Arama

Sizin tarihiniz, kültürünüz ve kökünüz nedir?

Sizin tarihiniz, kültürünüz ve kökünüz nedir?

Malumunuz, Ayasofya 10 Temmuz 2020 tarihi yayınlanan karar ile resmen müzeden camiye çevrildi. İki hafta içinde hazırlanarak 24 Temmuz Cuma günü kılınan Cuma namazı ile de fiilen de cami olmuş oldu. Dünyada ve ülkemizde doğal olarak lehte ve aleyhte farklı şiddetlerde tepkiler oldu.

Benzer şekilde ülkemizde de tepki gösterenler ve eleştirenler oldu. "Ülkenin onca derdi varken sırası mıydı şimdi?", "Durduk yerde Batı ile niye kötü oluyoruz?", "Günde şu kadar turist geziyordu, yılda şu kadar para geliyordu, milyonlarca gelirden olduk", "İnsanlığın ortak malı, evrensel miras", diye eleştirenler oldu.

Namaz günü ise "Niye şunu çağırmadınız?", "Salgın var, böyle kalabalık toplanılır mı?", "Bu ne biçim hutbe!" "Kılıç da nereden çıktı?", "İçeri neden vatandaş almadınız?" diyerek eleştirenler oldu.

Bütün eleştirileri bir yere kadar anlar ve hoşgörü ile karşılayabilirim. Hatta kimine hak da verebilirim. Ancak sosyal medya başta olmak üzere kimi yazılı ve görsel basında Ayasofya'yı camiye çevirenlere ve Cuma namazı kılmak için tarihi yarımadaya giden yarım milyona yakın insana hakaret edilmesini, yalanlar söyleyerek iftira atılmasını ne hoş görebilirim ne de anlayabilirim.

En hafifi kültürsüz, barbar, cahil, yobaz, gerici, kimliksiz ve köksüz ile başlayıp hakaretlerle ve küfürlerle devam eden sözler karşısında ise müsaade ederseniz birkaç söz söylemek isterim.

Acaba o gün namaza gidenler, camiyi açanlar gerçekten kültürsüz, cahil ve barbar mı? Köksüz ve kimliksiz mi? Size Ayasofya cami açılışında gördüğüm birkaç detayı anlatayım. Cahil ve kültürsüz olup olmadıklarına siz karar verin.

Kaba, cahil, gayr-i medeni bir toplum iki hafta gibi kısa bir zamanda bu kadar büyük bir mabedi ibadete hazırlayabilir mi, sorusu ile başlayayım ve girişe asılan levha ile devam edeyim.

Girişteki levha

Celi sülüs istifli bir hat ile koyu yeşil granit üzerine yaldızlı sarı harflerle yazılan levhayı gördünüz mü?

O levha tek başına bir medeniyet ve kültüre işaret eder. 'a ait olduğunu duyduğum istifli hattın ardında en az beş asırlık tecrübe yatıyor. Hattatı Mehmet Özçay o yazıyı yazmasını 'den, Fuat Başer Hamit Aytaç'tan, Hamit Aytaç da Nazif Bey, Kamil Akdik, İsmail Hakkı Altunbezer ve Hulusi Yazgan'dan ve bu hattatların her biri kendileri gibi meşhur hattatlardan icazet alarak yüzlerce yıllık birikimi birbirlerine aktardılar. O istife bakınca Yakut el-Musta'simî ile İslam dünyasında, Şeyh Hamdullah ile de Osmanlı coğrafyasında başlayan sülüsün Büyük Derviş Ali, Suyolcuzâde Mustafa, , Yedikuleli Seyyid Abdullah, Eğrikapılı Mehmed Râsim, Kazasker , Abdullah Zühdü Efendi, Kayışzâde Hâfız Osman, Hasan Rızâ, Mehmed Şevki Efendi gibi hattatların ellerinde beş asır boyunca nakış gibi işlenerek aldığı hali görürüz. Beş asırlık çaba ve gayretlerin sonucunda oluşturulan bu istifli sülüs hattı yazabilmenin altında yatan kültür ve medeniyet birikimini görebiliyor musunuz?

Halılar

Atalarımızın binlerce yıllık birikimi, göz zevki, el emeği ve göz nuru ile ilmek ilmek dokudukları yüzlerce halının serildiği ve adeta bir çiçek bahçesini andıran alanı gördünüz mü? Kültürü ve kökü olmayan bir toplum bu kadar güzel halıyı nasıl işleyip meydana çıkarabilir?

Bir fabrikada iki haftada dokunarak serilen halının rengi ile apsis tarafındaki yarım kubbelerin tezyinatı ile caminin içindeki büyük olduğu için kapılardan çıkarılamayan Mustafa İzzet Efendi'nin 7,5 m. çapındaki yuvarlak levhalarının zemin rengi arasındaki uyum estetik kaygısı olmayan kişilerin işi olabilir mi?

Musiki

Başka hiçbir İslam ülkesinde görülmeyen ecdadımızın yine beş asır boyunca yüzyılların imbiğinden süzerek biriktirip kemale ulaştırdığı ve caminin açılış günü kılınan namazda dinlediğimiz, Itrilerin Nayi Osman Dedelerin, Ali Nutki Dedelerin Hacı Sadullah Ağaların, III. Selimlerin, Hammamizadelerin, Hacı Arif Beylerin ve daha birçok musikişinasın bestelediği ve adına cami musikisi dediğimiz ve adeta bir konser titizliği ve uyumu içinde okunan Kur'an tilaveti, tekbirler, tesbihat, kamet, dua cümleleri, temcid, münacat, sala, mevlit, cami naat ve ilahiler sizce derin ve anlamlı bir kültür ve medeniyetin varlığına işaret etmez mi?

İmam ve müezzin tayin ederken cami musikisi örneklerini en başarılı biçimde icra eden hocaları arayıp bulmak estetik kaygısı olmayanların işi olabilir mi?

Cami için yapılanlar

Hristiyanların Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlemesindeki Oğul'un bir vasfı olan ilahi hikmet anlamında isimlendirdikleri kilisenin ismini değiştirmeyip olduğu gibi kullananların barbar olduğunu söylemek sizce insaf ve vicdan sahibi birinin söyleyebileceği bir şey midir?

1204'te misafir edildikleri 'u işgal ederek Ayasofya'yı yıkmaktan ve yakmaktan beter bir hale getiren Haçlılar ve Latinler ile Kurtuba'daki enfes caminin içine görgüsüzce ve hoyratça katedral inşa ederek mabedin bütüncül havasını bozanlar medeni iken İstanbul'u fethettikten sonra fetih hakkı olarak cami yapan ve hiçbir tarafına zarar vermeyip sağlamlaştırarak günümüze kadar getiren atalarımız barbar oluyor, öyle mi?

Ayasofya'yı fethettikten sonra gezen ve gördüğü manzaranın vahametini tarif için meşhur;

Perdedâri mi-koned der kasr-ı kayzer ankebut
Bûm növbet mi-zedend der târem-i Efrâsiyâb."

(Örümcek kayserin sarayının kapısını bekliyor, baykuş Efrasiyab'ın kalesinde nöbet tutuyor.)

beytini terennüm eden Fatih ve Türkler barbar, ama o hale getirenler medeni öyle mi?

Yapının çökmesini ve yıkılmasını önlemek için 'a takviye payandalar yaptıran II. Selim barbar, öyle mi?

Müzeye çevrildikten sonra caminin içindeki başta halılar olmak üzere değerli eşyaları kaldırıp dağıtanlar görgülü, tarih şuuru olan ve köklü iken, dağıtılan o eşyaları toplayıp tekrar yerine koymaya çalışanlar köksüz ve görgüsüz, öyle mi?

Sebepsiz yere caminin yanındaki medreseyi yıkanlar medeni ama o medreseyi aslına uygun olarak yeniden inşa etmek isteyenler köksüz ve tarih bilincinden yoksun, öyle mi?

Caminin minarelerini yıkmayı düşünenler medeni, tamir edenler barbar öyle mi?

Namaz günü yapılanlar

Ortodoksların hiçbir şeyine tahammül edemeyenler medeni ama caminin içine halı sererken sadece Hristiyanlar için kutsal diyerek ortada bir yeri boş bırakanlar barbar ve hoşgörüsüz, öyle mi?

Camiye çevirdikten sonra duvarlardaki freskleri ve kabartmalara dokunmayıp namaz kılınacağı zaman sadece mihrap yönündeki birkaç resmi ışıklandırma ile kapatanlar barbar ve düşüncesiz, öyle mi?

Cami içindeki iskelenin oluşturduğu hoş olmayan görüntüyü üzerinde en nefis hatların işlendiği kırmızı bir örtü ile kapatanlar zevksiz ve kültürsüz, öyle mi?

Cemaat

1 Haziran 1453 Cuma günü namaz için geliyormuş gibi hissederek Ayasofya'ya ilk Cuma namazını kılmak için gelenler köksüz ve tarih bilincinden yoksun, öyle mi?

Sokaklarda ve caddelerde birbirinin hukukunu gözeterek sessizce namazı bekleyen yüz binlerce insan görgüsüz ve saygısız, öyle mi?

Bu yüksek kültür ve medeniyeti yaşatanlar, atalarının eserlerine sahip çıkarken ilk seferki heyecanı duyanlar nasıl köksüz ve tarihsiz olabiliyor?

Lütfen bana söyler misiniz?

Bizim kültürümüz şiir, nesir, musiki, hat, tezhib, minyatür, mimari, ahşap işçiliği, dokumacılık sanatları, halı, ebru, çini, kündekârî, Edirnekârî, kalem işi nakış ve tavan süslemeleri, cilt ve daha birçok sanat dalı ile çok zengin.

Bilge Kağan'la başlayıp Oğuz Yabgu ile devam eden, Tuğrul ve Çağrı Beylerin kurduğu Selçuklular, Selçukluları Anadolu'ya taşıyan Alpaslan, Anadolu Selçukluları ve Kılıçaslanlar, Keykubatlar, Osmanlıları kuran Osman Gazi ve arkadaşları, İstanbul'u fetheden Fatih, Yavuz, Kanuni ile devam eden Türk devlet silsilesinin son halkası olan Türkiye Cumhuriyeti ve onun banisi ve arkadaşları bizim kökümüz ve tarihimiz.

Bizim sanatımız, kültürümüz, tarihimiz bunlar. Lütfen söyler misiniz, sizin kültürünüz, sanatınız, kökünüz ve tarihiniz nedir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN