örneklerini görmek mümkün oldu. İnsanlık en mutlu aile tablosunu O'nun ailesinde gördü. Aile hayatına dair her bir davranışı ile hep güzellikleri telkin eden ve öğreten bir öğretmen oldu. "Müminin bu dünyadaki cenneti ailesidir" diyerek, cennet esintili huzuru aile ortamında aramak gerektiğini öğretti bizlere…

ÇOCUKLARA ŞEFKATİN EN GÜZELİNİ ÖĞRETEN…

"Çocuklarınız Allah'ın size bir armağanıdır." Buyurarak, bir evlada sahip olmanın ayrıcalığının farkında olunması gerektiğine dikkatimizi çekti. "Eğer birini diğerinden üstün tutacak olsaydım ben kız evladını üstün tutardım" diyerek tüm zamanlarda ezilen ve hor görülen kız evladın değerini ortaya koydu. Kendi kızlarını ve özellikle küçük kızı Hz. Fatıma'yı her tavrı ve her sözüyle yücelterek insanlara bu konuda da en güzel örnekler sundu. İnsanlık, çocuk sevgisinin farkına O'nunla vardı. "Çocuklarınızı çok öpün. Çünkü her bir öpücüğünüz size cennette bir mertebe kazandıracaktır." tavsiyesiyle, çocuklarla kurulacak duygusal bağın yolunu öğretti ümmetine…

GENÇLERE DE YAŞLILARA DA İLGİNİN EN GÜZELİNİ ÖĞRETEN…

Gençlerle ilgilendi ve onları yetiştirdi. Hz.Ali, Mus'ab b. Umeyr, Abdullah b. Ömer, Hz. Zeyd ve oğlu Üsame, Hz. Abdullah b. Abbas ve daha yüzlerce genç sahabi, onun eğitiminin eseri olarak yıllarca etrafa ışık saçan birer kandil oldular. "İbadetle serpilip büyüyen gençlerin mahşer gününde Allah'ın özel rahmet gölgeliğinde ağırlanacak bahtiyar kimselerden olacağı" müjdesini verdi… Şeytanın, günah işleme gafletinde bulunanları ümitsizlik girdabına düşürmesine engel olmak istercesine, "Allah katında en sevimli insanlardan bir kısmı da günahına hemen tövbe eden gençlerdir" buyurarak genç ümmetlerinin elinden tuttu bu ümit dolu sözleriyle…

Toplumdaki yaşlılara verilebilecek en büyük değeri O verdi. Onlarla ilgilendi, hatta bazen ölçülü ve latîfeli şakalar yaparak gönüllerini aldı… "Büyüklerimize hürmet etmeyen bizden değildir" buyurarak, onların her zaman hürmete ve ilgiye layık olduklarını öğretti bizlere… Geçmiş ümmetlerden yaşanmış olayları aktararak ana-baba hakkının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştı ümmetine…

ÇALIŞMAYI VE HELAL KAZANCI ÖNEMSEMEYİ ÖĞRETEN…

Her peygamber gibi, elinin emeğini yedi. Peygamberlik öncesi hayatında ve mukaddes vazifesinden sonra da vekilleri vasıtasıyla ticaretle iştigal etti, rızkını helalinden kazanmaya çalıştı. Daha peygamberlikle görevlendirilmeden önce, Mekke ticari piyasasında O'nu, kendisine "güvenilecek biri" (el-Emîn) olarak tanıdı insanlar… "Dürüst tâcir, mahşer gününde peygamberlerin, şehitlerin… yanıbaşında bulunacak, onlarla birlikte muamele görecektir." buyurmak suretiyle ticarette dürüstlüğün insana kazandıracağı mertebenin yüceliğini öğretti, tüm insanlığa ve ticaret erbabı ümmetine…

Sonuç olarak diyebiliriz ki, doğumundan vefatına kadar, tüm insanlık ve O'na iman eden ümmeti hep güzellikleri ve hep iyilikleri öğrendi O'ndan… Hala da öğrenmeye devam ediyor. Çünkü geride bıraktığı en büyük mucizesi Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyesi, Allah Teâlâ'nın kıyamete kadar koruması altında ışık saçmaya devam ediyor.

O'nu "Âlemlere Rahmet" olarak gönderen Allah'a sonsuz hamd ve senâ… Ve sayısız salât ü selâm, O'na, ailesine ve ashabına…

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN