Nişasta Bazlı Şeker Obezite Riskini Artırıyor

Yayınlanma Tarihi: 18.08.2026 08:59

Gazlı içeceklerden paketli gıdalara kadar her yerde bulunan nişasta bazlı şeker, modern beslenmenin en tehlikeli tuzağı olarak karşımıza çıkıyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, mısır nişastasından elde edilen bu şeker türünün obezite, tip 2 diyabet ve metabolik hastalıklara davetiye çıkardığını uyarıyor. Sofra şekerine göre çok daha hızlı emilen nişasta şekeri, karaciğerde yağlanmaya, bel çevresinde yağ birikimine ve insülin direncine yol açıyor. Tek bir kutu gazlı içecekte 35-40 gram nişasta şekeri bulunması, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği günlük limiti neredeyse dolduruyor. Uzmanlar, özellikle çocukluk döneminde ve gebelikte nişasta bazlı şeker tüketiminin uzun vadeli sağlık risklerini artırdığını, etiket okuryazarlığının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Peki nişasta bazlı şeker vücudunuzda nasıl bir tahribat yaratıyor?

Nişasta Bazlı Şeker Obezite Riskini Artırıyor

Nişasta bazlı şeker tüketimi, modern beslenme alışkanlıklarının en tehlikeli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, nişasta bazlı şekerin sıvı formda olması, çok hızlı emilmesi, karaciğer dışında başka yerde parçalanamaması, insülin direncini tetiklemesi ve özellikle tokluk hissini yeterince uyaramaması nedeniyle zincirleme bir şekilde sağlık problemlerine neden olabildiğini belirtiyor. Bu problemlerin başında obezite, tip 2 diyabet ve metabolik hastalıklar geliyor.

Çoğunlukla mısır nişastasının endüstriyel yöntemlerle işlenmesiyle elde edilen nişasta bazlı şeker, glukoz ve fruktoz moleküllerinden oluşuyor. Vücuttaki emilimi sofra şekerine kıyasla çok daha hızlı olan bu şeker türü, özellikle karaciğer üzerinde ciddi yük oluşturuyor. Fruktozun sadece karaciğerde metabolize edilebilmesi, fazla tüketim durumunda karaciğerin yağlanmasına, insülin direncine ve vücudun farklı bölgelerinde istenmeyen yağ birikimine yol açıyor. Prof. Dr. Yıldız, fazla şeker tüketiminin karaciğer yağlanması, bel çevresinde yağ artışı ve genel vücut yağ oranının yükselmesine neden olduğunu, bu durumun da obezite ve metabolik problemleri beraberinde getirdiğini vurguluyor.

Gazlı içecekler ve paketli gıdalar, nişasta bazlı şeker tüketiminin en yaygın kaynaklarını oluşturuyor. Bir kutu gazlı içecekte 35-40 gram şeker bulunması, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği günlük 50 gram üst sınırının neredeyse tamamını karşılıyor. Uzmanlar, paketli gıda alırken etiket okuryazarlığının önemini vurgulayarak, tüketicilerin ürünlerin 100 gram veya 100 mililitresindeki şeker miktarına bakması gerektiğini belirtiyor. Özellikle çocukluk döneminde kazanılan beslenme alışkanlıkları yaşam boyu devam ettiği için, 3 yaşına kadar gelişen tat duyusunun şekerle aşırı uyarılmaması kritik önem taşıyor. Gebelik döneminde nişasta bazlı şeker tüketimi ise hem anne hem de bebek sağlığını tehdit ediyor; annenin obezite ve metabolik hastalık riskini artırırken, bebeğin doğum kilosunun normalin üzerinde olmasına ve doğum komplikasyonlarına yol açabiliyor. Ayrıca anne karnındaki genetik programlama nedeniyle, çocuğun erişkin dönemde kronik hastalık riski de artıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Fikriyat

Mobil Uygulamamızı İndirin