Arama

Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?

Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?

Son günlerde, yalancı şeyhlerle ilgili haberleri sık görmeye başlayınca, 'nın meşhur terkib-bendinin sekizinci bendinin ilk beyti dilimden düşmez oldu:

Her şahsı harîm-i Hakk'a mahrem mi sanırsın?
Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?

Ziya Paşa'nın yaşadığı devirde de çok olmuş olmalı ki hazret, "Her gördüğün kişinin Hakk'a yakın olduğunu mu sanıyorsun? Başında taç olan çulsuzları hem veli hem sultan olan Edhem mi sanıyorsun?" diyerek uyarmak ihtiyacı hissetmiş.

Yine aynı dönemlerde yaşamış olan 'ın meşhur müftülerinden Zehâvî Efendi (1863-1936) konunun bir başka yönüne dikkati çeker;

Dîn-i mübîn-i Ahmed-i Mürsel be-bâd dâd
Der-sünniyân teşeyyüh u der-şîa ictihâd

[Sünniler şeyhlik taslamakla, şialar ictihad ile Peygamberimiz Ahmed'in apaçık dinini rüzgâra verdi (bozdular).]

19. yüzyılda iyice artmaya başlayan sahte şeyhler yüzünden devlet Meclis-i Meşayih'i kurar ve tarikatlardan şeyh ve halife icazetnameleri istemeye başlar ama sahte şeyhlerin zuhur etmesini engelleyemez.

Anlayacağınız sorunumuz yeni değil; yalancı peygamberle başlayan, insanları inançları ile kandırma geleneği yalancı şeyhler ile devam ediyor asırlardan beri. Görülen ve anlaşılan o ki kıyamete kadar da devam edecek.

Peki neden bitmiyor, engellenemiyor?

Kanaatimce bunun iki nedeni var.

İlki, dervişlik yolunun kaygan ve zor zemini, dervişlerin doğruluğunu anlamak için onları sınayan oyunlarla dolu olması, akıllarını yoldan çeldirecek tuzaklar kurulmasından kaynaklanır. Tüm bu zorluklar, tuzaklar hep yolcunun yani dervişin samimiyetini ölçmek için yapılan bir nevi imtihan. Yolcuların büyük bir kısmı menzile varmadan yolda eğleşip kalır. Kimi, menzile giden yoldaki şehirleri beğenip orada kalır, kimileri de yoldan çıkıp sapıtır. Bazen de o yolun yolcusu olmadığı halde yola girenler olur. Diğer yolcular da bilmediklerinden böylelerini gerçek yolcu sanıp yoldaş edinirler.

İkinci husus ise sahtekârların, kısa yoldan para ve şöhret kazanmak isteyenlerin arzularına ulaşmak, kişilerin dini inançlarını kullanmak istemesidir. Bu tipler, reklam ve algı konusunda mahirdir ve özellikle dini bilgisi zayıf ve psikolojik bakımdan zor durumda olan kişileri kolayca kandırır ve saflarına çeker. Bunların tasavvufi bakımdan nesebi yoktur. O yüzden, kişilerin kontrol edemeyeceği ve aslını öğrenemeyeği düşüncesiyle genellikle yurt dışından bir bağlantı bulurlar. Bunlara uyanların gideceği yer ya akıl hastanesi veya dinden kopmak olur.

Peki ne yapacağız?

Tam olarak ne yapmamız gerektiğini ben de bilmiyorum. Uzmanların ve sorumluların oturup tartışması gerekiyor. Benim aklıma gelen birkaç şey de yok değil. Sorumluluk kişilerde olduğu için böyle bir yolculuğa çıkacaklara birkaç hatırlatmada bulunmak isterim.

Öncelikle geleneği olan ve bilinen bir yola girmek lazım. Daha önce kullanılmamış ve sonu nereye gideceği bilinmeyen yollardan sakınmalı. Özellikle ilk kez duyduğumuz ve yurt dışı bağlantılı olanlardan uzak durmalı.

İkinci husus peşinden gidilecek yolun rehberinin düzgün olması gerekir. Marjinal olmaması, toplumun ahlâk anlayışına uymayan tutum ve davranışları olmamasına dikkat edilmeli. Ayrıca helâller ve haramlar ile farz ibâdetler konusunda sıkıntısı olmamalı.

Üçüncü husus, peşinden gidilecek rehberin hiçbir şekilde devletle ve ticaretle işi olmamalı. Nüfuz ve menfaat peşinde koşulmadığından emin olunmalı.

Bunlar peşinden gidilecek rehber/kılavuz ile ilgili hususlardı. Bir de yola çıkacak kişiye, yolcuya bakalım.

Her şeyden evvel yolculuğa çıkmadan önce temel dini bilgileri biliyor olmamız gerekiyor. Temel dini bilgileri bilmeden hiçbir şekilde tasavvufi bir yola girilmez.

İkinci olarak, yolculuğu isteyip istemediğimizden gerçekten emin olmalıyız. Emin isek yola düşmeliyiz. Aksi takdirde yola düşmenin anlamı yok. Çünkü yolu bitirmek mümkün olmaz.

Yola çıktıktan sonra ise artıp dönüp arkamıza bakmamalı, daima önümüze bakmalıyız. Yola ve yolda uymamız gereken kurallara sıkı sıkıya bağlı olmamız gerekiyor. Biz yola sağlam bastıkça ve yolun kurallarına uydukça bizi hedefimizden kimse uzaklaştıramaz, yol rehberimiz yalancı olsa bile.

Yolumuz istikamet üzere olsun. Azığımız sağlam olsun. Yolculuğumuz kolay geçsin. Erenlerin himmeti üzerimizden eksik olmasın. Şeytanın hileleri ve desiseleri uzak olsun. Amin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN